Türkiye'nin birçok ilinde 1 Eylül Dünya Barış Günü dolayısıyla basın açıklamaları ve eylemler düzenlendi.

Yapılan açıklamalarda hem ülkemizde hem de dünyada barışa olan ihtiyacın arttığı vurgulanarak barış talebi etrafında mücadelenin acil olduğu dile getirildi.

Bazı illerde yurttaşların karşısına polis dikildi ve müdahaleler oldu. İstanbul'daki eylemde birçok yurttaş gözaltına alındı.

İSTANBUL'DA BARIŞ TALEBİNE GÖZALTI

İstanbul Kadıköy'de barış için Karaköy-Eminönü İskelesi önünde bir araya gelen kadınlar polis çemberine alındı.

"Şavaşa hayır, barış hemen şimdi" sloganlarıyla bekleyişlerini sürdüren kadınlar gözaltına alındı.

ESKİŞEHİR'DE BARIŞ İSTEYEN YURTTAŞLARA POLİS BARİKATI

Eskişehir Emek ve Demokrasi Platformu 1 Eylül Dünya Barış Günü'nde “Savaşa, işgale ve ırkçılığa karşı halklar barış istiyor” şiarıyla Doktorlar Caddesi girişinde bulunan Edi-koop önünde bir araya geldi.

Ulus Anıtı’na yürümek isteyen platform üyelerine polis, "Doktorlar Caddesi'nin yürüyüş güzergahı olmadığı" ve "yürüyüşün izinsiz olduğu" gerekçeleriyle engel olmaya çalıştı. Çevik kuvvet polisleri kalkanlarla kitleyi abluka altına aldı. 2 Temmuz’da bu güzergahtan yürüdüklerini hatırlatan yurttaşlar polisin yolu açmasını istedi. Bir süre sözlü tartışma yaşandı. Polisin yürütmemesi üzerine önce oturma eylemi kararı alındı. Ardından da İl Sağlık Müdürlüğü önünde basın açıklaması yapmaya karar verildi. Kitle, polis ablukası altında Sağlık Müdürlüğüne giderek basın açıklamasını burada yaptı.

Kılıçdaroğlu ABD'ye gidiyor: Bernie Sanders'la görüşecek Kılıçdaroğlu ABD'ye gidiyor: Bernie Sanders'la görüşecek

Eskişehir Emek ve Demokrasi Platformu adına basın metnini Emek Partisi Eskişehir İl Başkanı Av. Heval Yıldız Karasu okudu. Savaşa, işgale, ırkçılığa karşı barış istediklerinin altını çizen Karasu, eşit, özgür bir ülke ve dünyada yaşamak isteyen herkesi birleşik mücadeleye çağırdı.

Karasu, “Egemenlerden, sermayeden ve onların savaşçı politikalarından sıyrılmadan, kendimiz için örgütlenmedikçe, kendimiz için mücadele etmedikçe her kavganın, her savaşın kaybedeni bizler olacağız. Ulusumuz, milliyetimiz, inancımız, mezhebimiz, cinsel yönelimimiz, cinsiyetimiz ne olursa olsun gün birleşme günüdür” diye konuştu.

VAN'DA KONUŞAN BULDAN: DİYALOG VE BARIŞTAN BAŞKA BİR YOL YOK

Van’da 1 Eylül Dünya Barış Günü dolayısıyla "Savaşa, faşizme karşı barışı haykırıyoruz" sloganıyla Musa Anter Barış Parkı’nda miting gerçekleştirildi.

Alanda "Savaş kaybettirir barış kazandırır , “Savaşa karşı barışı, ölüme karşı yaşamı savunuyoruz”, “Tecrit dursun, barış konuşsun”, “Zindanlar boşalsın, tutsaklara özgürlük”, “Savaşı durduracak gücümüz, barışı inşa edecek inancımız var" pankartları asıldı.

Mitingde konuşma yapan HDP Eş Genel Başkanı Pervin Buldan, “Kürt sorununun çözümü için diyalog ve barıştan başka bir yol yok” dedi.

BARIŞ GELENE KADAR MÜCADELE

Açılış konuşmasını yapan 1 Eylül Tertip Komitesi Başkanı Sedat Düşünmez, "Biz burada barışı haykırmaya geldik. Barışın ne kadar güzel olduğunu herkese göstermeye geldik. Bugün de yarın da sadece barış diyen kadim bir halkın çocuklarısınız, barış demeye devam edeceğiz" dedi.

DBP Van İl Eş Başkanı Gülderen Varlı, barışın aciliyetine dikkat çekerek, “Halkların barıştan yana olduğunu bilmiyorlar ama biz göstereceğiz onlara. Bu topraklara barış gelene kadar mücadelemiz devam edecektir" dedi.

HDP Van İl Eş Başkanı Fikret Doğan da barışa dair umutlarının yüksek olduğunu ifade etti.

"ÇÖZÜM İÇİN BÜTÜN YOLLAR TECRİT İLE KAPATILDI"

HDP Eş Genel Başkanı Pervin Buldan, barış temennisinde bulunarak sözlerine başladı ve “Siz buraya Ankara’ya bir mesaj vermek için geldiniz. Sesinizin, taleplerinizin Ankara'ya ulaşması için geldiniz, iyi ki geldiniz" dedi.

Buldan, iktidarın savaş politikalarında ısrar ettiğini ifade ederek, "Biz barışın refah, huzur, güvenli gelecek anlamına geldiğini biliyoruz. Savaşlar kaybettirir ama barışlar büyük kazandırır. Biz de barışla büyük kazanacağız" dedi.

Çözüm sürecine atıfta bulunan Buldan, "2013 yılında yürürlüğe konulan ancak AKP’nin yok saydığı o dönem bu ülkenin en huzurlu yıllarıydı. Bu süreç içerisinde biliyoruz ki hiçbir annemiz ağlamadı, hiçbir gencimiz toprağın altına girmedi. Bütün yollar tecritle kapatıldı. Tecridin insan hakları ihlali olduğunu biliyoruz. Tecrit bir an önce kaldırılmalıdır. Sayın Öcalan, ailesi ve avukatları ile görüşme yapabilmelidir" diye konuştu.

"KAYBETTİLER, KAYBEDECEKLER"

İktidarın halkı borç batağına çektiğini söyleyen Buldan, "AKP’nin iktidara geldiğinden beri rüşvetle, talanla çarkını döndürdüğünü biliyoruz. Bu karanlık iklimden yaralanıp kumpas davaları önümüze çıkardılar. Size sözümüzdür, bu ülkeyi aydınlığa HDP çıkaracak, biz çıkaracağız, siz çıkaracaksınız. İktidarlarının sona yaklaştığını biliyorlar. Savaş konseptini bir daha devreye soktular. Dillerinde Kürt düşmanlığı var" dedi.

Sorunların çözümü için diyalog ve barıştan başka bir yol olmadığını söyleyen Buldan, “Siz gidicisiniz, kaybettiniz, kaybedeceksiniz. Bugün cezaevlerinde binlerce Kürt ve siyasetçi içeride olduğu için kaybettiler, hasta tutsaklar içeride tutulduğu için kaybettiler. Bugün Aysel Tuğluk cezaevinde tutulduğu için kaybedecekler. Bir torba içinde oğlunun kemiklerini bir babaya verdikleri için kaybettiler, kaybedecekler. Türkiye soluyla birlikte Emek ve Özgürlük İttifakı'yla hep birlikte yan yana mücadele edeceğiz. Artık onlara güle güle demenin zamanı gelmiş. Sizlere söz veriyoruz, HDP Türkiye halklarının sesi olacak ortak yaşamın teminatıdır" dedi.

ANKARA: BARIŞ HAREKETİ YARATILMASI ACİL VE YAŞAM GÖREV

Ankara'da emek ve demokrasi güçleri 1 Eylül Dünya Barış Günü için Anıttepe'de bir araya geldi. Eylemde, milyonlarca emekçinin katılacağı geniş bir barış hareketi yaratılmasının demokrat, yurtsever, devrimci, sosyalist tüm güçlerin acil ve yaşamsal görevi olduğu ifade edildi.

KESK Ankara Şubeler Platformu, Genel-İş, Emek Partisi, HDP, DBP, Devrimci Parti, SEP ve Kaldıraç'ın katıldığı eylemde yapılan ortak açıklamada, bugün savaşların en önemli kaynaklarından birinin emperyalistler arasındaki hegemonya mücadelesi olduğunu kaydedildi.

Dünya halklarına sömürü, açlık ve sefaletten başka bir şey vermeyen Batı merkezli emperyalist-kapitalist sistemin savaş örgütü NATO'nun “faaliyet alanı”nı tüm dünyaya genişlettiği belirtilen açıklamada, "Bugün dünyanın dört bir yanında savaşlar ve silahlı çatışmalar sürüyor. Ukrayna’dan Yemen’e, Suriye’den Libya’ya kadar yakın bölgemizdeki savaşlar ülkemizin emekçilerinin ve halklarının yaşam koşullarını, ekonomik durumu ve genel siyasi ortamı olumsuz etkiliyor" denildi.

Suriye’deki savaşın halkları için korkunç sonuçlar yarattığı vurgulanan açıklamada "Suriye’deki savaşa boylu boyunca dahil olma kararı, sadece AKP’nin tercihi değil, Türkiye tekelci burjuvazisinin, 'bölgesel güç olma', 'ekonomik, politik ve askeri yayılmacılık' hedef ve yöneliminin  bir sonucudur. Rojava ve Başur Kürt bölgelerine, Kuzey Suriye’deki çeşitli alanlara yönelik sürekli saldırı ve işgaller, kurulan üs ve kontrol noktaları, Libya’daki savaşa dahil olma, Somali ve Katar’da kurulan askeri üsler, Kıbrıs’ta askeri güç bulundurma ve Ada siyasetine sistematik müdahale, onlarca ülkede uygulanan askeri eğitim programları da aynı yönelimin göstergeleridir" denildi.

Barışın iş, ekmek, insanca yaşam isteyen emekçilerin, eşitlik ve özgürlük isteyen halkların, Aleviler ve diğer inanç topluluklarının ortak talebi olduğu ifade edilen açıklamada, savaşların ise halklar için yıkım, ölüm, soykırım; emekçiler için yoksulluk, işsizlik, gençlerin yok edilen yaşamları ve karartılan gelecekleri olduğu dile getirildi.

Bu nedenle milyonlarca emekçinin katılacağı geniş bir barış hareketi yaratılmasının demokrat, yurtsever, devrimci, sosyalist tüm güçlerin acil ve yaşamsal görevi olduğu vurgulanan açıklamada, "Yoksulluk ve sefalete karşı mücadele için barış" denildi.

DERSİM: BARIŞ VE DİYALOG YOLU AÇILMALI

Dersim'de, Emek ve Demokrasi Platformu'nun çağrısıyla 1 Eylül Dünya Barış Günü dolayısıyla basın açıklaması düzenlendi. Açıklama öncesi Sanat Sokağı'nda toplanan kitle, Seyit Rıza Meydanı'na yürüdü.

Burada konuşan Dersim Baro Başkanı Kenan Çetin, barış ve diyalog yolunun açılması çağrısında bulundu.

Halklara, inançlara ve haklara karşı kutuplaştırıcı ortamın ve otoriterleşmenin toplumsal barışa zarar verdiğini, Cumartesi Annelerinin, kayıp yakınlarının, insan hakları savunucularının hakikat ve adalet arayışının yasaklarla engellendiğini söyleyen Çetin "Şenyaşar ve Gülistan Doku'nun ailesinin adalet direnişi sürecinde görüldüğü gibi her alanda adalet arayışları da inadına yaygınlaşmıştır. Buna karşın yargının araçsallaşması adalete olan güven duygusunu temelden sarsmıştır" dedi.

Türkiye’de, Kürt meselesi, alevi inancı ve diğer inançların ve kültürlerin inkârından vazgeçilmesi çağrısı yapan Çetin, "Bu meselelerin çözümü ile Kürt kimliği ve Kürtçe’nin, inançların tanınması ve eşit tutulması yasal ve anayasal güvenceye kavuşturulması gerekmektedir" diye konuştu.

"Barış ve diyalog yolu açılmalı, inkâr ve ret politikası son bulmalıdır" diyen Çetin, ailelere ölen çocuklarının kemiklerinin torbalarda verildiğini anımsattı.

Çetin, "Siyasi ve toplumsal muhalefet üzerindeki her türden baskı ortadan kaldırılarak ifade, örgütlenme hakkının önündeki engeller yok edilmelidir. Bu inançla ve kararlılıkla bu coğrafyada tüm dünyada barışın ve özgürlüklerin egemen olduğu bir özgürlüklerin dünyası için birlikte mücadelemizi sürdüreceğiz" diye konuştu.

"BARIŞ SİYASETİ YÜRÜTMEMİZ GEREKİYOR"

Açıklamada söz alan HDP Milletvekili Alican Önlü de demokrasi ve barış siyasetinin geliştirilmesinin gerektiğini söyleyerek "Artık somut barış talebini dile getirmek zorundayız" dedi.

AKP-MHP iktidarının bölgedeki askeri hamlelerine değinen Önlü, "Eğer muhalifsek, barış siyaseti yürütmemiz gerekiyor. Rojava'yı savunmamız gerekiyor. İnsanlığa karşı bir savaş yürütüyor. O kadar insanlıktan çıkmışlar ki bütün insani değerler ayaklar altına alınıyor, bir babaya çocuğunun kemikleri torbada veriliyor. Barış siyasetini hakim kılmak gerekiyor. Bunun için de bütün toplumsal güçlerle, barış ittifakını oluşturmamız gerekiyor. İşte o zaman, ortak yaşamın yüzyılını kurabiliriz. Doğamıza, kimliğimize, karşı bir savaş yürütülüyor, bunun için mücadelemizi sürdüreceğiz" dedi.

İZMİR: BARIŞ VE DEMOKRASİ, EKMEK VE SU KADAR TEMEL İHTİYAÇTIR

İzmir Emek ve Demokrasi Güçleri, 1 Eylül Dünya Barış Günü kapsamında Konak Cumhuriyet Meydanı’nda miting düzenledi. Mitingde sık sık “Savaşa hayır, barış hemen şimdi”, “Yaşasın barış", "Biji aşiti” sloganları atıldı.

Kurumlar adına ortak basın açıklamasını okuyan KESK İzmir Şubeler Platformu Dönem Sözcüsü Nursel Yücesoy, “Emperyalistler arası paylaşım savaşları nedeniyle insanlık ve doğa bir kez daha büyük bir kırımla karşı karşıya” dedi.

Ülkedeki en temel sorunlarının başında emek, barış ve demokrasi karşıtı milliyetçi, şoven politika ve uygulamaların rutinleşmesinin geldiğini ifade eden Yücesoy, “Ülkemizde, bölgemizde ve dünyada barışa olan ihtiyaç tüm yakıcılığı ile her geçen gün kendini daha fazla hissettiriyor. Barış ve demokrasi talebi ekmek ve su kadar temel ihtiyaç haline gelmiştir” diye konuştu.

Emekçiler, kadınlar, ezilen halklar için barışın ne anlama geldiğini sıralayan Yücesoy, “Barış, adalet ve demokrasi olmadan özgürlükler, insan onuruna yaraşır bir yaşam, toplumsal refah, toplumsal cinsiyet eşitliği sağlanamaz. Hepimizin gerçekten barışın iyileştirici gücüne ihtiyacı var. Bu amaçla atılacak her adım bizleri barışa olduğu kadar insan olma erdemine de yakınlaştıracaktır. Birlikte, ortak, örgütlü ve kararlı bir mücadele ile barışı bu topraklarda inşa edebiliriz. Bu yaşadığımız savaş ortamına, yoksulluğa, yolsuzluğa, kadın ve doğa katliamına rağmen inancımız her zamankinden daha güçlü olmalıdır. Çünkü; gecenin en karanlık anı güneşin doğmasına en yakın olan anıdır” dedi.

Miting, Cevdet Bağca konseri ile son buldu.

ADANA: BARIŞ İSTEMEYENLERE KARŞI BİRLİK OLALIM

Adana Emek ve Demokrasi Güçleri, 1 Eylül Dünya Barış Günü'nde Atatürk Parkı’nda yaptıkları etkinlikte dünyada, bölgede ve ülkede savaş ve çatışmaların durmasını istedi. Barış şiirlerinin okunduğu programda canlı müzik eşliğinde halaylar çekildi.

Program barış ve demokrasi mücadelesinde yaşamını yitirenler anısına 1 dakikalık saygı duruşu ile başladı.

Emek ve Demokrasi Güçleri adına ortak basın açıklamasını İHD Adana Şube Başkanı Av. Yakup Ataş okudu. Irak, Suriye, Yemen ve Libya’nın ardından emperyalistlerin savaş masasına Ukrayna’nın da yerleştirildiğini ifade eden Ataş, NATO ülkeleri ile Rusya ve Çin arasındaki nüfuz mücadelesinin dünya halklarına şimdiden ağır faturalar yüklemeye başladığını dile getirdi.

Savaşların emperyalist güçlere yeni pazarlar ve kâr, halklar içinse ölüm, yurtsuzluk, yoksulluk ve kölelik getirdiğini dile getiren Ataş, emekçilere şu şekilde seslendi:

“Emperyalistlerin ve onların işbirlikçilerinin bu itiş-kalkışının bizi bölmesine izin vermeyelim. Suriyeli, Afganlı deniliyor, bölünüyoruz. Kürt, Türk deniliyor bölünüyoruz. Alevi, Sünni deniliyor bölünüyoruz. Aynı tezgâhta alın teri döküyoruz, aynı odaklar tarafından sömürülüyoruz. O halde tüm bu sömürü politikalarına karşı da birlikte mücadele etmek tek çaremizdir.”

Kürt ve Türk halklarının barış içinde çözemeyeceği hiçbir sorunu olmadığını söyleyen Ataş, "Kürtler kendi dili ve kimliğiyle demokratik bir kardeşlik talep etmektedir. Bu Türk emekçilerin de talebidir. Çünkü özgürlük ve demokrasi ancak bütün ülke için var olabilir” dedi.

HATİMOĞULLARI: BARIŞACAĞIZ

HDP Adana Milletvekili Tülay Hatimoğulları konuşmasında, “Cenazelerini torbalarla alan analar her şeye rağmen ‘barış’ diyorsa o barış annelerini buradan selamlıyorum. Selam olsun barış annelerine” diye konuştu.

Barışın zorunluluğuna dikkat çeken Hatimoğulları “Bizler bütün dünya ile barışmak zorundayız. Yoksulla, işçiyle, emekçi ile adaletli bir ekonomi politika ile, Alevilerle eşit yurttaşlık temelinde, başta İstanbul Sözleşmesi olmak üzere kadınların haklarını koruyan tüm uygulamaları yaşama geçirerek kadınlarla barışacağız, ülkelerinin geleceğine katkısını sağlayarak gençlerle barışacağız. 40 yıldır devam eden Kürt sorununu barışçıl ve demokratik çözümünü sağlayarak barışacağız” dedi.

ARACI: ÜLKEMİZİN SAVAŞ BATAKLIĞINA SÜRÜKLENMESİNE İZİN VERMEYECEĞİZ

Emek Partisi Adana İl Başkanı Sevil Aracı da barışın karşısında olanlara karşı birlik çağrısı yaparak şunları söyledi: “Biz barışın karşısında olanları 10 Ekim’lerden Suruç katliamlarından tanıyoruz. Daha dün bir torba içerisinde cenazesi teslim edilenlerden tanıyoruz. Bu ülkede de barış istemeyenlerin karşısında işçiler, emekçiler, kadınlar, gençler gücünü birleştirmeye devam edecek. Ülkemizin savaş bataklığına sürüklenmesine izin vermeyeceğiz” dedi.

“EVRENSEL’İN SESİNİN KISILMASINA KARŞI BİRLİK OLALIM”

Evrensel'in BİK tarafından resmi ilanlarının iptal edilmesine tepki gösteren Aracı, “Sesimizi duyuran gazetelerimizin ayakta durmasını istemiyorlar. Buna karşı da örgütlü şekilde tepki göstereceğiz. Barışı tırnaklarımızla kazıyarak getireceğiz” dedi.

GEBZE EMEK VE DEMOKRASİ GÜÇLERİ: BARIŞIN UMUDUNA İHTİYACIMIZ VAR

1 Eylül Dünya Barış Günü'nde açıklama yapan Gebze Emek ve Demokrasi Güçleri de "Silahın ve şiddetin yarattığı korkuya karşı, barışın umuduna ihtiyacımız var" dedi.

Gebze Kent Meydanı'nda bir araya gelen yurttaşlar "Yaşasın halkların kardeşliği" ve "Savaşa hayır barış hemen şimdi" sloganları atarken kitle adına açıklamayı Eğitim Sen Gebze Şube Başkanı Eylem Bahadır yaptı.

"Yaşanan savaşlara ve şiddete dur diyebilmenin ilk adımı, emperyalizme dur diyebilmekten geçmektedir" diyen Bahadır, şöyle devam etti:

"Sonucu ne olursa olsun kazananı daima emperyalist odaklar, kaybedeni ise yoksul bölge halkları olan bu savaşlardan artık bıktık ve yorulduk. Barışa ve kardeşliğe olan özlemimiz ve ihtiyacımız her geçen gün katlanarak büyüyor. Bu ülkenin yurttaşları olarak bizler, çatışmaların ve silahların sustuğu, komşularıyla barış ve dostluk içinde yaşayan bir ülke istiyoruz. Sınırları içinde yaşayan farklı inançların, kültürlerin, kimliklerin barış içinde kardeşçe yaşayabildiği bir ülke istiyoruz. Yani 'Yurtta barış, dünyada barış' istiyoruz."

Barış umudunu büyütmeye çağıran Bahadır, "Silahın ve şiddetin yarattığı korkuya karşı, barışın umuduna ihtiyacımız var. Gebze Emek ve Demokrasi Güçleri olarak, eşitlikten, özgürlükten, adaletten yana tüm insanları, barış umudunu büyütmeye çağırıyoruz" dedi.

ELAZIĞ: BARIŞ MÜCADELESİNDEN VAZGEÇMEYECEĞİZ

Elazığ Emek ve Demokrasi Güçleri, 1 Eylül Dünya Barış Günü’nde Hozat Garajı Meydanı’nda bir araya geldi.

Kitle adına konuşan Yapı-Yol Sen Şube Başkanı ve KESK Dönem Sözcüsü Kenan Korkmaz, emperyalist ülkelerin, kendi çıkarları uğruna işgallerle, saldırılarla dünyayı kana bulamaya zemin yaratmaya devam ettiklerini söyledi.

Korkmaz, “Gerici, dikta güçlerle bir kez daha insanlık değerleri yerle bir ediliyor, doğa geri dönüşü olmayan tahribatlara maruz kalıyor, gözyaşı ve acılar dinmiyor.  İşçi sınıfının, ezilenlerin büyük bedellerle elde ettiği eşitliğe, özgürlüğe, demokrasiye dair kazanımlar bir bir gasbediliyor. Kürt sorununda; ölüm, kan ve gözyaşı dışında bir sonuç üretmeyen savaş/şiddet odaklı politikalarda ısrarın bedelini egemenler ve ittifak bloğu etrafında kümelenmiş kirli çıkar odakları değil emekçiler ve ezilenler olarak ülkenin %99’u ödüyor" diye konuştu.

Korkmaz son olarak, "Emek ve demokrasi güçleri olarak; tüm saldırılara, savaş ve kutuplaştırma, tek tip yaşam tarzı dayatmalarına karşı kararlı bir mücadele ile dünyada, Ortadoğu coğrafyasında ve ülkemizde, barışı savunmaya devam edeceğiz. Adaletin, eşitliğin, kardeşliğin, paylaşımın, yardımlaşmanın, dayanışmanın, insanca bir yaşamın kalıcı hale getirildiği bir dünya ve ülke kuruncaya kadar barış mücadelesinden bir an olsun vazgeçmeyeceğiz" dedi.

ANTEP: TEZKERELER HALKLARA YOKSULLUK VE SAVAŞ GETİRİYOR

Antep’te 1 Eylül Dünya Barış Günü’nde Kırkayak Parkı’nda yüzlerce kişinin katılımıyla etkinlik düzenlendi. 20’den fazla kurumun katıldığı eylemde demokrasi ve barış mücadelesini büyütme çağrısı yapıldı.

İnsan Hakları Derneği, Özgürlükçü Hukukçular Derneği ve Gaziantep Barosu İnsan Hakları Merkezi’nin çağrısıyla bir araya gelinen eylemde siyasi parti, sendikalar ve yöre derneklerinin de imzacısı olduğu ortak metin okundu. Konuşmaların ardından barış şarkıları söylendi.

Açıklamayı okuyan Avukat Mehmet Alaattin Aslan, “Dünyaya hakim olan kapitalizm, emperyalizm, egemenlik hırsı ve sömürü yarışı ne yazık ki günbegün halkların en temel hakkı olan yaşam hakkını ihlal etmektedir. Kapitalizmin sermaye aşkıyla insan yaşamı metalaştırılmış ve silah üretme yarışına girilmiştir. İnsanlara ölüm, acı ve gözyaşı dışında başka hiçbir şey getirmeyen bu sınırsız silah üretimi savunma sanayi adı altında halklara meşru gösterilmeye çalışılmaktadır” dedi.

Yürütülen savaş politikalarının Türkiye’de ve dünyada mülteci sorununu da beraberinde getirdiğini söyleyen Aslan, “Göç eden ve başka ülkelere sığınan insanlar buralarda da ırkçılığa, ayrımcılığa ve şiddete maruz bırakılmaktadır. Özcesi ateş düştüğü yeri yakmıyor, hepimizi yakıyor"diye belirtti.

30 Ekim 2021’de 2 yıllık süreyle uzatılan Irak ve Suriye tezkerelerine değinen Aslan, “Bu tezkere Türkiye halklarına güven ve refah değil tam aksine yoksulluğu ve savaşı getirmektedir” dedi.

TOĞRUL: BARIŞ TALEBİNİ YÜKSELTMEK GEREKİYOR

HDP Milletvekili Mahmut Toğrul da dünyanın birçok yerinde savaşların can almaya devam ettiğini belirterek, “Savaşlar yoksulluk, ölüm getirir. Kazandıracak olan tek şey barıştır. Ama bugün ülkemizde de dışarda da savaş koşulları var. Bu savaşlar ciddi bir mülteci sorununu yaratıyor. Alan Kurdi’nin kıyıya vuran cansız bedeni hepimizin gözleri önünde. Bu tabloların yaşanmaması için herkesin barış talebini yükseltmesi gerekiyor” dedi.

Kaynak: Evrensel