İktidar Yozlaştırır, Mutlak İktidar Mutlaka Yozlaştırır

30 Mart ve köşk seçim sonuçlarında en doğru tahmini yapan Gezici Araştırma Şirketi, 7- 8 Mart'ta, ülke genelinde yaptığı bir anketin sonuçlarını açıkladı.

7 coğrafi bölgede, 36 il ve 189 ilçede bunlara bağlı 192 mahalle ve köyde 18 yaş ve üstü seçmen nüfusunu temsil eden 4.860 katılımcıyla, yüz yüze metoduyla yapılan ankete göre, AKP % 39,3, CHP % 29,6, MHP % 17,7 ve HDP % 11,4 oranında bir rey alıyor. Bu verilere göre AKP tek başına iktidar olamıyor.

"Sizce AKP hangi konularda hata yaptı?" sorusuna verilen yanıtlar ise şöyle:

"Son dönemde geçim sıkıntısı yarattı, işsizliği çözemedi, çözüm sürecini yönetemedi, Ak Saray yaptırdı, yolsuzluk yaptılar, başkanlık sistemi getirmek istiyorlar, eğitim sisteminde sorunları çözemedi, medyaya baskı yaptı, yargıya müdahale etti, Türkiye'yi kutuplaştırdı, Avrupa ile ilişkileri geri plana attı".

Tarafsızlığı ile bilinen bir başka araştırma şirketi Konda'nın Genel Müdürü Bekir Ağırdır ise, kutuplaşma içinde olan yüzde 60'lık toplumsal kesimde, AKP karşıtlarının oranının, AKP yandaşlarının oranını geçtiğini söylüyor. Bu, son 5 yıldır ölçtükleri endekste ilk defa karşılaştıkları bir sonuçmuş.

Benim de şahsi kanaatim, "AKP reylerinde ciddi bir düşüş yaşanacağı" yönünde. Ortada bir tıkanıklığın/sürdürülemezliğin olduğu, din soslu bir otoriterliğin, dünyadan kopmuşluğun, hukuken ve siyaseten bir çöküntünün yaşandığı ve ekonomide de işlerin iyi gitmediği (...) âşikâr.

Artık toplum, ''İtibardan tasarruf olmaz" diyerek kendisine, halısı 400 bin Euro, kadehi 1000 Lira, klozeti 10.000 Lira olan debdebeli bir saray yaptırıp öte taraftan, madenciler üç kuruş uğruna girdikleri yerin dibinde hayatlarını kaybettiklerinde, "ne yapalım, Allah'ın takdiri" diyen anlayışa bir darbe vurmalı.

İnsanları ötekileştirmenin, inanç ve kimlikleri tezyif etmenin, ölü çocukların arkasından vicdansızca laflar etmenin, özgürlükleri kısmanın sandıkta bir karşılığı olmalı.

Medyaya baskı yapmanın, yargıyı by-pass etmenin, doğayı "parsel parsel" yağmalamanın, bir karşılığı olmalı.

Cinayet işleyenlerin, işçileri ölüme terk edenlerin (Torunlar), kaçak villalar (Urla) dikenlerin, ciddi hırsızlık savlarına bulaşanların ‘’takipsiz’’ bırakılmasının, bir karşılığı olmalı.

"Kardeşim ne Kürt sorunu ya, neyiniz eksik... Başbakan olabiliyorsunuz, bakan olabiliyorsunuz, TSK'da varsınız...” gibi "Eski Türkiye"nin argümanlarını kullananlara karşı, "Hayır, bu ülkede Kürt sorunu diye bir sorun vardır ve bu sorun ancak demokrasiyle çözülebilir" denmelidir.

"Bîtaraf" olacağına namusu ve şerefi üzerine ant içmesine rağmen, meydan meydan gezip 400 mebus dilenen, Siirt İl Başkanı'nın “halife olacak” dediği, hubris hastası uzun adamın, boyunun ölçüsünü almak gerekir.

Bir toplumsal hareketi (Gezi) anlamak yerine, onu (Kabataş gibi)kokuşmuş yalanlarla itibarsızlaştırmaya, şeytanlaştırmaya çalışan, evladı polis tarafından öldürülen analar sokaklarda hak ararken, polisin salahiyetlerinin arttırılmasını gündeme getiren kokuşmuş bir siyasal iktidarla ve onun faşizan pratikleri ile karşı karşıyayız.

İngiliz liberal Lord Acton’un buyurduğu gibi, “İktidar yozlaştırır, mutlak iktidar mutlaka yozlaştırır”.

"TERÖRİST KÖYLÜLER"

Tokat'ın Zile ilçesinde, HES'i protesto eden köylüleri, AKP'li Belediye Başkanı Lütfi Vidinel "terörist" ilan etmiş... Anlaşılan o ki, başkanın bir terfi beklentisi, partinin üst mevkilerinde yer almak gibi bir ideali var.

Yalnız bunun için, köylülere salt "terörist" yaftası yapıştırmak yetmez. O "terörist" yaftasının yanına, "paralel, dış mihrak ve lobi" gibi şeyler de ilave etmek gerekir. Bir dahaki sefere inşallah...

YORUM EKLE

Demokrat Haber’e destek olmak isterseniz tıklayın >>>