Hollande'ın CHP'ye sağladığı fırsat

Abone Ol

François Hollande’ın Fransa cumhurbaşkanlığına seçilmesi dolayısıyla Nicholas Sarkozy’nin piyasadan çekilmesi Türkiye’nin AB hikâyesi açısından çok önemli. Türkiye-AB müzakerelerinin sarpa sarmasında en çok payı olan kişi şüphesiz Fransa’nın eski cumhurbaşkanıydı.
Sarkozy, kültürel ve dini sebeplerle Türkiye’nin üyeliğine karşı çıkıyordu. Bu karşı çıkış sadece  söylemde de kalmıyordu. Fransa, Türkiye-AB müzakerelerinde beş başlığın açılmasını engelleyerek sürecin donmasında büyük paya sahip bir ülke. Yeni cumhurbaşkanı François Hollande’ın ise Türkiye’nin AB üyeliğine kültürel ya da dini sebeplerle karşı çıkmayacağı açık.
Fransız parlamentosu sosyalist grubun siyasi danışmanlarından Eldar Mamedov ve Brüksel merkezli bir düşünce kuruluşunda çalışan Can Selçuki’nin beraber kaleme aldıkları iki gün önce Hürriyet Daily News’da çıkan bir makale, François Hollande’ın seçim zaferinin CHP ve Türkiye açısından bir şans olabileceğini söylüyor.
Yazıda Hollande’ın Türkiye’nin Avrupa’ya dini ya da kültürel uyumu tartışmasına girmeyeceğini, böylelikle Türkiye’nin AB üyeliği için yapması gereken reformların ön plana çıkacağını belirtiyor. Hollande’ın Türkiye’nin AB üyeliği sürecine tekrar itibar kazandırabileceğini öne süren makale, bu durumun, Türkiye tarafında kendisine hakkaniyetle davranıldığı hissi yaratacağını söylüyor.
Yazının iddiası; Türkiye’nin reformları boş verdiği hatta özellikle ifade özgürlüğü, hukuk devleti ve kadın hakları konularında geri adımlar attığı bir dönemde AB perspektifinin bir demokratikleşme çıpası olarak belirebileceği. Bunun da AKP’nin giderek artan otoriterleşmesini sınırlayabileceği belirtiliyor.
Peki bunun CHP ile ne ilgisi var?
Makale, Hollande’ın seçilmesiyle canlanması beklenen AB sürecinin CHP’ye tarihi bir fırsat sunduğu fikrini taşıyor ve CHP’nin kendisini Türkiye’nin AB üyeliğini en çok savunan parti olarak yeniden konumlandırması gerektiğini söylüyor.
Kemal Kılıçdaroğlu’nun CHP’nin Avrupa sosyal demokrasisiyle kendisinden önce ciddi bir şekilde zarar görmüş olan ilişkilerini iyileştirmek için adımlar attığı ve bunu sıkı bir AB politikasıyla pekiştirebileceği ileri sürülüyor.
AB üyeliğinin sözcülüğünü yapacak bir CHP gerçekten de yazıda belirtildiği gibi hem AKP’yi reformlar için sıkıştırabilir hem de Avrupa’da Türkiye’nin üyeliğinden yana olanlara bir müttefik olabilir.
CHP, Kürt meselesinde aldığı proaktif tavrı, AB konusunda da gösterirse siyaset “Acaba AKP daha ne kadar otoriterleşecek” tartışmasının kısırlığından da kurtulabilir. CHP’nin içeride AKP’yi AB reformları için zorlaması, dışarıda da Türkiye’nin AB üyeliği için faal olması, Eldar Mamedov ve Can Selçuki’nin belirttiği gibi Türkiye’nin demokratik, laik ve modern bir cumhuriyet olarak geleceği için doğru tavır olur.
CHP, AB üyeliğinin tekrar ülke gündeminin merkezine gelmesi için çaba sarf etmeli.  

{ "vars": { "account": "UA-51532466-3" }, "triggers": { "trackPageview": { "on": "visible", "request": "pageview" } } }