Naci Ağbal'ın Merkez Bankası Başkanı olarak atanması ne anlama geliyor?

Ağbal'ın Merkez Bankası deneyimi yok

Naci Ağbal'ın Merkez Bankası Başkanı olarak atanması ne anlama geliyor?

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından 6 Temmuz 2019’da görevden alınan Murat Çetinkaya’nın yerine Merkez Bankası başkanlığına getirilen Murat Uysal, 6 Kasım’ı 7 Kasım’a bağlayan gece yarısından sonra yayınlanan bir Cumhurbaşkanlığı kararnamesi  ile görevden alındı. Böylelikle 16 ay içinde ikinci kez Merkez Bankası başkanı görevden alınmış oldu. Cumhurbaşkanı Erdoğan, görevden alınan eski Merkez Bankası Başkanı Murat Çetinkaya ile ilgili yaptığı açıklamada, "Önceki Merkez Bankası Başkanı'nı görevden aldık, çünkü laf dinlemiyordu" diye konuşmuştu.

MERKEZ BANKASI DENEYİMİ YOK

Aram Ekin Duran'ın DW Türkçe'de yer alan haberine göre Murat Uysal’ın yerine atanan Naci Ağbal ise, önceki tüm Merkez Bankası başkanlarının aksine hiçbir merkez bankası deneyimi olmayan bir isim. Başkanlık sistemi öncesinin son Maliye Bakanı olarak görev yapan Ağbal, gelir ve vergi uzmanı olarak tanınıyor. Son 2 yıldır Cumhurbaşkanlığı Strateji ve Bütçe Başkanı olarak görev yapan Naci Ağbal’ın Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) Başkanı olarak atanması ne anlama geliyor? Uzmanlar alınan kararın Türkiye ekonomisini takip eden yerli ve yabancı yatırımcılar ve karar vericiler açısından şaşkınlık verici olduğunu belirtirken, pazartesi sabahı piyasaların açılmasıyla kurlardaki dalgalanmanın şiddetlenebileceğine işaret ediyorlar.

MERKEZ BANKASI SARAY'A BAĞLI HAZİNE DEPARTMANI OLDU

Merkez Bankası başkanının görevden alınabileceğini 10 gün önce "Paraanaliz" adlı haber sitesindeki köşesinde yazan Ekonomist Dr. Cüneyt Akman’a göre, alınan son kararla "Merkez Bankası’nın Saray’a bağlı Hazine’nin bir departmanı olarak çalışması resmen tamamlanmış oldu.”

Yeni başkanın dolar kurunun 10 TL’ye çıkmasını önlemek için acil bir faiz artırma kararı alabileceğini ve piyasalara kendi dönemine ilişkin olumlu bir mesaj verebileceğini dile getiren Akman, DW Türkçe'ye yaptığı açıklamada, "Açıkçası ekonomi yönetimi artık yapabileceği bir şey kalmadığı için köşeye sıkışmış durumda. Faiz artırmak da artırmamak da sorun artık. Alınan yanlış ve eksik kararlar nedeni ile Türkiye’ye gelmek isteyen sıcak parayı sürekli tedirgin eden bir yapı oluştu” diye konuşuyor. 

Yeni dönemde enflasyon hedeflemesi sisteminden vazgeçebileceği öngörüsünde de bulunan Dr. Akman, şunları söylüyor:

"Merkez Bankası, 2012’den beri hedeflediği yüzde 5 enflasyonun yanına bile yaklaşamadı. Dolayısıyla kendi itibarını da yerle bir ederek, artık bu sistemi yürütemeyecek hale geldi. Bundan sonra ekonomi yönetiminde sermaye kontrolü, sabit kur, sabit ve düşük faiz gibi politikalar gündeme gelebilir."

UYSAL DÖNEMİNDE DOLAR KURU YÜZDE 49 ARTTI

Murat Uysal’ın başkanlığı döneminde, yani Temmuz 2019’dan bu yana 8 kez faiz indirimi gerçekleştirildi ve TCMB’nin politika faizi yüzde 24’ten yüzde 10,25’e düşürüldü. Uysal, sert faiz indirimleri ile 2019’da dünyanın en fazla faiz indiren Merkez Bankası başkanı oldu.
Pandemi süreci ile birlikte parasal sıkılaştırma politikalarına ağırlık veren Uysal, eylül ayında gerçekleştirilen Para Politikası Kurulu (PPK) toplantısında 200 baz puanlık faiz artışı kararı ile piyasaları şaşırtmıştı. Başkanlığı döneminde Saray’dan gelen talimatlarla hareket ettiği eleştirilerine sıkça maruz kalan Murat Uysal’ın göreve başladığı dönemde yüzde 16-17 seviyelerinde olan enflasyon faiz indirimleri sonrasında yüzde 12 seviyelerine geriledi.

Uysal’ın başkanlığa getirildiği dönemde 5,73 TL seviyesinde olan dolar kuru ise, 6 Kasım Cuma günü itibariyle 8,50 TL’nin üzerinde işlem görüyordu. Bir başka deyişle, Uysal döneminde dolar kurunda yüzde 49 artış gerçekleşti.

 BELİRSİZLİĞİ VE GÜVENSİZLİĞİ ARTIRACAK

DW Türkçe’ye konuşan Kadir Has Üniversitesi Ekonomi Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Erinç Yeldan,  Merkez Bankası  başkanlığına yapılan atamanın "Türkiye’nin ekonomi yönetim stratejisine vurulmuş ağır bir darbe" olduğunu söylüyor. Alınan kararın tahrip edici ve yanlış bir adım olduğunu kaydeden Yeldan, "Ekonomi yönetiminin gereklerine bu kadar sert bir şekilde müdahale inanılır gibi değil. Artık mesele son yıllarda kaç başkanın değiştirilmesi değil; doğrudan doğruya Merkez Bankası’nın yapısına bir müdahale yapılıyor olması" diye konuşuyor.

Türkiye’de ekonomi alanında özerk, yaratıcı, makro ekonomiyi gözeten kurumların birer birer özelliklerini kaybettiğini ve Saray’a bağlandığını dile getiren Prof. Yeldan, şöyle konuşuyor:
"Ne yazık ki, ne kadar hukuki bir kılıfa büründürseniz de sosyal bilimlerin, ekonominin yasalarına aykırı bir iş yapılıyor. Türkiye’nin kaçınması gereken en önemli konu belirsizlik ve güvensizlik iken, bu son adım bu güvensizliği ve belirsizliği pekiştirecek bir etki yaratacak."  

ASIL SORUN MERKEZ BANKASI DEĞİL BAŞKANLIK SİSTEMİ

Merkez Bankası kararını DW Türkçe’ye değerlendiren İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) İşletme Mühendisliği Öğretim Üyesi Prof. Dr. Öner Günçavdı’ya göre de, Merkez Bankası’nın başına bürokrasi kökenli bir Cumhurbaşkanlığı danışmanının atanması "Merkez Bankası bağımsız değil" eleştirilerini artık daha da anlamsız kılacak.

Yapılan atamaların yasaların verdiği yetkilere dayanmasının ortada "anormal” bir durum olduğu gerçeğini ortadan kaldıramayacağını ifade eden Prof. Günçavdı, "Zaten Türkiye’nin en kısa zamanda dış kaynak bulmak zorunda olduğu bir dönemden geçerken, bu karar ile kaynak bulma teşebbüslerini daha da zora sokacak" değerlendirmesinde bulunuyor. 

Bundan sonra olası faiz artışlarının da Türkiye ekonomisine olan olumsuz bakışı değiştiremeyeceğini öne süren Günçavdı, şu görüşleri dile getiriyor:

"Günü kurtarma politikaları artık hiçbir fayda sağlamayacak. Yol bitti artık. Asıl sorunun Cumhurbaşkanlığı sisteminin yarattığı karmaşa olduğunu görmeden, ekonomide kalıcı bir iyileşme sağlanamayacak. Türkiye’nin bugün sorunu siyasi bir sorundur. Reformların başkanlık sisteminden başlaması gerekiyor."

ZEYBEKÇİ'YE YENİ GÖREV

Öte yandan Resmi Gazete'de yayınlanan Cumhurbaşkanlığı Kararnameleriyle, Merkez Bankası dışında da ekonomi yönetiminde önemli atamalar gerçekleştirildi. Bunlardan en dikkat çekeni ise eski Ekonomi Bakanı olan Nihat Zeybekçi’nin Cumhurbaşkanlığı Ekonomi Politikaları Kurulu üyeliğine getirilmesi oldu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ekonomi konusunda danışmanlık aldığı Ekonomi Politikaları Kurulu’nda Yiğit Bulut, Cemil Ertem, Gülsüm Azeri gibi isimler bulunuyor. Kurul'un görevleri arasında, “ekonomik istikrarla ilgili gelişmeleri izlemek ve değerlendirmek” ve “ekonomik güvenlik ile ekonomik savunmaya ilişkin ilke ve esasların tespitine, güncelleştirilmesine yönelik politika önerileri oluşturmak” gibi maddeler bulunuyor. Bununla beraber, Cumhurbaşkanlığı Strateji ve Bütçe Başkanlığı’nı yürüten Naci Ağbal’ın yardımcılığı görevinde bulunan İbrahim Şenel de Cumhurbaşkanlığı Strateji ve Bütçe Başkanlığına atandı.

Kaynak: DW Türkçe
 

Güncelleme Tarihi: 08 Kasım 2020, 16:47

YORUM EKLE
YORUMLAR
başkanlık sistemi süper
başkanlık sistemi süper - 3 hafta Önce

ya bu başkanlık sistemine laf etmeyin başkanlık akp nin sonunu getirdi getirecek.parlementer sistemde suçu ona buna atıyorlardı asıl hedef olmaktan çıkıyorlardı şimdi tüm yetki ellerinde beceremeyince başaramayınca ortada tek suçlu kendileri kalıyor zaten istedikleri kadar merkez başkanını değiştirsinler. ülkedeki sorun sadece merkez bankası ile çözülmez.merkez bankası paraya değer katamaz paraya değer katan üretim ve katma değer getiren herşeydir merkez bankası duruma göre faiz para basma işlemi yaparak denge kurmaya çalışır.paraya değeri halkla beraber devlet yönetenler katar.kimse yönetenlere güvenmiyorsa ne yatırım yapar ne borç verirler hatta halkta güvenmiyorsa üretim düşer üretim düşerse paranın değeri iyice düşer.damat hedef olmasın diye bir tane günah keçisi yaptılar.

SIRADAKİ HABER