İklimimiz değişiyor (1)

Abone Ol

 

Karasaban.net

 

Dünyamız kendine has bir düzeni olan bir canlı gibi davranmakta ve yaşamaktadır. Bazı sorunları kendi bünyesindeki dinamiklerle giderebilirken, önlem alınmadığında ve/veya geç kalındığında ise üstesinden gelemeyeceği sorunlar yaşayabilmektedir. Küresel iklim değişikliği bu sorunların en önemlilerinden biridir.

 

İsveçli fizikçi Svanle August fosil yakıt kullanımının iklim değişikliğine yol açacağını öne süren ilk bilim insanıdır. Küresel iklim değişikliği XIX. yüzyıldan itibaren düşünce düzeyinde de olsa kaygı duyulan bir durum haline gelmiş, 1970’lerde ise dünyanın ana gündem maddeleri arasına girmiştir. Konu, 1980’li yıllardan itibaren bilim insanları tarafından titizlikle incelenmiş, bazı devletler ve doğaseverlerce yakından takip edilmeye başlanmıştır. Günümüzde küresel iklim değişikliği başta iklim ve buzul bilim insanlarının uğraş alanı olmakla beraber devletlerarası toplantı gündemlerinin de ilk maddelerinden biri durumundadır. Doğanın gidişatından kaygı duyan herkesin karabasanı ve temel mücadele konusudur.

 

Peki, küresel iklim değişikliği nasıl meydana geliyor?

İklimsel değişim sera etkisine bağlıdır. Karbondioksit ve metan gibi gazlar, uzaya doğru yansıyan ısının bir kısmını gezegene yakın bir yerde tutma özelliğine sahiptir. Bu gazların atmosferde birikmesiyle, atmosferin ortalama sıcaklığı artmaktadır.

 

Küresel iklim değişikliği nasıl gündemimize geldi?

Bugün yaşadığımız ısınma, geçmişte yaşanılanlara göre çok hızlı gelişmektedir. Günümüzde Şimdi yaşanılan değişimler eskiden binlerce yıl alıyorken iklim sistemi son iki yüzyılda ne yazık ki çok hızlı değişmektedir.

 

Küresel iklim değişikliği hızlı gelişmesinin ne gibi sonuçları olabilir?

  • İklimsel değişiklik kendi seyrinde aşamalı gelişmek yerine, aniden ortaya çıkabilir. İklim, birkaç on yılda birkaç derece değişebilir. Bu değişim doğanın ve toplumların uyumunu engelleyebilir. Belli bir eşikten sonra -ki iklimbilimciler bu eşiği 2 derecelik ısınma civarında tahmin ediyorlar- iklimsel sistem geri dönüşü olmayacak şekilde değişebilir. Normal koşullarda biyosfer, etkilendiği düzensizlikleri kendiliğinden düzeltebilme gücüne sahiptir. Ancak doğaya yapılan yanlış müdahaleler biyosferin özümseme kapasitesini doygunluğa ulaştırdığından bu onarıcı süreç işlemeyebilir. İklimsel sistem kontrolden çıkabilir. Şöyle ki;
  • İnsanların saldığı karbon gazının önemli bir kısmı bitki örtüsü ve okyanuslar tarafından emilir. Bu nedenle okyanuslara ve karasal bitki örtülerine “karbon gazı kuyuları” adı verilir. İşte bu kuyular doygunluğa ulaşabilir. Bu durumda, salınan karbon gazının önemli bir kısmı, hatta tümü atmosferde kalarak sera etkisini daha da arttırabilir. Okyanuslar ve bitki örtüsü, daha önce depoladıkları karbondioksiti (CO2) atmosfere bırakabilirler. Üstelik başka bir “karbon kuyusu” olan ekvator ormanlarının yok edilmesi de bu ormanları karbondioksit salan yerler haline getirebilir.
  •  
  • Güney ve Kuzey Kutup (Arktik ve Antarktik) Bölgeleri ısınmaktadır. Bir dizi gözlem ve hesap sonucu buzul bilimcileri Gröland’ın ve Güney Kutbu’nun hızlı bir şekilde eriyeceği görüşüne varmıştır. Dolayısıyla, deniz seviyesinin yükselmesi 2001 yılında GIEC’in1 öngördüğünden daha fazla olabilir. Bu yüzyılın sonunda deniz seviyesinde yarım metre yükselme öngörülüyordu. Fakat bu yükselme, 2-3 metre hatta daha fazla olabilir.
  •  
  • Buzullar- tüm beyaz yüzeyler gibi- güneşin ışınlarını yansıtırlar. Dolayısıyla yerkabuğundaki ısınmayı sınırlarlar. Buna “albedo” denir. Buzulların erimesiyle albedo etkisi de azalır, yani ısınmanın sınırlanması da azalır. Yüksek enlemlerin gezegenin kalan kısmına göre daha fazla ısınması permafrostun2 erimesine neden olacaktır. Başta Sibirya olmak üzere, 25 metre derinlikte ve 1 milyon kilometrekarelik donmuş bir kar tabakası söz konusudur. Burada da 500 milyar ton karbon stoku olduğu tahmin edilmektedir ve permafrost eridiğinde bunlar da atmosfere salınacaktır.3
  •  

Yukarıda saydıklarımızın gerçek olabileceğini söyleyenler, felaket tellallığı ile suçlamaktadırlar. Ama çok sayıda çalışma bunların gerçekleşeceğini göstermektedir. Çalışmalar, Avrupa’da 2003 yılında yaşanan aşırı sıcak yaz aylarında bitki örtüsünün karbon gazını özümsemek yerine saldığını göstermiştir. Başka araştırmacılar, permafrostun eridiğini ve erimesinin aynı oranla devam etmesi durumunda stoklanmış karbonun yüzyıl içinde geri salınacağını belirtmektedir.4

———

[1] İklim ile ilgili hükümetler arası uzman grubu

[2] Arktik bölgelerdeki sürekli buzul kitlesi

[3] Herve KEMPF; Zenginler Dünyamızı Nasıl Mahvediyor, Fransızca’dan çeviren: İsmail Kılınç, s.16, Epos Yayınları, 2010

[4] Herve KEMPF; a,g,e

 

{ "vars": { "account": "UA-51532466-3" }, "triggers": { "trackPageview": { "on": "visible", "request": "pageview" } } }