Sayıştay'ın ``Afyon Kocatepe Üniversitesi´´nde ''kayıt ve diploma'' parası adı altında toparlanan 732 bin liranın; 573 bin 971 TL’nin önceki rektör Halim Sözbilir, Genel Sekreter Mehmet Tabak, 76 bin 345 TL’nin ise mevcut Rektör Ali Altuntaş’tan tahsil edilmesine geçtiğimiz aylarda karar vermişti. Öğrencilerden kayıt sırasında ``banka sistemi ile zorla´´ toparlanan bu paraların faizi ile geri ödenmesi için soruşturma başlatıldı.
Daha önceleri de konu olan AKÜ, yaz okullarına bırakılan öğrenci sayısının çok olması ve çevre illerdeki öğrencilerin AKÜ'yü tercih etmesiyle konu olmuş ve dönemin rektörü (Halim Sözbilir) çevre illerdeki öğrencilerin yaz okulu için üniversitelerine kayıt yaptırmasını; ''vermiş oldukları kaliteli ve çağın gereklerine uygun eğitim'' olarak açıklamıştı. Ama o öğrencilerin neden yaz okuluna kaldıklarını söylememişti. Madem çağın gereklerine uygun ve kaliteli eğitim veriliyordu neden 6.319 öğrenci yaz okuluna kalmıştı(!)
Çoğu orta ve işçi sınıfı çocuklarının oluşturduğu devlet üniversitlerinde, ki günümüz konjonktürel koşullarında orta sınıf kavramının kalktığı, ``zenginin daha zengin´´, ``fakirin daha fakir´´ olduğu bu dönem içerisinde üniversite öğrencilerinin ödemek zorunda bıraklıdığı har(a)ç paraları yetmiyormuş gibi bir de adına `İletişim Ücreti´ (2010 yılı öncesinde ki eğitim öğretim yıllarında `Bağış´ parası olarak adlandırılıyordu) diye söyledikleri para eklendi. Konu ile ilgili açıklamada bulunan AKÜ, suçlamaları redderek; ''Sayıştayın her yıl üniversitelere yaptığı genel rutin kontrol'' olarak adlandırmıştı(!).
Konuya biraz daha geniş ``kadraj´´dan bakacak olursak; üniversite öğrencilerinin tek sorunu bu olmasa gerek(!) Barınma koşullarının sağlanamadığı, sağlansa bile üniversite öğrencilerini ``altın yumurtlayan kaz´´ görüldüğü ülkemizde eğitimin giderek özelleştirilmesinin ardından, barınma sorunları dışında; ulaşım, yeme-içme-giyinme, sosyal aktivite yani adına ``temel ihtiyaç´´ dediğimiz kavramları güçlükle yerine getirebilen üniversite öğrencisi sayısı oldukça azdır. Tabi burada vakıf üniversite öğrencileri ``kadraj´´ dışındadır.
Üniversitelerin birer bilim yuvası olması gerektiği yerde, eğitimin paralı hale gelmesi, üniversite sınavını kazanan ama parası olmadığı için gidemeyen yada kaydını yenileyemediği için okulunu bırakmak zorunda kalan yoksul öğrenciler göz önündeyken, devletin 2001 yılından bu yana vakıf üniversitelerine karşı yapmış oldukları yardımlar ise astronomik rakamlar ile boy ölçüşür hale gelmiştir.
Zaten kayıt ettiği öğrencilerden para alan vakıf üniversiteleri bir de devletten yardım almaktadır. Şu an 45 tane vakıf üniversitesi bulunan ülkemizde devletin 2004-2008 yılları arasında yapmış oldukları yardımlar küçümsenmeyecek derecede çoktur.
BDP Van Milletvekili Özdal Üçer’in vermiş olduğu bir soru önergesi, vakıf üniversitelerine yapılan yardımların 3 yıldır Sayıştayın engeline takıldığını ortaya çıkarmıştır. İş adamları tarafından kurulan vakıf üniversitelerinin bir de devletin yardım kampsamında olması eğim ``özelleştirilmek´´ mi isteniyor sorusunu akıllara getirmiştir. Şu anda 156 tane devlet üniversitesinin sadece 22 tanesi devlet yardımı (22 üniversite arasında AKÜ de yardım almaktadır) kapsamındadır.
Merkez üssünün AKÜ olduğu bu eğitimdeki yolsuzluk depreminin bundan sonra hangi üniversitelerin fay kırıklarını faaliteye geçireceğini bilemeyiz ama bildiğimiz tek bir şey var ki, o da şu an eğitimin özelleştirilme sinyanlerinin verildiğidir.
Son olarak eklemek isterim ki: AKÜ'de sadece bu yaşanmıştı. 2008-2010 eğitim yılları arasında okumuş olduğum bölümün öğretim görevlisi ``O.T.´´ bölüm öğrencilerini derslerden geçirmek için kendince geliştirmiş olduğu farklı yöntemler ile zorla para almıştı. Bu durumu sektör haline getirip son yıl ``bitirme tezi´´ adı altında öğrencilere tez konusu vermiş ve gene birkaç öğrenci haricinde zorla para almıştı. 1nci elden alınmayan bu paralar sınıfta bir (E)l(Ç)isi tarafından toparlanmıştı.
Bu paraları ödeme güçlüğü çeken çoğu arkadaşım okulu bırakmayı bile düşünecek hale gelmişti. Gerçekleşen bu olay okul yönetimi tarafından duyulmasının ardından öğrencilerden gelen dilekçeler ile ``O.T.´´ okuldan uzaklaştırılmış ve öğretim görevilisinin öğrencilerden ``zorla almış olduğu para´´yı geri ödeyeceğiz diyen okul yönetiminden ise hala ses seda çıkmamıştır. Bölüm mezunu ve okumakta olan öğrencilerden gelen dilekçelerin ardından merkez kampüse gönderilen öğretim görevlisi sanırım hala görevi başındadır...
Yazının başlığında da belirtiğim gibi İmam böyle yaparsa cemaat ne yapmaz…
*Bu yazıyı yazmaya 3 yıl önce karar vermiştim.Yazımı üniversitedeki arkadaşlarıma armağan ediyorum…
Belge 1: http://www.personelmeb.net/haber/1448/devlet-universitelerine-para-yardimi-haberi.html
- - - - - - -