Hiç Değilse Bir Duası, Bir Mezarı Olacak!

Abone Ol

Meclis açıldı ya…

İlk dilekçe Sakine Yıldız ile Hüsnü Yıldız’dan olsun mu sayın mebuslar?

Oturuma girip yemin edenler, oturuma girip yemin etmeyenler, oturuma girmeyip yemin etmeyenler… olsun mu!

 

***

 

Dünkü (iki parçalı) yazı bir evladın Albay babasına gerçekte ne olduğunun peşine düşmesine, 100 küsur yaşında bir ananın evladından bir iz, bir kemik peşinde koşmasına dairdi.

Acı acıyı, kayıp kaybı, bekleyiş bekleyişi, yazı yazıyı, yaşayan yazanı buluyor.

Bugün de Çemişgezek’teyiz…

Bir çadırda bir ana, Sakine, yanında bir evlat, bir ağabey Hüsnü…

Öteki evlat Ali’ye bir mezar istiyorlar.

Açlık greviyle bir ses duyurmak, Meclis’e bir dilekçe ulaştırmak, toplu mezarların açılmasını ve insanlığın, inancın, hukukun gereğinin yapılmasını istiyorlar.

 

***

 

Ali Yıldız’ın 1997’de vurulduktan sonra, kimine göre 14, kimine göre 19 kişiyle birlikte bir toplu mezarda olduğu söyleniyor.

Kişi dediğimiz, öyle belirsiz; öyle kimliksiz sanki.

Kişi dediğimiz, ceset. Ceset dediğimiz, kemik.

Devlet, onca ailenin, onca hukukçunun, onca temsilcinin, hatta kimi milletvekillinin girişimiyle “açmaya” yeltenir gibi olduktan sonra…

Toplu mezardan kaçıvermiş.

Hakikatten kaçıvermiş.

Utançtan kaçıvermiş.

Sebebi ne olursa olsun, bir ölüye, her ölünün ailesine, evlatlara, analara, kardeşlere bir mezarı, bir duayı çok görüvermiş.

 

***

 

Oysa…

Yeni Anayasa diyenler, eski yaralar kanarken mi pansuman yapacaklar?

Yarayı açmadan, cerahati temizlemeden, ölülere bir mezar taşı vermeden, kim olursa olsun ruhları huzura kavuşturmadan nasıl olacak helalleşme?

Mezarları kazmadan, nasıl kazınacak onca kan ve kin?

Tarihle hesaplaşmadan nasıl hesaplanacak gelecek tarih?

Sanıyor musunuz ki, böyle unutturmaya, uyutturmaya devam ederek külleniyor her şey?

Bir buhar olup da uçuyor mu sanıyorsunuz, anaların evladının bir kemiğine bile hasreti?

Hangi ana, ömrü yettiğince, ister bir şehit asker, polis anası, ister bir kemiğini bile bulamadığı Cemil’in 100 yaşındaki Berfo’su, bir mezarını bile açamadığı Ali’nin 75 yaşındaki Sakine’si, evladını unutabilir…

Hele hele, bir duasını vereceği, bir maşrapa suyu dökeceği, bir çiçek dikeceği, gözyaşlarını sereceği, bir gün belki yanına uzanacağı bir mezarı dahi yoksa!

 

***

 

Başbakan gün geldi Berfo Ana ile de görüştü, gün geldi o kürsülerden 12 Eylül idamlıkları için gözleri dolu dolu konuştu, gün geldi “Bunların maksadı başka” dediği Cumartesi Anneleri’ne dahi söz verdi.

Eğer samimiyse; işte aile, işte ana, işte evlat, işte dilekçe:

Ali Yıldız Dersim Çemişgezek’te 14 yıl önce katledildi. Katledenler cenazeyi vermediler. Şimdi Çemişgezek’te bir toplu mezarda yatıyor. Adli tıp uzmanları ve arkeologlar eşliğinde mezarımızın açılmasını istedik. Başvurulara rağmen cenazemizi vermiyorlar. Bir mezara sahip olmak herkesin hakkıdır.”

Açlık grevindeki ağabey Hüsnü diyor ki:

Kardeşim 14 yıldır kayıptı. 3 Şubat 2001’de Çemişgezek’te bulunan toplu mezar için suç duyurusunda bulunup açılmasını talep ettik. Dosya savcılıklar arasında dolaştı. Aylar geçti. Bu nedenle Dersim Yeraltı Çarşısı üstünde açlık grevine başladık. Neden derseniz, benim ve ailemin tankı, topu, yasalar çıkarma, karar verme gücü yok. Sadece bedenlerimiz var.”

 

***

 

Ne diyordu Başbakan:

Köhne düzen… Kaportası yamuk, motoru tekleyen bu arabayı bırakıp 0 kilometre bir araçla yola çıkalım”

Tamam da…

Önce bagajdaki cesetleri çıkaracaksınız…

Herkesin hiç değilse bir duası, bir cenazesi, bir mezarı olacak…

Öyle helalleşeceksiniz!

{ "vars": { "account": "UA-51532466-3" }, "triggers": { "trackPageview": { "on": "visible", "request": "pageview" } } }