İblisin Çukuru

Cehennetin Köpekleri iş başında;
“...ve sizi de
bulacaklar
şimdi
onlardan biri
olsanız
da!”

Fıtratı gereğidir; TC, düşmansız yönetemez!

Ve evet, toplum mühendisliğinde, manipülatif siyaset enstrümanlarının en işlevsel olanıdır; savaş...

Çalarsınız hücum borusunu, verirsiniz mehteri ve tek bir hamleyle tüm toplumu aynı hizaya sokarsınız!

Uzun bir süreden bu yana rejimin aleyhine gelişen toplumsal ve siyasal dinamiklerin; artan işsizlik, yoksulluk ve baskı ile artık ayyuka çıkan yolsuzluk ve adaletsizlik karşısında gelişen toplumsal dayanışma ve dirence karşı uygulanan OHAL zulmüne rağmen yönetme kapasitesini yitiren iktidar bloğunun; kendine utangaç muhalefet eden aktörleri de, 90bin camide birden okunan Fetih Suresi eşliğinde sürüklediği savaş atmosferiyle nasıl da bir kez daha arkasına hizalamayı başardığına şahit olduk...

Müesses nizamın alçak gönüllü taşeronlarıdır onlar...

Peki; barışın kaybedeni, savaşın kazananı olur mu?

Bir aptalın bilge bir cevaptan öğreneceğinden fazlasını, bir bilge aptal bir sorudan öğrenebilir!

Tarihin meşum sayfaları Pirus Zaferleri ile dolu; en kötü barış en haklı savaştan daha iyiymiş!

Ama heyhat!

Sıcak yuvalarınızda kurduğunuz düşten ibaret kalıyor barış; çay çorba eşliğinde pasta börek yerken izlediğiniz bilgisayar oyunu değil bu savaş, gerçek!

Kaç canımız daha var ki?

Siz ister "şehitler ölmez vatan bölünmez", ister "şehît namirin" deyip ölümü kutsayın; aslolan hayat kararıyor, gencecik bedenler toprağa düşüyor ve her zaman olduğu gibi ateş düştüğü yeri yakıyor...

“Ey sözlerim benim;
Onlar ki bana her zaman bir diriliş verenedir.
Meselim bitmeyendedir...”

Ama sözün bittiği, coğrafyanın keder olduğu yerdeyiz...

Cehennem Kayıkçısı bekliyor, Fırat'ın kıyısında!

Cansız bedenleri çukur iblisine teslim etmeye hazır...

Ve ölüler, dirileri eğitir!

Gelçek hayata dönülür; güneşin etrafındaki her yeni bir döngüde, sona daha da yaklaşılan...

İlki son olan, uzun süreli bir intihardır burada; yaşam!

Ve ölüler, dirileri öğütür!

Gizemler hep 3lü seyreder:

Doğum, yaşam, ölüm...

Geçmiş, şimdi, gelecek...

Oysa, artık gelecek, kötü bir bahistir; kötü sonsuzlukla yüklü!

Varlığımızın felaketidir, olanlar...

Günah işlemeyen tövbe de edemez, tövbe etmeyen de kurtarılamaz!

Lakin bu kaçıncı tövben senin, bozduğun?

Hata affedilebilir, hatalardan ders çıkarmamaksa affedilmez!

İnsanı itaat etmekten zevk alır hale sokan bir buyurganlık kokar her şey; ki emir kiplerinden azadedir söylenenler...

Birini sevdiğinde kontrolün kalmaz; aşk budur, güçsüz olmak!

"Bu dünyada en iyi ben yenilirim; Dosta… Düşmana... Aşka…"

Bilirim!

Hayatın kısa bir özetidir; neden kaçarsan ona yakalanırsın...

YORUM EKLE

Tıkla, Demokrat Haber’e Şimdi Destek Ol >>>