Kamp

Abone Ol

1974’teki “Kıbrıs savaşı” sırasında Güneş’in babası Turan Güneş, Dışişleri Bakanı’ydı.
Ada’da Makarios liderliğindeki Rum yönetimine karşı “darbe” yapıldığında Türkiye “garantör ülke” olarak Kıbrıs’a askeri harekat düzenledi. Ecevit, Ada’ya çıkarken yalnız Türklere değil Rumlara da “barış, özgürlük ve demokrasi” vaat etmişti.
Kıbrıs’ta “idealize” edilen düzen kırk yıldır kurulamadı; ada fiilen ikiye bölünmüş durumda, Güney Kıbrıs tek başına AB üyesi olurken KKTC dünyanın tanımadığı bir ülke.
Askeri çözüm diplomasiyle taçlanmadı!
“Körfez Savaşı” ise 1990’ların başından bu yana “Kürt sorunu”na bölgesel bir nitelik kazandırdı.
2003’teki Irak işgaliyle Kuzey Irak’ta Barzani liderliğindeki “özerk Kürdistan” kuruldu.
Türkiye ABD’nin istediği “kuzey cephesi”ni açma karşılığında 25 kilometrelik bir koridordan Irak’a girebilecekti. Ordu ve muhalefet tereddüt edince 1 Mart tezkeresi Meclis’ten döndü. PKK Kuzey Irak’ta doğan “otorite boşluğunu” kullanarak güçlendi ve Güneydoğu’da iç savaş koşulları yaşandı.
Prof. Hurşit Güneş, 1991’de kurulan Demirel başkanlığındaki hükümette Başbakan Yardımcısı olan Erdal İnönü’nün başdanışmanıydı. Son seçimde CHP’den milletvekili seçildi.
Hatay’a gidişinde Suriyeli sığınmacıların yerleştirildiği Apaydın Kampı’na gitmek isteyince “kıyamet koptu.”
CHP yönetimi haklı olarak, Türkiye topraklarında “Milletvekilinin giremeyeceği kamp olur mu?” diye tepki gösteriyor. Orada Esad’a karşı çarpışan “Özgür Suriye ordusu milislerine eğitim verildiği, lojistik destek ve iletişimlerinin sağlandığını” savunarak TBMM’ye bilgi verilmesini istiyor. Kemal Kılıçdaroğlu, “O kamp Yüce Divan’lık” sözleriyle Dışişleri Bakanı’nı hedef aldı.
Dün Hurşit Güneş’le konuştuk.
Hükümetin Suriye’de rejimi devirme uğruna bir “Sünni cephe” oluşturma politikasının çok yanlış olduğunu, CHP heyetinin girmesine izin verilmeyen kampta da “El Kaide görünümlü” silahlı milislerin bulunduğu kuşkusunu dile getirdi. Önce izin verilmesine karşı daha sonra “özel güvenlikli” diye kampa sokulmadıklarını anlattı.
Güneş, mültecilerin yol açtığı tedirginliği ise “Hatay, küçük bir Suriye’dir. Oradaki etnik ve mezhepsel çeşitliliği, kardeşliği Esad’a karşı savaşan Sünni Araplarla bozarsanız Türkiye bundan olumsuz etkilenir” diyor. PKK’nın artan etkinliğine dikkat çekiyor.
Türkiye’nin Suriye politikasında sürüklendiği ikileme gelince... İktidar, Kürt sorununun çözümü için “PKK’nın silah bırakmasını isterken, Suriyeli muhalifleri Esad’a karşı silahlandırmaktan yana!”
Hurşit Güneş, doğru zamanda doğru yerde bulunarak “Apaydın kampı”yla gündem belirledi.
{ "vars": { "account": "UA-51532466-3" }, "triggers": { "trackPageview": { "on": "visible", "request": "pageview" } } }