HDP Hukuk ve İnsan Hakları Komisyonu Eş Sözcüsü Nuray Özdoğan, Anayasa Mahkemesi'nin (AYM) Hazine yardımının yapıldığı hesaplarına bloke konulması kararını tanımadıklarını belirterek, "AYM'ye itiraz edeceğiz" dedi.

Özdoğan, AYM'nin kararıyla ilgili olarak HDP Genel Merkezi’nde basın toplantısı düzenledi.

AYM’nin kararının siyasi tarihe kara leke olarak geçeceğini ifade eden Özdoğan, kararda, gerekçelerin olmadığını söyledi. Yedi üyenin karşı oyu, sekiz8 üyenin kabulü ile kararın alındığını hatırlatan Özdoğan, “Yine oy çokluğuyla alınan bir karar. Bu kararın içeriğinden anlıyoruz ki bu konu AYM içinde oldukça tartışılmış. Kararın içeriğine karşı oy veren üyelerin, karşı oy gerekçeleri bulunmamakta. AYM kararlarını kendi sitesinde yayınlanıyor. Yayınlanan karar içerisinde de bize karşı oy gerekçelerini göremiyoruz” ifadelerini kullandı. Özdoğan, AYM’ye itiraz edeceklerini duyurdu.

"SÜRECİ BASINDAN ÖĞRENDİK"

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın tedbir yönünden yaptığı başvuru ve sonrasındaki süreci basından öğrendiklerini belirten Özdoğan, “AYM’ye bu bilgilerin, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'nın böyle bir talebinin olup olmadığını, varsa incelenmeksizin reddedilmesi gerektiğini, aksi halde tarafımıza tebliğ edilmeden karar verilmemesi gerektiğini söyleyen bir başvuruda bulunduk. Mahkeme bu konuda asli taraf olan bize değil basına bilgi vererek bu süreci yürüttü. Bu, algı operasyonlarının bir parçası olmak demektir” dedi.

Yüksekdağ'dan ortak aday açıklaması Yüksekdağ'dan ortak aday açıklaması

Konunun hangi tarihte ele alınacağına dair de bilgi alamadıklarını ifade eden Özdoğan, “Üzücü olan AYM gibi bir kurumun bu işlemlerin bir tarafı olmuş olması. AYM, bu süreçte ne ceza muhakemesi hukukunu ne Siyasi Partiler Kanunu hükümlerini dikkate almamış görünüyor” diye konuştu.
Özdoğan’ın konuyla ilgili açıklamalarından öne çıkan başlıklar şöyle:

“SİYASİ MÜDAHALELERLE SÜREÇ GELİŞİYOR”

"Anayasa hükümleri, emredicidir. Parti kapatmalara dair hükümler de emredici hükümlerdir. AYM, bu hükümleri uygulamak zorundadır. Bu karar, ara karar niteliğinde değildir aslında. Partimiz hakkında açılan kapatma davası ve sonrasında gelişen sürecin tamamı siyasi müdahalelerle gelişmektedir. Bloke kararına giden sürece baktığımızda, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı, 13 Aralık 2022’de başvurusunu yapıyor. O gün aynı zamanda MHP Hukuk ve Seçim İşleri Komisyonundan Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı diyor ki; '2023 seçimleri için siyasi partilere yapılacak Hazine yardımı üç katına çıkacak. HDP’nin bu yardımdan yararlanmaması için kapatma davasının bir an önce sonuçlanması lazım'. Açıklamanın yapıldığı aynı gün Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı, bu konuda başvuru yapıyor. daha önce bu talebi reddedilmiş olmasına rağmen.

“BU KARARIN VERİLECEĞİ BİR MEVZUAT, TÜRKİYE’DE YOK”

AYM, tedbir kararında gerekçe sunmadığı gibi talep kısmında da hangi gerekçelerle bu kararı verdiğini de açıklamamaktadır. Yasal gerekçeye atıfta bulunmamaktadır. AYM, bu kararını anayasanın hangi hükmüne dayanarak aldığına dair bir bilgi vermemektedir. Yargısal kararlarda hangi mevzuata dayandığınızı bildirmek zorundasınız. Hukuki gerekçesini yazmak zorundasınız. AYM gibi yargısal düzlemdeki en üst kurumun, verdiği kararda bir mevzuat hükmüne dayanamamış olması ilginç değil. Çünkü böyle bir kararı vereceği dayanak bir mevzuat yok. Kapatma davası devam ederken, partinin Hazine yardımını almasını engelleyeceği bir karar vermesine yol açacak bir mevzuat düzenlemesi Türkiye hukuk sisteminde yok. Olmadığı için de AYM, sadece kararını yazmış; kararın dayanağını, hukuki gerekçesini ve mevzuatını yazamamıştır. Bu durumda biz, başsavcılığın talep gerekçelerine bakarız.

“YARGITAY CUMHURİYET BAŞSAVCILIĞI, ELEŞTİRİ METNİ SUNMUŞ”

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'nın dilekçesine baktığımızda, siyasi aklın ürünü olan gerekçeleri oldukça şaşırtıcı. Hiçbir hukuki nitelendirme içermiyor. Başsavcılığın ve sözcülüğünü yaptığı siyasi aklın kişisel yorum ve niyetlerinden ibaret bir gerekçe sunulmuş. Mahkeme de bu gerekçeleri kabul etmiş. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'nın, kapatma iddianamesini düzenlendiği tarihten, AYM’nin tedbir talebini reddettiği tarihten bu yana neyin değişerek bu tedbir kararı alınmasının zorunluluk haline geldiğini somut olarak ispat etmesi gerekirdi. Dilekçesine baktığımızda buna dair bir ispat göremiyoruz. İddianamedeki iddiaları aynen tekrar ettiği ve daha da ileri giderek aslında partinin siyasi söylemlerini tekrar tekrar eleştirdiği bir metin sunmuş Anayasa Mahkemesi'ne.

“HAZİNE YARDIMI, HALKIN PARASIDIR”

Savcılık dilekçesini sonuca bağlarken neden Hazine yardımına müdahale edilmesi gerektiğine dair şöyle diyor; 'Parti toplantılarına ait giderlerin Hazine'den karşılanacağı açıktır'. Yani demek istiyor ki; devlet yardımı yapılırsa, HDP parti toplantıları ve siyasi faaliyetleri için harcayacaktır. Siz bunu engellemeseniz, bu parti siyasi faaliyetlerine devam edecek, toplantılarını yapmaya devam edecektir. Seçim faaliyetine devam edecektir bu parti. Ancak Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı şunu bilmelidir ki; Hazine yardımı halkların parasıdır, HDP’ye oy veren milyonların cebinden çıkan paradır. Ne iktidarın ne savcılığın gasp edeceği paradır. Bu iktidar çalmaya alışık bir iktidardır. Halkların cebinden vergileriyle çıkmış olan Hazine yardımına, halkların siyasi faaliyetinin yürütülmesi için harcanması zorunlu olan paralara el koyması da gaspın bir başka yöntemidir, çalmanın bir başka yöntemidir.

“AYM, FAŞİZAN CEPHENİN SEÇİM KAMPANYASINA ORTAK OLMUŞTUR”

Anayasa Mahkemesi, iktidar ortaklarının taleplerini ve görüşlerini dilekçesine taşıyan başsavcılık makamının talebini kabul ederek, bu faşizan ve anti-demokratik cephenin seçim kampanyasına ortak olmuştur. Umuyoruz ki bu yanlış kararından dönecektir.

Yeniden hatırlatmak isteriz ki, savcılık makamının kapatma iddianamesini sunduğu tarihlerde, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, 11 Aralık 2020’de, 'HDP’nin kapısına kilit vurulmalı' demişti. Yine 11 Ocak 2021'de Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı, dava açmadığı takdirde başvuruyu kendilerinin yapacağını belirtti. Yine 2 Mart 2021'de kapatma davasının artık açılmasını gerektiğine dair beyanını sundu. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı da MHP’nin büyük kongresinden (18 Mart 2021) bir gün önce 17 Mart 2021’de sundu. Aslında yargısal değil siyasi bir takvim işlemektedir.

“BU UTANÇTAN DÖNÜLMESİ MÜMKÜN”

Bu kararı hiçbir şekilde tanımıyoruz. Sürecin tamamının bu kadar hukuk dışı yürümesini kabul etmiyoruz. Türkiye’deki bütün demokrasi güçlerini ve tüm hukukçuları, Türkiye'nin gelecek seçimlerinde daha aydınlık bir geleceğe açılacak kapı için HDP’ye yönelik bu faşizan saldırılara karşı bir arada durmaya davet ediyoruz. Yeniden bir demokratik hukuk devleti kurulmasının yolu açılacaksa bu HDP siyasetiyle olabilecektir. Bu kararı tanımıyoruz. İtirazlarımızı, AYM’ye sunacağız."