Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu bugün partisinin genel merkezinde düzenlediği basın toplantısında İspanya’nın başkenti Madrid’de Türkiye-İsveç-Finlandiya arasında imzalanan mutabakatı değerlendirdi. Karamollaoğlu, mutabakatın şu an için isabetli gözüktüğünü söyledi.

Karamollaoğlu, karara ilişkin şu değerlendirmede bulundu:

"Sayın Erdoğan, 'Bu ülkeler, teröristleri muhafaza ettikleri ve bunları korudukları müddetçe' gibi bir ifadeyi kullanmıştı. Ben bundan dolayı bu neticeyi aldıkları kanaatindeyim ve isabetli olduğunu da düşünüyorum. Hemen buradan ifade etmek isterim. Alınan netice şu an için isabetli gözüküyor."

Karamollaoğlu’nun gündeme ilişkin konuşmasından satır başları şöyle:

“Her fırsatta dünyada en çok mülteciye ev sahipliği yapan Türkiye’ye ahlak ve insan hakları dersi vermeye kalkan Avrupa ve uluslararası kuruluşlar, Fas’ta yaşanan vahşete neden ve nasıl sessiz kalıyorlar; anlamakta zorluk çekiyorum. Daha doğrusu tarihe baktığım zaman anlıyorum da, bunu içime sindiremiyorum. Bunlar insanlıktan nasibini almamış manasına gelir bu tavır.

Bir yandan Ortadoğu başta olmak üzere kriz ve savaş yaşanan bölgelerdeki sinir uçlarını kaşıyacaksınız, bir yandan da o bölgelerden kaynaklanan mülteci ve göçmen yükünü yine bölge ülkelere yığıp üstüne bir de “hukuk ve insanlık dersi” vermeye kalkacaksınız? Batı dünyası bu ikircikli tutumundan ne zaman vazgeçecek ve üzerine düşeni yapacak; bilmiyoruz. Ancak bilmelidirler ki çözümü erteledikçe, ilerleyen yıllarda karşılarına çıkacak sorunların maliyetleri daha da artacaktır. Yönetimler değil, fakat toplumlar bu konularda giderek hassaslaşmaktadır.

Bugün başta Türkiye’nin maruz kaldığı göç yükü, Batılı ülkelerin vurdumduymazlığı devam ederse, onlar için de daha büyük bir sorun olacak potansiyele sahiptir.

Ümit Özdağ: Kılıçdaroğlu çok yanılıyor, oy verecek göçmen sayısı 400-500 binin birkaç katı Ümit Özdağ: Kılıçdaroğlu çok yanılıyor, oy verecek göçmen sayısı 400-500 binin birkaç katı

İKTİDARIN ÖNGÖRÜLERİ BİR KEZ OLSUN TUTMADI

Erdoğan başta olmak üzere iktidar partisinin yöneticileri sürekli olarak her 6 ay sonra Türkiye'nin düze çıkacağını, hatta abartılı ifadelerle "çağ atlayacağını, uçacağını"; bu durum karşısında da birilerinin "çatlayacağını, patlayacağını" ifade ediyorlar. Fakat bugüne kadar hiçbir öngörüsü tutmayan iktidarın, bu öngörüleri de tek bir kez olsun tutmadı.

Şimdi de Sayın Erdoğan, pazartesi günü kabine toplantısı sonrası yaptığı açıklamada 6 ay sonrasına değil de 2023'ün Şubat-Mart aylarına yeni bir tarih verdi... 6 ay öncelerini, 16 ay öncelerini, 6 yıl öncelerini de, hatta çok daha eski tarihlerde attıkları adımları da çok iyi biliriz.

İKTİDARDAKİLER İÇİN ARTIK SON ÇAĞRI

İktidarda bulunanlara bugün buradan bir kez daha çağrıda bulunuyorum. Eskiden havalimanlarında "son çağrı" anonsu yapılırdı, işte bu çağrı da iktidardakiler için artık son çağrıdır.

Seçimlere, zamanında yapıldığı takdirde dahi, 1 yıldan az bir zaman kaldı... Hani meşhurdur ve bu Yeşilçam filmlerinin de çok bilindik senaryosudur. "6 ay ömrünüz kaldı, ne yapmak isterseniz yapın.." derler. İşte bu iktidarın en fazla 1 yıl ömrü kaldı, önlerinde son bir fırsat var. Çok kısa demeyin buna, çünkü az önce 11 aylık Refah-Yol Hükümeti de kısa zamanda büyük başarılara imza atılabileceğini gösteren örneği verdim.

Buyurun, 20 yılda yapamadıklarınızı kalan 1 yılda gerçekleştirin. Gençlerimiz arasında yaygın olan kullanımla ifade edersek; isterseniz "tüm tuşlara aynı anda basarak bölüm geçmeye" çalışın... Elinizi tutan yok, engel olan yok, önünüz açık, yetkileriniz neredeyse sonsuz; hadi buyurun.

ZİHNİYETLERİNİ DEĞİŞTİRMEYE HİÇ NİYETLERİ YOK

Hafta sonu ifade etmiştim, seçimleri %99,99 kazanırız demiş, kendilerine çok az bir ihtimal payı bırakmıştım. Fakat iktidar ortağı Sayın Bahçeli'nin bunun üzerine sarf ettiği nezaketsiz sözler gösteriyor ki, bu yüz binde bir ihtimal dahi yoktur. Çünkü mantık aynı mantık, zihniyetlerini değiştirmeye de hiç niyetleri yok. Lamı, cimi yok! Bizim birilerinin sürekli olarak algı fabrikalarında ürettikleri suni gündemlere takılıp kalacak, buralarda kaybedecek tek bir saniyemiz bile yoktur."