Türk Tabipleri Birliği (TTB) Merkez Konseyi Başkanı Şebnem Korur Fincancı’nın hedef gösterilmesinin ardından tutuklanması sonrası Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, Fincancı’nın ardından TTB ve Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği’ni (TMMOB) de hedef alarak, yargıya talimat verdi.

Nitekim hemen ardından Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı TTB’nin yönetiminin değişmesi talebiyle davaname hazırladı, AKP’li Adalet Bakanı Bekir Bozdağ da hem TTB hem de TMMOB’ye yönelik yeni bir hazırlık yapıldığını duyurdu.

TMMOB Yönetim Kurulu Başkanı Emin Koramaz, emek ve meslek örgütlerini hedef alan girişimler ve Bozdağ’ın açıklamalarını değerlendirdi.

“TMMOB AKP'Yİ RAHATSIZ EDİYOR”

Koramaz, iktidarın 2011 yılından bu yana TMMOB’nin anayasal statüsünü ve kurumsal kimliğini yok etmek için yeni bir yasa tasarısı gündeme getirdiğini belirtti.

"Öcalan CPT ile görüşmeye çıkmadı" iddiası "Öcalan CPT ile görüşmeye çıkmadı" iddiası

TMMOB’nin Anayasanın 135’inci maddesi ve özel kanun ile kurulmuş, sanayide, tarımsal üretimde, doğal ve kültürel varlıkların korunması alanlarında kamu yararına düzenlenmesi için görevlendirilmiş bir kamu tüzel kişilik olduğunu hatırlatan Koramaz, şöyle konuştu:

“AKP, iktidara geldiğinden bu yana ekonomik ve sosyal ajandası gereği kamusal işletmelerin özelleştirilmesi, sosyal hizmetlerin serbestleştirilmesi, ticarileştirilmesi noktasında bir gündeme sahip. TMMOB’nin; AKP’nin 20 yıllık iktidarı boyunca yaptığı kamu zararı doğuracak özelleştirmelere, toplumsal ihtiyaçlara cevap vermeyen, belirli kesimlere kaynak aktaran kamu özel projelerine, fabrikaların özeleştirilmesine, tarım alanlarının, meraların, yaylaların ve kentsel alanların belirli sermaye gruplarına ve rant çevrelerine peşkeş çekilmesine yönelik yürüttüğü hukuki, demokratik, bilimsel çalışmalar ve mücadele AKP'yi rahatsız ediyor. Her fırsatta TMMOB’yi kapatmak, sessizleştirmek, küçük düşürmek, parçalamak için yasal düzenlemeler getiriyor.”

“AKP TEK SESLİ TÜRKİYE İSTİYOR”

TMMOB’ye yönelik birçok kanunda yapılan değişiklikler ile mesleki denetim yetkilerinin azaltıldığını belirten Koramaz, bunun yanı sıra gelir kaynaklarının tırpanlandığını, üyeler hakkında birçok soruşturma açıldığını vurguladı. Buna rağmen verdikleri mücadele ile bu adımları etkisiz hale getirdiklerini dile getiren Koramaz, “Vermiş olduğumuz mücadele, toplumsal güçler ve halk tarafından sahipleniliyor olması, AKP’yi rahatsız ediyor ve bizi işlevsizleştirmek için yasamızı değiştirme girişimlerinde bulunuyor. AKP; özerk, demokratik, merkezi bütçeden pay almayan kamu kurumu niteliğindeki oluşumlardan rahatsız oluyor, tek sesli bir Türkiye istiyor. Yaptığı, toplum üzerindeki baskının bize de yansımasıdır” diye konuştu.

SOSYAL ADALET VE HUKUK DEVLETİ İÇİN MÜCADELE ÇAĞRISI

Koramaz, hak ve özgürlüklerin kullanılabilmesi, sosyal adaletin ve hukuk devletinin sağlanması, kaynakların halk yararına kullanılacağı kamu politikalarının hayata geçirilmesi için mücadele çağrısında bulunarak, şunları söyledi: “Geçmişte Türkiye genelinde 24 odamız, 631 il, 50 ilçe temsilciğimiz, koordinasyon kurulumuz ve 200’ü aşkın şubemiz ile bu saldırılara karşı etkili kampanyalar düzenledik ve kamuoyunun sürdürdüğü destek ile bu tür saldırıları püskürttük. Yine susmayacak, hukuki ve demokratik zeminde bu girişime karşı mücadele edeceğiz.”

 “ANTİDEMOKRATİK GİRİŞMİLERE KARŞI DAYANIŞMA İÇİNDE OLACAĞIZ”

Türkiye'de demokratik oluşumlara yönelik saldırıların her alana yayıldığını söyleyen Koramaz, buna karşı toplumsal muhalefet örgütlerinin birlikte mücadele vermesi gerektiğini söyledi.

Antidemokratik ve baskıcı girişmelere karşı mücadele veren herkesle dayanışma içinde olduklarını belirten Koramaz, Gezi Olayları nedeniyle tutuklanan Mücella Yapıcı, Can Atalay ve Tayfun Kahraman ile 29 Ekim’de Özgür Basın emekçilerinin tutuklanmasına değinerek, şöyle devam etti:

“TTB üzerinden yürütülen saldırının bir boyutu da Gezi üzerinden TMMOB’ye yapılmıştı. Şu anda bir yöneticimiz ve iki oda yöneticimiz geçmişte beraat ettikleri davalardan 18 yıl hapis cezasına çarptırıldı ve tutuklular. MA’ya ve tüm basına yönelik bir saldırı var. Basının, demokratik kitle örgütlerinin özgür olmadığı, kamu kurumu niteliğindeki örgütlülerin yok edilmeye çalışıldığı bir ülkede, asgari ölçüde bile demokrasiden söz edilemez. Tüm bu antidemokratik uygulamalara karşı hep birlikte mücadeleyle, ülkeyi aydınlık yarınlara taşıyacağımıza inanıyorum. Tüm toplumsal kesimleri eşitlik, özgürlük, barış ve demokrasiden yana yer almaya davet ediyoruz.”