Bu ülkenin kadınları…
Anaları, kızları ayaklanmadan bu “maço vahşet” bitmez.
Bir yandan savaş, kan, terör, pusu, kıyım olarak sürüp gider…
Bir yandan, Emniyet amiri himayesinde linç patlar…
Bir yandan, çocukların üstüne mermi boşalır…
Bir stat dolusu şiddet olur bazen…
Bazen ırkçı, bazen bir ötekini aşağılayıcı bir nefret olur…
Bir yandan, dönüp dolaşır…
Bir kadını, bir genç kızı; aile meclisi diye, namus, öfke diye, kıskançlık diye, sus diye hatta sevda diye kıstırıp boğazlar.
***
Bu ülkenin kadınları…
Dizilerle mizilerle…
Masallarla fasıllarla…
Yıldızlarla fallarla…
Geçim veya terk edilme korkusuyla…
Boyun eğme kültürüyle…
Erkeklere benzeme hevesiyle…
Uyuşmaya, mayışmaya, rehin veya esir alınmaya şöyle okkalı veda etmeden, edemeden…
Bir kuytuda evladını kolayca kurban vermeye gebedir.
Bir hışımda, ama koca, ama hoca; bir maço elinde can vermeye körebedir!
***
Emniyet, adalet, erkek millet; hala tecavüze mazeret arayabilecek bir kültür ile hukuk dayatıyor.
Amca tutuyor, baba yere çöktürüyor, erkek kardeş öldürüyor; bir yaşında bir bebeğin 20 yaşında anası, bir Ceylan daha yere seriliyor. “Sosyal devlet” ise o şiddete 900 lira aylık biçiyor; anasız bebeğe baksınlar diye!
Nerede peki, vahşi ölümlerin, pusuların, kalleşliklerin dizdiği tabutların bayrağa sarılı olanında infialden infiale koşan millet?
Neredeyse her gün 5 kadının kıstırılıp çöktürülüp öldürülmesi…
Yüzlerden yüzlere kezzap dolaşması…
Burundan buruna yumruk patlaması…
Kafalardan kemiklere sopa inmesi…
İş yerinde, askerde, cemaatte, aşirette; bin tür ortamda pısıp boyun eğen ama zayıf bedenler karşısında kahraman kesilen sefil erkek şiddetinin delik deşik etmesi kafi derecede ürkütücü, insanlık adına tepki verilesi değil mi?
***
Aha “tepki” vermiş yiğidim:
Habertürk sitesinde, Ceylan’ın katline dair haber altındaki, o da elekten geçmiş yorumları okuyun:
Sözde bu şiddete karşı, ırkçı şiddetin nasıl konuştuğunu görün; okuryazar, bilgisayar, internet erişimli, “bilgi çağı erkekleri”nin his ve fikir dünyasına bir girin!
Güçsüzü ezmenin, katletmenin gündelik hayata böyle işlediği bir ülkede…
Yan yana dizilmiş asker tabutlarına dair hissiyat bile hissizdir esasında.
İnsana değil, sadece düşmanlığa, bir ötekini yok etmeye dairdir.
Canlısına, hayatına asla kıymet vermediğin yoksul çocukların ölümünden, şehitliğinden kendine kimlik biçmektir.
Hey millet…
İşte, aranızdan birileri; ama milliyetçi, muhafazakâr, liberal, ama sağcı, solcu, ama Türk, Kürt… Karısını, eski karısını, sevgilisini, evladını, kızını boğazlayıp duruyor.
Haydi köklü bir itiraz, yaygın bir infial, insanlık adına bir isyan!
Yok, olmaz…
***
Çünkü, maalesef, önce kadınlar teslim oluyor, işbirlikçi oluyor; bu erkek şiddetine kurban gidene dek, adeta bir parçası oluyor.
Baba zoruyla oğlunun kızını öldürmesine isyan edemeyen; o haneyi o erkeklerin başına yıkamayan; onları aç, susuz bırakamayan ve “Aile Meclisi”nde boyun eğen, hatta destek çıkan sıvasız evlerin boyasız kadınları da…
Pampişlerle, tontoşlarla, dizilerle kendinden geçen daha renkliler de!!
***
Bu ülkenin kadınları…
Öyle meydanda 500 kadını yalnız koyarak değil…
Analar, kızlar “erkek şiddeti”ne şöyle okkalı isyan etmeden…
Burada huzur olmaz…
Burada kan durmaz…
Burada sözde vatanını seven, ama insanlarından nefret eden maçoluk durmaz…
Kuytuda, köşede, ortada; pusu, tahrik, kalleşlik hiç bitmez.
Üniforması kan içinde, bayrağa sarılı erkek tabutları…
Dağdan toplanmış genç ölüler…
Köşe bucak, ruhu, bedeni parçalanmış kadın suretleri eksik olmaz.
***
Bir erkeğin yiğitliği, mertliği önce kendinden güçsüze el kaldırıp kaldırmadığıyla ölçülür…
Öyle sürü halinde bir güçsüze, pusu kurup bir çaresize kıymakla; elde sopa belde silah bir kadına boyun eğdirmek, boyun vurmakla değil!
Ah, mert olamadan erkeklik taslayan yumruklarla, tekmelerle, sopalarla, silahlarla, törelerle, kanunlarla yamultulmuş güzel ve yalnız ülkem!
Bir kadın isyanına muhtaçsın belli ki!