Herkes Kazandıysa Uzlaşı Olur mu?

Abone Ol
Dün akşam seçim sonuçlarını dinlerken, son bir ay içinde girdiğim bütün iddiaları kazandığımı fark ettim. Nedeni, benim çok iyi bir analist olmam değil, çevremdeki herkesin biraz safça Ak Parti’nin küt dibe düştüğü, CHP’nin %30’a geldiğine inanmasıydı...
Aslında bu kadar doğru tahmin etmiş olmak istemezdim. İstemezdim çünkü siyasette sağ ve sol arasında daha dengeli bir tablo, Türkiye’de uzlaşma kültürünün gelişmesine, yeni parlamentoda işbirliği ruhunun belki bir nebze olsun yeşermesine neden olabilirdi.
Ancak son bir ay boyunca Anadolu’da haldır haldır dolaşırken gördüm ki, Türkiye’de kaç gazeteci tutuklanırsa tutuklansın, Economist ne derse desin, Başbakan’ın üslubu ne kadar sertleşirse sertleşsin, Ak Parti’nin oylarında ciddi bir erime yok. Entelektüeller dışında 2007’de Ak Parti’ye oy verip “Artık vermem” diyene pek rastlamadım. Tam tersine, ekonominin hâlâ yüzde 8 büyüdüğü memlekette insancıklar Ak parti hükümetinin hayatlarına getirdiği somut materyal kazanımlardan memnun gibiydi. İzmir’de, Diyarbakır’da, Konya’da her şeye rağmen iktidar partisine yöneleceğini söyleyen seçmenlerle tanıştım. Bambaşka nedenlerden dolayı statükonun devamını istediler.
Seçmenin gündemi ve entelektüellerin gündemi örtüşmüyor. İstanbul’da Egemen Bağış’la seçim bölgesinde dolaşırken, o “istikrar” dedikçe ben “Ya ifade özgürlüğü? Hapisteki gazeteciler?” dedim. Hiç unutmuyorum, Bağdat Caddesi yakınlarındaydık. Durdu, “Biliyor musunuz, şu ana kadar seçim gezilerinde bana tutuklu gazeteciler meselesini soran kimse olmadı...” dedi. O bölgede Ak Parti beklenenin çok üstünde oy aldı.
Yine de unutmayalım, tarihi bir rekor kıran Ak Parti bu seçimin tek kazananı değil.
BDP’nin bağımsız adayları, tüm engellere, saldırılara, sistemin takozlarına rağmen kendi bölgelerinde söke söke bir zafer kazandılar. Leyla Zana, Şerafettin Elçi, Altan Tan, Ertuğrul Kürkçü, Erol Dora, Sırrı Süreyya Önder, Selahattin Demirtaş ve Ahmet Türk’ün olduğu bir Meclis’i önemsiyorum.
CHP’de Kemal Kılıçdaroğlu kazanmış, ancak kadroları sınıfta kalmıştır. CHP oylarındaki %5 yükseliş, beklentilerin altında bile olsa, bana göre anlamlı. Bu bir başlangıç. Kim ne derse desin, “Yeni CHP” tuttu. Şafak Pavey, Sencer Ayata, Binnaz Toprak, İlhan Cihaner, Mustafa Balbay, Rıza Türmen Meclis’in kalitesini artıracaktır.
Peki İzmir’de, İstanbul’da, hatta Antalya’da CHP’nin yaşadığı hayal kırıklığını, sahillerdeki üstünlüğünü kaybetmiş oluşunu nasıl açıklamak lazım? Basit. Seçim sürecinde CHP parti mekanizması, bırakın Ak Parti’nin organizasyonel gücünü, profesyonelliğini, Kılıçdaroğlu’nun yüksek enerjisini dahi yakalayamadı. CHP lideri bundan sonra içe kapanıp partisini daha profesyonel, rekabetçi bir yapıya sokmak zorunda.
Seçim sonuçları muhtemelen MHP lideri Devlet Bahçeli’nin koltuğunu korumasına imkân verecektir. Ancak şu bilinsin, MHP bu sefer kasetlerin azizliği sayesinde barajı geçmiş olsa da, acilen yeniden yapılandırmaya gitmezse, eninde sonunda Ak Parti içinde eriyip gidecektir. Siyasette reform ve taze kana en fazla ihtiyacı olan parti MHP’dir.
Peki gelelim yeni anayasaya, uzlaşmaya... Ben herkesin aksine önümüzdeki dönemde bu tabloyla büyük bir uzlaşı dönemi yaşanacağını, kol kola, masanın etrafında kardeş kardeş yeni anayasa yapılacağını düşünmüyorum.
Umarım yanılıyorumdur.
Ancak ortada büyük iddiası olan iki taraf var. Tayyip Erdoğan, yüzde 50’yi arkasına almış bir lider olarak, seçmenin kullandığı üslup ve stratejileri seve seve onayladığını gördü. Hatta dünkü balkon konuşmasında, Türkiye ötesinde Şam’da, Beyrut’ta, Kudüs’te küresel iddiası olan bir lider olduğunu gösterdi. Haliyle “Bu memlekette yeni anayasa yapılacaksa, bunu da biz yaparız” diyecektir. Kendi zamanlama ve stratejisiyle gidecektir. Neden uzlaşsın?
BDP ise “Kürtlerin temsilcisi benim; yeni anayasada en fazla benim ihtiyaçlarım dikkate alınmalı” diyor. Buradan büyük bir uzlaşı çıkar mı emin değilim...
{ "vars": { "account": "UA-51532466-3" }, "triggers": { "trackPageview": { "on": "visible", "request": "pageview" } } }