Kartal Belediye Başkanı Gökhan Yüksel’e göre imar affı kentsel dönüşüm sürecinin hızını engelleyen bir iş oldu

Güncel 25.09.2021 - 00:04 27.09.2021 - 15:16

Kartal’ın genç Belediye Başkanı Gökhan Yüksel, siyasetteki tecrübelerini aktardı, özellikle gençlere ve çocuklara yönelik projelerini anlattı…

İstanbul’un en genç belediye başkanısınız ve Kartal gibi köklü bir ilçede başkanlık yapıyorsunuz. Sizi tanıyarak başlayalım, Gökhan Yüksel kimdir?

Gökhan Yüksel, Kartal’da doğup büyüdü ve yerel bir kimlik. Mahallenin ilkokulunda eğitim almış, ortaokulu devam ettirmiş, Celal Bayar Üniversitesi İktisat Fakültesi mezunu olup, Marmara Üniversitesi Sermaye Piyasası Borsa Yüksek Lisansı yapmış, ekonomist, finans uzmanı olmaya hedefleyen bir genç. Aile ve komşuluk ortamında yetişmiş, yerelliği ön planda olan, özel sektörde finans uzmanı olarak çalışan, aileden CHP’li bir genç.

Lise ve üniversite yılları bir yandan da siyasetin ufak ufak işlendiği yıllar oldu. Üniversiteden sonra Kartal’a döndükten sonra aktif gençlik yöneticiliği deneyimim oldu. Hayallerimden biri ekranlarda ekonomiyi yorumlamaktı. Belediye meclis üyeliği sırasında insanları mutlu ederken mutlu olduğumu gördüm. Tadını aldıktan sonra siyasete yoğunlaştım, aslında hizmet diyeyim daha doğru olur. Sosyal Yardım Komisyonu’nda görev aldım, bürokrasiyi tanıdım ve bürokrasinden herkesin eşit olduğu sistematiği tanıdım.

26-27 yaşında encümen başkanı oldum. Akabinde belediye başkan yardımcısı oldum, icranın içerisine girmeye, sorumluluk almaya başladım. Taleplerin nasıl çözüleceğini öğreniyorsunuz, hangi talebi çözebileceğinizi anlıyorsunuz. Eski kültürde vardır ya, talepler sigara kağıdına yazılır sonra unutulurdu. Bu duruma düşmemek için neyin yapılabilir olduğunu ayırt edip vatandaşa doyurucu bilgi vermek gerekiyor. İnsanlar çok sıkılmış, yüksek vaatlerden, büyük vaatlerden, hallederiz yaparız tavrının sonuçlanmamasından bıkmış.

İkili bir kariyerden söz ettiniz, Hangi noktada ‘ben buradan devam edeceğim’ diye kesin karar verdiniz?

Finans tarafında işler tam istediğim gibi gidiyordu. Askerdeyken ALES’e hazırladım ve yüksek lisans hedefini koydum. Fark yaratmak için bir şeyde uzmanlaşmak istedim. Sermaye Piyasası-Borsa Yüksek Lisansı okuma isteği beni ayrıştırdı. Eğitim alırken, Destek Menkul Değerler’de işe başladım. Çok keyifli gidiyordu, teoriden pratiğe geçmiştim. Televizyon programlarına da bağlanmaya başlamıştım. Tam tadını almaya başladım, ama Belediye Meclisi üyeliği devreye girince, tercih yapmam gerekti. Bir gezi süreci yaşamıştık. Sadece eylemlerle talepleri söyleme kısmının yetmeyeceğini anlayan gençlerden biriydim. Evet keyifliydi, iyiydi, sulandıranların dışında. Biz sulanmaması için çaba harcayan gençlerdendik. İşin içine girip aktif sorumluluk almak istedim. Kırılma anı aslında orası.

Kişisel hayatınızda Gezi’yi bir kırılma anı olarak tarif ediyorsunuz? Gezi eylemlerine katılan gençliğin, özellikle CHP’de politika yapan gençliğin giderek daha fazla sorumluluk almaya başladığını görüyoruz.

Evet, kişisel hayatımda sorumluluk almam gerektiği ile ilgili önemli bir dönüm noktası. Sadece sorunu ortaya koymak, dillendirmek değil, fırsat yaratım sorumluluk almak. Daha iyisini yapabileceğini, daha iyisini yapılabileceğini gösterme çabası bu.

Hemen her sene seçim yapıldı bu ülkede. Bu süreçte aktif görevdeydiniz. Belediye başkan olma talebi açısından bir kırılma noktası var mı?

Kısa vadede belediye başkanı olmakla ilgili bir kariyer planlamam yoktu, ne yalan söyleyeyim. “Sorumluluk almam lazım” deyip belediye meclis üyesi oldum; encümen üyeliği, Encümen başkanlığı, belediye başkan yardımcılığı izledi. Planlanmış değildi. Belediye Başkanımız “Ben aday olmayabilirim” deyince, o an hepimiz birbirimize baktık. Hepsi çok kıymetli, tecrübeli isimlerdi. “Ben de yapabilirim” dedim. Kapımın önünden başladım. Önce CHP’ye oy vermeyen komşularıma gittim. “Sen olacaksan, hatta çalışırız” dediler. Onların gözü önünde büyüyen bir delikanlı olarak esnaf arkadaşlarım, ağabeylerim destekledi. Cumhur İttifakı içindeki komşularıma da gittim. Onlar siyaset üstü bakabileceklerini gösterdiler, gereğini de yaptılar.

Genç insanlara olan ön yargının daha az olduğu gerçeğini de ortaya koyup, adım attık. Çok genç pırıl pırıl ne kadar güzel deyip, olayı daha da şirinleştiren annelerimiz, teyzelerimiz oldu. Peşine “Nasıl yapacak? Yaşı çok küçük” geliyor. Kartal’ın her noktasını, her sokağını, her caddesini bilen biri olarak “Merak etmeyin, o mahallede bu sorunu çözeceğiz, bu mahallede bunu çözeceğiz” deyince, “Farkında, biliyor, eksiğinin de farkında” denildi.

Türkiye toplumunda gençlere genelde çok güvenilmez. Siyasette de, ekonomide de 60 yaş üzeri daha belirleyici olur. Gençlik siyasette kendinden söz ettirmeye başlıyor. Kartal’a baktığımızda bir takım çalışmaların hayata geçtiğini görüyoruz. Gençlere geleceğiz, ama geleceğin gençlerinden başlayalım. Çocuklara yönelik projelerinizden başlayalım.

“Çocuklar, gençler geleceğimiz” diye klasik cümlelerimiz var. Yeni bir nesil yetişirken, yerel yönetimlerin üstüne düşeni yapması gerekiyor. 14 kreş ile belediyeyi devraldım, 2 kreş artırdık. İBB Başkanı İmamoğlu’nun da iddiası vardı, 3 kreş de İBB’ye yaptırdık Kartal’da. Toplamda 19 kreşle eğitime başlayacağız. Modern dünyayı, modern dansı öğrenirken, geleneğini göreneğini de öğreniyor. Çocuklar Anadolu kültürünü alıyor. Bu eğitim, bu kültür, kültür sanatın bir çok fonksiyonu aileye de ulaşmış oluyor. Birkaç kreş daha yaptıracağız. İBB’nin kattıklarıyla en az 20 kreşe tamamlamış olacağız. Daha temkinli konuşayım, ama sayısı biraz daha artabilir.

Kreşten sonra çocuklarımızın aidiyeti ve eğitimleri aksamasın diye sosyal alanlar yaratıyoruz. Adına gençlik merkezleri dedik. Ağırlıkla etüt merkezleri projemiz de var, ama bu alanlar sadece çocuklarımız için değil, gençlerin kendini daha özgür, daha rahat hissedeceği çalışma ortamları. Ders çalışma da olabilir, iş hayatındaysa laptopunu alıp gelip işini görebilir.

Açılışı daha yapılmamış, ama tamamlanmış gibi görünen bir mekan burası, özelliği nedir?

Pandemi nedeniyle açılışını yapamadığımız bir çok mekanımız var. Burası sadece sosyal tesis değil, aynı zamanda mahalledeki genç arkadaşlarımızın kendini daha rahat, özgür hissedeceği, bedava hızlı internete ulaştığı, daha ucuz çay, kahve ve yemek alabildiği bir mekan. Çocuklarımızın matematik, İngilizce, Türkçe takviye derslerinin olacağı mekanlar da yaratıyoruz. Üçü yapım aşamasında. Kariyer günlerinin de yapılabileceği, mesleklerin tanıtılabileceği yerler olacak. Kariyer planlamasıyla gençlerimizi yaşama hazırlamaya katkı sunmak istiyoruz.

Gençlik merkezleri ile ilgili hedef nedir?

Hem gençlerin nefes alacağı, hem de sosyal tesis diye adlandırdığımız mekanlarımız açıldı. Sosyal tesis, büyük ferah bir alan. Kütüphanesi de gençlerin ders çalışabileceği bir alan. Bir amfi alanımız var; müzik, tiyatro, sinema bir çok etkinliği mahallelere de çekmek istiyoruz. Yakacık’ta Havuz Park adlı sosyal tesisimizi hayata geçirdik. 3 mahallede projelerimiz hazır, akabinde 2 tane daha, yeni dönemde toplamda 5 mekanı daha bitireceğiz.

Ekonomik krizin derinleştiği bir ülkedeyiz. Pandemi krizin derinleşmesine yol açtı. Siz de ekonomik zorluklara vurgu yaptınız. Sosyal destek sistemi bakımından projeleriniz var mı?

Teşekkür ediyorum soru için. Çünkü birbirini tamamlayan sorular. Kartal Akademi’de hem liseye hazırlık sınavı, hem üniversiteye hazırlık sınavı için bir program hazırladık. Bir kısmı yüz yüze, kapasiteyi aşan kısmı da online eğitimlerle projeye dahil etmek istiyoruz. Okullarımızda çok başarılı, yeteneği olan, müzik, spor yeteneği olan çocuklarımız var. Beden eğitimi öğretmenimin üzerimde çok büyük etkisi var. Biz haylaz çocuklar olarak birbirimizi yerken, bir futbol takımı bir basketbol takımı, bir hentbol takımı ve bir de atletizm takımı kurdu. Kavga eden, tartışan birbirini sevmeyen çocuklar bir anda o kadar iyi arkadaş olduk ki... İçimizden bir arkadaşımız Milli Takım’a kadar çıktı. Bunu niye anlattım? Ben senenin başında beden eğitimi öğretmenleri ile bir buluşurum. Pandemiden önce buluşmuştuk, benim beden eğitim öğretmenim de geldi. Bu anlattığım hikaye bir 15 yıl öncesinin hikayesi, genç bir öğretmendi, hâlâ devam ediyor mesleğine. Gözleri doldu hocanın.

Bütün okulların sporsal faaliyetlerini hızlandırması için ekipmanlarını organize ettik beraber. Yetenekli olan çocukların Spor Müdürlüğü, Belediyespor içinde değerlendirilmesine çalışıyoruz. Spor akademisine yönlendiriyoruz ki, ellerinden tutalım. Dragos sahilde kano, kürek, yelken, hatta yüzmeyi bilmeyenlerin yüzme öğrenecekleri su sporları merkezini tamamladık. Su sporları dahil olmak üzere okullardan sporcuları alabileceğimiz bir spor akademisi faaliyetimiz var.

Sanat Akademisi’nin hocaları konservatuvara hazırlıyor. Orada keman, piyano, çello, aklınıza ne gelirse öğretiliyor. Resim, karikatür, hangi konuda yeteneği varsa çocuğumuz o konuda hazırlanıyor. 3 yıl eğitim alıyorlar ve mezun olan çocuklarımızdan Gençlik Senfoni Orkestrası kurduk. Kartal’ın çocukları; çocuklarımız mezun oldukça sayısını artıracağız. Tüm bunları yaparken keyifle, heyecanla, isteyerek yapıyoruz. Bizde Kartallılık çok kıymetli. Bahsettiğim Kartal Akademi, Etüt Merkezi, Spor Akademisi, Sanat Akademisi, şu an Satranç Akademisi’ni de kurduk. Milli Sporcumuz var, Kartallı çocuklarımız. Okullarımızda satranç sınıfları açmaya çalışıyoruz, turnuvalar yapıp ilçe genelinde yaymak gibi bir derdimiz var.

Bürokrasiyi tamamladık, Makine Mühendisleri Odası ile bir hangarımızı AR-GE Bilişim Teknoloji Merkezi’ne çeviriyoruz. Ne demek bu? Çocuklarımızı oraya getireceğiz. Uygulama nasıl yazılıyor, oyunlar nasıl üretiliyor gibi, belki en popüler şeyden başlayıp, onların hayal dünyalarını öne çıkarmak istiyoruz. Kartal’ın bütün okullarını, bütün sınıflarını sürecin içine katıyoruz. Bunu daha önce Sunay Akın’la kurduğumuz Masal Müzesi’nde yaptık. Eğlenceli çocuk kütüphanesi yaptık, okullarla entegre halde yürütüyoruz. Her çocuk gelsin Rıfat Ilgaz Eğlenceli Çocuk Kütüphanesi’ni görsün, Hababam Sınıfı karakterlerini görsün, istiyoruz.

AR-GE Bilişim Merkezi dediniz, oradan bir giriş yapalım. Pandemi döneminde dijitalleşme büyük bir sıçrama yaşadı. En az 10 sene ileriye attığı ifade ediliyor. Hem somut olarak eğitim sürecinde yürüttüğünüz çalışmalardan bahsedebilirsiniz, hem de bu dijital dönüşüm, akıllı belediye, yeni yaşamın daha dijitalleşmiş olarak inşa edilmesi bakımından ne tür uygulamalar söz konusu?

Pandemi süreci Kartal’ı olduğu gibi, bütün Türkiye’yi, bütün dünyayı etkisi altına aldı ve çok yordu. Pandemi sürecini yönetebilmek için teknolojinin bir çok imkanını devreye soktuk. Komşu İletişim Merkezi adını verdiğimiz, çok güçlü bir iletişim merkezini hayata geçirdik. Profesyonel bir Call Center düşünün; hizmet odaklı bütün donanımlarının, faaliyet alanlarının belirlendiğini ve belediyeyi yönlendirdiğini düşünün. Başlarda günde 50 kişi, 100 kişi arıyordu. Bu sayılar gün geçtikçe artmaya başladı. Ne kadar duyarsanız, o kadar hizmet yaparsınız, duymuyorsanız, “sorun yok” dersiniz. 2019 Kasım’ındaki Silivri depreminde 1150 telefon geldi, 150-200 talebe dönüştü. 150 binayı kontrol ettik, 5 bina için tahliye kararı verdik. Bunu niye anlatıyorum? O gün anladım ki, bizim çok daha güçlü bir iletişim, daha fazla teknolojiye ihtiyacımız var. Sayımızı artırdık ve pandemi süreci geldi. Bizi günde 500 kişi aradı, sonra 1000 kişi, 1500 kişi. Martın ortasına geldiğimizde günlük 2 bin 500 kişi arıyordu. Niçin arıyor? Bilgi sahibi olmak için arıyor, maske lazım, dezenfektan lazım diye arıyor, gıda kolisi için arıyor. 11 Mart-1 Haziran aralığında 85 bin ila 100 bin arasında komşumuz aradı. Talepleri yerine getirebilmek için müthiş adımlar attık. 40 bin gıda kolisi dağıttık, yüz binlerce maske dağıttık, dezenfekte işlemi yaptık. Dijitalleşmezseniz, teknolojinin diğer adımlarını da devreye sokmazsanız, yetişemezsiniz ya da duyamazsınız.

Fiziki olarak temas ettiğinizin insanların ötesinde temas, iletişim olanakları anlamına geliyor. Belki pandemi olmasa, bu iki üç sene sonra ulaşabileceğiniz kapasite iken, hayatın zorlaması, şartların zorlaması bir anda 20-25 kat artmış durumda.

Evden çalışma usulünü tam devreye soktuk, teknolojimizi yeniledik. 7/24 esasıyla cevap veriyor. Telefonların kilitlendiği, Vefa Destek Grupları’nın yoğunlaştığı dönemlerde 112’nin yükünü aldık. Güçlü bir altyapımız var, yerel yönetimler öne çıktı. Sosyal yardım kapasitemizi devam ettirdik. Hem nakdi destek olarak, hem gıda kolisi dağıtarak. Üç ayda 40 bin gıda kolisi dağıtınca bir aşevi ve gıda bankamız olması gerektiğine kanaat getirdik, hemen önceliklerimizi değiştirdik. Gıda bankası, aş evi için adımlarımızı attık.

Ekonomik sosyal destek şu anda en önemli mesele. Kuruldu mu bu gıda bankası?

Yapımı tamamlandı, diyebilirim. Önümüzdeki aylarda sistematiği devreye girecek. Hem sıcak yemek, hem gıda kolisi dağıtımı, hem de ihtiyaç sahibi komşularımızın kendisi de gelip uğrayıp ihtiyacını karşılayabilecekleri bir sosyal destek alanı olacak. Bir elin verdiğini diğer el görmeyecek. 10 bin kişiye kadar yemek yapabilecek bir sistemi Afet Koordinasyon Merkezi’mizin içerisine kurduk. Bir Afet Deprem Parkı yapmıştık, onun fonksiyonlarını genişletiyoruz.

Online eğitimleri devam ettirdik bu arada. Okul öncesi tecrübemiz çok yüksek olduğu için hemen online eğitimlere başladık. Kartal’da bizim öğrencimiz olmayıp davet ettiğimiz çocuklarımız oldu. Bugünden itibaren lise ve üniversite sınavı seviyesinde de Kartal Akademi’de online dersler yapılacak. Bir sivil toplum kuruluşumuzla kız öğrenci yurdu tamamlıyoruz. Kısacası çocuklar, gençler önceliğimiz ve dijitalleşme de bir zorunluluk.

Komşu İletişim Merkezi’ne dönersek, sürekli güncellenen verileri nasıl değerlendiriyorsunuz?

2 yıllık süre içinde 200 binden fazla arama var. Bu aramalar talebe dönüşüyor, en çok nereden şikayet alınıyor, memnuniyet nerede, sorun nerede görebiliyorum. Doğal bir anket aslında. Yaz geldi otların biçilmesi lazım, ekipmanlarını artırmam lazım gibi. Elbette ekip arkadaşlarım da brifing veriyor, ama doğal bir anket de var. Bana yaptırımı daha kuvvetli. Belediyeyi, büyük bir anlamda bu sistem yönetiyor diyebilirim.

Dijitalleşme ile birlikte, üniter-merkezi yapıların yerini lokal ama etkin yapılara bıraktığı bir çağdayız. Pandemi süreci buna itmiş, sürüklemiş. Siz de rüzgarın yönünü görüp, ona göre yön vermişsiniz. Süreci koordine ediyorsunuz, kaptanlık yapıyorsunuz.

Kesinlikle. O koordinasyon sistemi de benim bulunduğum makam katında. Ben her hafta mutlaka bir gün, arkadaşlarıma uğrayıp gündemi alıyorum. Her gün raporları incelemem başka, bir de haftalık gündem ne, bu hafta en çok hangi konu yüzünden arandık? Nedir çözüm önerimiz, nerede eksiğimiz var, nerede hatamız var?

Pandemi sürecinde insanlarda sıkıntı ve yalnızlık süreci olduğunu hissettik. Komşu İletişim Merkezi’nin saha çözüm ekibini devreye koyduk, tek tek haneleri ziyaret ediyoruz. 10 mahallede ziyaretlerimizi tamamladık. Bu 70 bin haneye tekabül ediyor. Kartal’da toplamda 120 bine yakın hane var. 15 erkek 15 kadın arkadaşımız, tek tek kapıyı çalıyor. Broşürümüzü, hijyen kitimizi götürüyoruz; kendimizi anlatıyoruz. Yalnız değilsiniz, mesajını götürüyoruz.

Ciddi bir kriz yaşıyor insanlar. Bu yapıların, kurumların kaslarını da geliştiriyor bir anlamda. Siz de bunu örnekliyorsunuz. Krizin büyüğü bizi gelecekte bekliyor: İstanbul Depremi. İBB’nin bu noktada hazırlıkları var. Kartal da yıkılan bir bina ile gündeme girmişti. İnsan merkezli bir kentsel dönüşüm sorunu ortada duruyor. Pandemi süreci bu meselenin geride kalmasına mı yol açtı, yoksa yoğun bir çalışmanız var mı?

Pandemi süreci kadar, belki pandemiden daha fazla önemsenmesi gereken bir süreç olduğu için, hiç geri plana atmadık. Bizim canımız yandı. 2019 Şubat’ta Yeşilyurt Apartmanı’nın yıkılışıyla canımız o kadar yandı ki! Benim evime de çok yakın bir nokta, komşularım arkadaşlarım. Göreve geldikten sonra da, ekibimle beraber en ciddi anlamda merkezimize aldığımız konu buydu. Ada bazlı dönüşümü tamamlamış, 50 bin komşumuzun binalarının yenilendiği bir tecrübeyle devraldım. Devamını getirip şu an o sayıları 70 bine getirdik. Buna rağmen felaket bizim ilçemizde oldu. “Biz iyiyiz zaten” demek değil benim amacım. Biz iyi olanlardan bir tanesi olarak daha çok çok koşmamız gerekirken, diğer ilçelerde bir hayli sorunlar tavana çıkmış durumda.

Ne yaptık derseniz, sorumluluğumuz artırmaya başladık. Vatandaşın bize gelmesini beklemeden adım atmaya başladık. İş dönüp dolaşıp kaynağa geliyor, finansmana geliyor. Hızlandırabilmek için cesaretlendirmek gerekiyor. İşin içerisine özel sektörü, bankaları, sigortaları katmak, finansman arayışı içine girmek gerekiyor. Bina dönüşümünde bile zorlanıyoruz. Biz ne yapıyoruz? Riskli yapıyı görürsek, vatandaşın da adım atmadığını görürsek inisiyatif alıyoruz. 2019 sürecinde 40 binada inisiyatif aldık. Belediye başkanının talimatıyla, yani re’sen dediğimiz uygulamayı ilk başlatan belediye biziz.

Ne oldu o 40 binada?

Bir süre tanımlanıyor bu 40 bina için 2019’da. 2020’de de 60 binaya yakın. 2021’de de yaklaşık 100 bina hedefi var. Toplamda 240’a tamamlamak gibi bir hedefimiz var. “Sen gelmiyorsan gelme, biz yapıyoruz” dedikten sonra bir 6 ay zamanları var aslında. İnsanlar gerçekle yüzleşiyorlar ve biz onlara danışmanlık yapıyoruz. Sürecin içine TOKİ mi girer, KİPTAŞ mı girer, belediyenin şirketi mi girer, bunları da çalışıyoruz. O kadar fazla alan var ki, bunları karşılayacak bir finans altyapısı, banka çok kolay görünmüyor ilk aşamada.

Sorumluluk aldığımız binaların dışında kendiliğinden bize gelen yaklaşık 300 bina var. Orada da dönüşüm hızımız çok kötü değil. Yılda ortalama Kartal’da 300 ila 400 arasında bina dönüşümü kentsel dönüşüm sürecine dahil olmuş oluyor. Özetlemek gerekirse, belediyelerin de vatandaşın cesaretini artıracak bir finansmana ihtiyacı var. Olumlu adımlar var, ama gördüğünüz üzere faizler yüzde 20, girişimciler parasını yatırmıyor sürecin içerisine.

Üstelik İmar Affı da buna tuz biber ekti bir anlamda...

Dönüşüm sürecinin hızını engelleyen bir iş oldu. “Benim binam sağlam” diyen onbinlerce insan var. Ama karot numunesi aldığınızda maalesef değeri düşük çıkacak binalar.

Kadınlar son dönemde öne çıkıyorlar; hem şiddet ve cinayetlerle, hem de haklarını aramada toplumun en dinamik kesimi olmalarıyla... Kartal açısından ne durumda?

Kadın Aile Müdürlüğü ile birlikte birçok politikayı, faaliyeti hazırlamıştık. Pandemi bunu etkileyen, bunu öteleyen bir süreç oldu maalesef. Kadına şiddet ile ilgili süreçleri en aza indirmek için bilgilendirme ve seminerlerin dışında haklarıyla ilgili onları doğru yönlendirecek birimlerimizin kapasitesini artırıyoruz. Birçok projemizin lansmanını yapamadık. Bu da onlardan biri.

Bir kooperatifimiz var, açtığımız sosyal alanlarda kadın arkadaşlarımızın ürettiği ürünleri satabilecekleri ortamlar hazırlıyoruz. Pandemi sürecinde ortaya çıkan ihtiyaçları veya yarının ihtiyaçlarını kadın arkadaşlarımızın üretebileceği bir sistem oluşturuyoruz. Sosyal yardım alan kadın arkadaşlarımızı üretim hayatının içine katmaya çalışıyoruz. İki ayrı kategoride, girişimci kadınlarımızın ve ihtiyaç sahibi kadınlarımızın önlerini açacak güzel projelerimiz var. Yakın zamanda da onun lansmanını yapacağız.

Pandemi bir meseleyle insanlığı daha fazla yüzleştirdi: İklim krizi, ekolojik yıkım. Belediyeler, yerel yönetimler, hatta merkezi iktidar daha fazla dikkate almak durumunda. Şu an bulunduğumuz mekanda güneş panelleri görüyorum, buradan başlarsak, ekolojiyle ilgili ne tür çalışmalar yürütüyorsunuz?

Ekoloji çok kıymetli. Dolayısıyla yaşamın içerisinde, yaşamın devamı, devam ettirilebilmesi için belirli kurallar var. Geleceği koruma altına almak durumundayız. Güneş enerji paneli kıymetli, rüzgar enerji paneli çok kıymetli. Fakat bu yatırımların maliyetleri çok yüksek. Biz güneş enerjisini, akıllı binaları belediyemizde hayata geçirdik. Fakat parklarımızda bunun devamlılığını sağlayabilmemiz çok mümkün değil. Devlet politikası olması. Yıl olmuş 2021, hâlâ yağmur suyu kanalları, hâlâ asfalt yenileme süreçleri ile klasik belediyeciliği yürütmeye çalışıyoruz. Çok keyif alarak anlatmayacağım bunları, ama Kartal’ın merkezindeki altyapıyı daha yeni yapabildik. 20-25 yıldır yapılmayan Kartal merkezdeki altyapı sorunu yüzünden, göreve geldiğim ilk gün esnafların dükkanlarını su bastı ve çok affedersiniz yerin dibine girdim. İnsan utanıyor.

“Siz ne yaptınız?” diye sorabilirsiniz, “Geçtiğimiz dönem de başkan yardımcısıydınız” diyebilirsiniz. Evet doğru. Bizim sorumluluk alanımızdaki yerlerde biz yıllık 5 km yağmur suyu kanalını her yıl yaptık. Fakat mahallelerde yaptığımız, ara sokaklarda yaptığımız yağmur suyu kanallarının ana hattı olmayınca, merkez sular altında kalıyordu. Ekrem Başkan ile ilk konuştuğumuz, “Aman dedim başkanım, şu altyapıyı yapmak zorundayız.” Hâlâ yağmur suyu altyapı kanallarını konuşuyoruz. 2 metreye 4 metre, rahatlıkla içinden geçebildiğin bir dere hattı kurduk. Yağmur suyu, atık su ile ilk defa ayrıştırıldı. Atık su Tuzla’daki kolektöre gidiyor.

AR-GE Bilişim Teknoloji Merkezi’mizde geliştireceğimiz projeler olacak. Özellikle akıllı bina dediğimiz, kendi enerjisini üreten, güneş ve rüzgar enerjisinden faydalanan projelerimiz olacak. Huzurevinde yaptık bunu. Akıllı bina formatını oluşturduk. Kendi belediye binamızda yine güneş enerjisinden faydalanıyoruz. Sayıları artırılmalı, fakat bunların yatırım maliyetleri çok yüksek. Yerel yönetimler güçlendirilmeli, yerel yönetimlerin bütçesi mutlaka güçlendirilmeli. Belediyeler daha fazla denetlenmeli, hiç şikayetimiz yok. Bütçeleri artıp, denetim koşulları artabilir.

Siz yerel yönetimlerin güçlendirilmesini, yetkilerin artırılmasını pek çok açıdan savunuyorsunuz. Peki 2023 Cumhuriyetin 100. yılı. Son 20-25 yılda yaşananların sonuçlarının herkes tarafından görülmesiyle birlikte daha köklü bir tartışma başlıyor. Bitmeyen bir Anayasa tartışması var, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’yle ilgili pek çok aksaklık, tartışma var. Siz Gökhan Yüksel olarak, genç bir belediye başkanı olarak 2023 Türkiye’sini nasıl bir Türkiye görüyorsunuz?

Elbette, 2023 ile ilgili hayallerimiz, düşüncelerimiz var, Gökhan Yüksel olarak. Belediye başkanı olduğum için, yerel yönetici olduğum için kendi işlerime odaklanıyorum. Kartal’daki yapılacak işler, tamamlanacak olan projeler şu an benim için çok daha kıymetli. Bunları yaptıkça, insanlar bazı şeylerin notunu vermeye başlıyor. Hangi partiden olduğuna bakıyor, genç bir belediye başkanı olarak değerlendiriyor. Genç cumhuriyetin ikinci yüzyıla geçişte daha iyi noktaya gelmesi en büyük arzumuz. Türkiye’yi bir kişinin yönetmesinin ortaya çıkardığı sorunları görüyoruz. Siz bahsettiniz gündemdeki konular. Bunlar beni keyiflendirmiyor, üzülüyorum.

“Daha iyisini yaparım” diyerek sorumluluk aldım. 2023 yılı için daha iyisinin yapılabileceğini anlatma gayretimiz olacak sadece. Şans isteyeceğiz, imkan isteyeceğiz, tercih isteyeceğiz, “Bir defa da bu tercihi bizim için kullanın” diyeceğiz. İnsanlarımız bu konuda o kadar engin bir birikime sahip ki, o kadar tecrübeliler ki, nasıl bir yol izleyeceklerine belki bugünden karar vermişlerdir. 2023’e giden süreçte tercihler değişebilir. Sadece biz daha iyisini yaparız diyerek bir iddia koyacağız. İkinci yüzyıla açıldığında bu genç cumhuriyetin genç evlatları daha iyisini yapmak için hazır.

Teşekkür ediyoruz. Son olarak eklemek istedikleriniz...

Ülkenin içinden geçtiği koşullar, pandemi de dahil olmak üzere, ne kadar büyük olursa olsun, kimse umudunu kaybetmesin. Bu ülkenin değerleri, bu ülkenin kaynakları o kadar çok ki. Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün Türkiyesi’nde yetişen genç nesil. daha iyisini yapmak için hem kendi birikimlerini artırarak, hem de yapılacak iyi işlerin notlarını alarak sürece hazırlanıyor. Bu ülkenin ekonomisi daha iyi yönetilebilir, ticaret daha iyi noktaya gelebilir, istihdam sorunu kökünden çözülebilir. İnsanların güvensizlikleri, hukuk sistemi çok daha iyi koşullara gelebilir. Kişi başına gelirin arttığı, gençlerimizin işsizlik kaygısı çekmediği günler çok uzak değil. Bunun için sadece hazırlanmak gerekiyor. Kimse umudunu kaybetmesin. Biz daha iyisini yapmak için çalışmaya devam edeceğiz.

Yorumlar (1)

Patreon Destek Olma

Online Otobüs Bileti Al