İHD, Halepçe Katliamı’ndan bu yana Kürtlere dönük tehditlerin devam ettiğini belirterek, Kürt sorunun barışçıl ve demokratik yollarla çözülmesini talep etti

İnsan Hakları Derneği (İHD) Genel Merkezi ve İstanbul Şubesi, Halepçe Katliamı’nın 34’üncü yıl dönümü dolayısıyla yazılı açıklama yayımladı. Katliamı lanetleyen İHD açıklamada, Enfal Katliamı’ndan bugüne Kürtlerin hala tehdit altında olduklarına dikkat çekti. Birçok ülkenin Halepçe Katliamı’nı “soykırım” olarak tanıdığı hatırlatılan açıklamada, Türkiye’nin de katliamı “soykırım” olarak tanıması talep edildi.

Kürt halkına yönelik saldırı ve yok etme girişimlerinin devam ettiği belirtilen açıklamada, “IŞİD/DAİŞ isimli çete yapılanması tarafından Ağustos 2014’te Irak’ın Şengal Bölgesi’nde bulunan Êzidî Kürtlere yönelik soykırım saldırısı yapılmış, binlerce Kürt kadını kaçırılıp katledilmiş ve köle olarak satılmıştır. IŞİD/DAİŞ bununla da yetinmemiş, Irak’ta bulunan başta Kürtler olmak üzere kendi mezhebinden olmayan herkese saldırmıştır. 2015 yılında IŞİD/DAİŞ saldırısı, önce Suriye’nin Rojava Bölgesi’nde Kobani direnişi ile püskürtülmüş, Şengal özgürleştirilerek, önemli ve tarihsel direnişler sergilenmiştir. Suriye’nin Rakka kentini kendine başkent ilan eden DAİŞ yenilgiye uğratılarak, insanlık adına önemli kazanımlar elde edilmiştir. Kürt halkı kendi savunmasını geliştirerek, soykırım tehditlerini bertaraf etmiştir. Ancak Kürtlere yönelik tehditler devam etmektedir” denildi.

Gözden kaçırmayın

CHP’li Narin: Kadıköy'deki 19 Mayıs töreninde, MHP’li bir grubun saldırdığı arkadaşımızın burnu kırıldı CHP’li Narin: Kadıköy'deki 19 Mayıs töreninde, MHP’li bir grubun saldırdığı arkadaşımızın burnu kırıldı

IRAK, İRAN VE TÜRKİYE SALDIRILARI 

Irak’ın Federe Kürdistan Bölgesi’nde 24 Eylül 2017 tarihinde gerçekleştirilen referandumun ardından Irak Merkezi Hükümeti ile İran destekli Haşdi Şabi isimli yapının başta Kerkük olmak üzere çok sayıdaki yerleşim yerlerine saldırdığı hatırlatılan açıklamada, şöyle devam edildi: “Bu kentlerde yaşayan Kürtlerin zorla göçe gönderilmesi aslında tehdidin devam ettiğini göstermektedir. Türkiye’nin sınır güvenliğini gerekçe yaparak, paramiliter gruplarla birlikte Suriye’nin Afrin bölgesine yönelik Ocak 2018’de başlattığı ve Mart 2018’de sona erdirdiği askeri operasyonunda ise uluslararası kuruluşların raporlarına göre onlarca sivil yaşamını yitirmesi ve on binlerce sivilin yerinden edilmesi durumun ne kadar ciddi ve vahim olduğunu göstermektedir. Aynı gerekçe ile Türkiye, 9 Ekim 2019 tarihinde Kuzey Suriye’ye yönelik başlattığı askeri operasyon sonucunda da onlarca sivil yaşamını yitirmiş ve on binlerce sivil yerlerinden edinmiştir. Bu durum, Birleşmiş Milletler (BM) bağımsız uzmanları tarafından hazırlanan 28 Ocak 2020 tarihli Suriye Arap Cumhuriyeti Bağımsız Uluslararası Araştırma Komisyonu raporunda etraflıca ele alınmıştır. Ayrıca Uluslararası Af Örgütü ve İzleme Örgütü raporlarında da yer almaktadır.”

‘KÜRT SOYKIRIM GÜNÜ’

İHD’nin 16 Mart’ı “Kürt Soykırım Günü” olarak tanıma kararı aldığı aktarılan açıklamada, “Saddam Hüseyin rejiminin özellikle Enfal operasyonu kapsamında amaçladığı ve gerçekleştirdiği suçlar soykırım suçudur. Bu nedenle de yapılanların soykırım olarak adlandırılması gerekmektedir. Nitekim, 1 Mart 2010’da Irak Yüksek Ceza Mahkemesi Halepçe Katliamı’nı Soykırım olarak tanımıştır. Soykırım gibi en ağır suçun işlendiğini kabul etmek gelecekte oluşabilecek benzeri suçları önlemekte caydırıcı bir rol oynayacaktır. Ayrıca soykırımda yaşamlarını yitirenlerin yakınlarına ve soykırıma maruz kalmış bir halkın acılarına ortak olmak, onların yas süreçlerini yaşamasına katkı sunacaktır” denildi. 

BM VE AVRUPA KONSEYİ’NE ÇAĞRI

Kürt nüfusunun en yoğun olduğu Türkiye’nin de katliamı “soykırım” olarak tanıması çağrısı yapılan açıklamada, “Ancak ve ne yazık ki Türkiye’de, 24 Temmuz 2015 tarihinde başlayan silahlı çatışmalarla gelinen aşama, özellikle Suriye sahasında sıcak savaşa dönüşmüş, Irak’ın kuzeyini kapsayacak şekilde giderek yaygınlaşmıştır. Türkiye siyasi iktidarını bıkmadan ve usanmadan bir kez daha Kürt sorununu siyasi yollarla barışçıl yöntemler kullanarak çözmeye davet ediyoruz. BM ve Avrupa Konseyi’ne de devam eden silahlı çatışmaları ve savaşı sona erdirecek, tutarlı politikalar uygulamaya çağırıyoruz. İHD, tüzüğündeki ilkesel tutum nedeniyle nerede ve ne zaman yapılırsa yapılsın soykırıma karşı olduğundan Türkiye’nin ‘Kürt Soykırımı’nı tanıması için mücadelesini sürdürecektir” ifadelerine yer verildi.