Benim davam devam eder Maraş’ta
Benim davam duman tüter Sivas’ta
Benim davam HınzırPaşa hep başta
Benim davam insanlık hep yasta(*)
2 Temmuz 93’te Madımak’ta yitirdiğimiz 33 canı şehit eden katillerin davasında ''İnsanlık suçunda zaman aşımı olmaz, ancak bu suçu işleyenler kamu görevlisi değil sivil” diyerek davanın düşmesine karar veren 11.Ağır Ceza Mahkemesi böylece insanlık tarihinin en büyük utanç verici kararlarından birisinin altına imza atmış ve Sivas Davası düşmüştür.
Mahkemenin bu hukuk tanımaz, insanlık dışı ve evrensel değerlerden uzak kararının düşmesi sadece bir davanın düşmesi değildir. Düşen iktidarın ve onun birer memuru gibi çalışan yargının maskesidir. Düşen dava değil, Başbakan’ından, Adalet Bakanına, bu kararı veren yargı mensuplarına kadar birçok kişinin maskesidir. Ve o maskenin altında AKP’nin, RTE’nin, piyon kurumlarının gerçek utanılası yüzleri ortaya çıkmıştır.
Mahkeme heyeti, bir yandan bu kararla adliye binası önünde toplanan, sadece adalet isteyen binlerce kişiye gaz bombaları, tazyikli su, robokoplar ve coplarla saldıran, diğer yandan katilleri kollayan-koruyan, onları evlendiren, çocuk sahibi - iş sahibi yapan ve büyük bir keyifle “karar milletimiz için, ülkemiz için hayırlı olsun'' diyen Başbakana uşaklığını tescil etmiş, Madımak katillerini ödüllendirmiş ve Sivas katillerinin avukatı olan birçok AKP’li bakan, milletvekili, belediye başkanı, kamu yöneticisinin işlediği bu insanlık suçu da onaylamış, suça ortak olmuştur.
AKP iktidarı da daha önceki hükümetler gibi hem iç hukuk kurallarına, hem de altına imza attığı uluslararası normlara, anlaşma ve sözleşmelere aykırı uygulamalar sergilemekten kaçınmamış “İnsanlığa karşı işlenmiş suçlara karışmış kişiler, sıfatları ne olursa olsunlar, haklarındaki dava zaman aşımına girmez” şeklindeki AİHM kararını da hiçe saymıştır.
Aslında bu karar yurtiçinden ve yurtdışından bu davayı takip etmek için Ankara’ya gelen binlerce kişi için çok da beklenmeyen bir karar değildir. Zira bu iktidarın yıllardır yaşanılan toplumsal ve sosyal olaylar karşısındaki zihniyeti bilinmektedir. Bu zihniyet Sivas Madımak katliamında toplanan eli kanlı güruha “Gazanız mübarek olsun!” diyen dönemin Belediye Başkanı Temel Karamollaoğlu’nun sözüyle birebir örtüşen bir zihniyettir ve bu katliamcı zihniyetin biraz farklı sözcüklerle ifade edilmesinden başka bir şey de değildir. O gün Karamollaoğlu’nun söylediğini bu gün RTE söylemektedir. Söylemekle kalmamıştır, olası başka katliamları da özendiren ve cesaretlendiren bir anlayışı sergilemiştir. Bu anlayış katliamcı devlet geleneğine sahip çıkan faşist diktatörlük sevdalısı bir anlayıştır.
10 yıllık iktidarı sonucunda yasama, yargı ve yürütmeyi ele geçiren AKP iktidardayken bu kararın Yargıtay’dan dönme olasılığı çok zayıf gözükmektedir. Yargıtay’dan dönmemesi halinde bu dava AİHM’e taşınacaktır. Yani tüm hukuksal yollar denenecektir. Belki bazı katliamlar kitabına uydurulacak veya hukuk dışı uygulamalarla davalar düşürülecek, kimi başka olası davalar için de zamanaşımı yolu açılacaktır.
Dün Ankara’da binlerce kişinin haykırdığı Koçgiri, Zilan, Dersim, Maraş, Çorum, Sivas, Gazi, Hrant Dink ve son olarak da Uludere katliamları da iktidar ve iktidarın emir kulu mahkemelerinde düşürülmeye, birçok dava aynı şekilde bitirilmeye çalışılacaktır.
Ama bilinmelidir ki, iktidarlar hangi katliamı ve insanlık dışı uygulamayı temize çıkarmaya; halkın vicdanında bitmemiş olan davaları bitirmeye çalışırlarsa çalışsınlar nafiledir. Bu davalar gerçek yargılamalar olmadan bitmeyecektir. İnsanlık suçlarını zamanaşımına uğratmak isteyenleri tarih, toplum ve insanlık belleği hiçbir zaman unutmayacak, affetmeyecektir.
Bu dava bitti diyenler, davanın hukuk açısından zamanaşımına uğramasını sağlayanlar yanıldıklarını anlamalıdırlar. Bu mücadele adaletin herkese eşit uygulandığı, insanların yakılmadığı, kalleşçe öldürülmediği, halkların kardeşçe yaşayacakları bir dünya kuruluncaya kadar aralıksız sürdürülecektir.
Bu dava bitmedi. İnsanlık suçlarında zamanaşımı olamaz, kabul edilemez. Halkın vicdanında zamanaşımı devam edecektir. Çünkü insanlık belleği asla zamanaşımına uğramayacaktır..
(*) Sözler Ali Şart Soydemir’e ait olup son sıradaki “benim davam ehl-i beyt hep yasta” yerine davanın tüm insanlığı ilgilendirmesi açısından “insanlık” demeyi uygun gördüm. Söz yazarının bunu anlayışla karşılayacağına inanıyorum.