HDP Sözcüsü ve Kars Milletvekili Ayhan Bilgen, Türkiye’de Kürt sorunun çözümüne ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Kürt sorunun çözümünde üçüncü bir göze ihtiyaç olduğunu ifade eden Bilgen, “Kürt sorununun çözümü Türkiye'de bir üçüncü öznenin, bir üçüncü tarafın çıkıp hakkaniyetle, makul, kabul edilebilir, sürdürülebilir bir yeni birlikte yaşam projesini çok kararlı, çok net biçimde bütün topluma deklere etmesinden geçer" diye konuştu.

Mezopotamya Ajansı'nın haberine göre Bilgen, Küyerel Düşünce Enstitüsü ve Friedrich Ebert Vakfı tarafından “Özgürlükleri kazanmada süreçlere müdahale deneyimleri” konulu konferansa katıldı.

Türkiye’de 5 yıl önceki pozisyon ile bugünkü pozisyonun çok değiştiğini ifade eden HDP Sözcüsü Ayhan Bilgen, "5 yıl önce devlet Öcalan ile görüşürken şimdi Selahattin Demirtaş'ın fotoğrafını bile suç sayıyor, kriminalize ediyor" dedi.

'DEĞİŞİME NEREDEN BAŞLAMALI?'

Herkesin bu pozisyonun değiştiğini kabul etmesi gerektiğini ifade eden Bilgen, "Sanki 5 yıl önceki ortam varmış gibi siyaset yapmaya kalkmamak, bundan medet ummamak, bu yöntemlerle toplumda ikna edici, inandırıcı bir siyaset yapma ortamının kaldığını sanmamak gerek. Durumu önce anlamak gerek ve 'değişime nereden başlanmalı?' sorusunu daha gerçekçi bir şekilde sormak gerekir" diye ifade etti. 

Toplumsal muhalefetin böylesi süreçlerde iğneyi kendine batırdığında var olan kısır döngünün aşılabileceğini savunan Bilgen, "Yoksa zaten işlerin iyi gittiği, her şeyin yolunda olduğu zamanlarda ne yazık ki sıradanlaşıyorsunuz. Zor zamanda kendi özgün duruşunuzu ortaya koyabiliyorsanız siyaseti yapmış olursunuz" diye konuştu.

'ÜÇÜNCÜ GÖZE İHTİYAÇ VAR'

Kürt sorununun Cumhuriyet’in ilk yıllarından beri dış destekli bir "İç tehdit" olarak gösterildiğini savunan Bilgen, "Şimdilik yapılan tarif ise, 'Bir dış saldırı ama iç destekli bir dış saldırı' şeklinde. Bütün toplumun militarize edilmesinde Kürt sorunu en uygun sorunlardan birisi. Çünkü dış Kürtler diye bir şey var. Yani siz içerdekilerine kardeş falan diyorsunuz ama dışardakileri başka bir halk, başka bir ırk diye tarif ediyorsunuz. Böyle olduğunda, kendini bu kadar tedirgin hisseden bir anda yüz yıl önceye, Sevr Antlaşması sendromuna dönen bir ülkede, Kürt sorunu nasıl dönüştürücü, demokratikleştirici bir işlev görebilir? Şu anda en can yakıcı soru bu. Burada asıl rol bir üçüncü tarafa düşüyor. Kürt sorununun çözümü Türkiye'de bir üçüncü öznenin, bir üçüncü tarafın çıkıp hakkaniyetle, makul, kabul edilebilir, sürdürülebilir bir yeni birlikte yaşam projesini çok kararlı, çok net biçimde bütün topluma deklere etmesinden geçer" diye konuştu.

(Kaynak: Mezopotamya Ajansı)