HDP Sadece HDP Değil

Halkların Demokratik Partisi (HDP) 3. Olağan Kongresi’ne giderken birçok tartışma da devam ediyor. Tartışmaların merkezinde ise Selahattin Demirtaş var. Son olarak kongre için yazdığı mektubunda; “Bizler mevki, makam insanı değil, görev ve sorumluluk insanlarıyız. Partimizdeki resmi konumum, hukuken üyeliğe bile izin vermese, ben yine de Eş Genel Başkan sorumluluğu bilinci ve heyecanıyla HDP’ye ve siz değerli halkımıza hizmet etmekten bir an bile geri durmayacak, şimdiye kadar olduğu gibi, elimden gelenin en iyisini yapmaya çalışacağım” diyordu Demirtaş.

HDP Türkiye’de çok önemli bir yerde duruyor. HDP’yi sadece programından, ya da eşbaşkanlarından ibaret görmek bu gerçeği göz ardı etmektir. Selahattin Demirtaş, ırkçı/militer tamamen erkek bir siyaset denklemine sahip olan Türkiye’de “öteki”lerin kendisini gördükleri bir isim oldu. “Öteki” olmanın genelde “marjinal” olmak ile eşdeğer görüldüğü bir yerde ötekilerin milyonlar olarak görünür olmasında önemli bir kolaylaştırıcı işleve sahip oldu.

Bugünün iktidarı MHP/AKP ile “öteki” olmayan kimler kaldı Türkiye’de? İşte AKP/MHP ekseninde yeniden dönülen Teşkilat-ı Mahsusa ayarları dışında çok önemli bir kesimden oluşmaktadır günümüz Türkiye marjinalleri. Bu marjinallerin ortak bir paydası var; bütün farklılıkları ile bir arada, eşit ve özgürce durabilmek. “Barış, adalet, eşitlik ve özgürlük değerlerinin hayat bulması, ezilen emekçilerin, kadınların, gençlerin sömürüsünün son bulması, Kürdün, Türkün, Sünninin, Alevinin bir arada kardeşçe huzur içinde yaşaması için mücadele ettik, ediyoruz” diyenlerin oluşturduğu bir çokluktan söz ediyorum.

Ancak zaman zaman kendisini işlevsiz bırakan durumlara da düşürdü kendisini Demirtaş ile yol alan HDP. Öncelikle 7 Haziran 2015 çok önemli bir şeyi söyledi. Irkçı/militer sistemin baskı, şiddet ve korkular ile kurmak istediği “tek”liklerden oluşan bir sistemde ciddi bir çatlama oluşturdu. İnsanlar bütün farklılıkları ile daha önce olmadığı kadar umut, sevgi ve dayanışma ile bir arada durmanın sonucunu/güzelliğini gösterdiler/gördüler. Korku Cumhuriyeti’nin çatlamaya başladığını gören AKP/MHP ve de devletin bütün militer aygıtları “savaş” diyerek yeni bir sürece girerek burjuva anlamda bile demokratik olmayan sistemi bir yere bıraktılar.

HDP bunu anlama, buna uygun politikalar üretmede çok geç kaldı. 7 Haziran-1 Kasım 2015 arası bu anlamda tamamen boşa harcanan bir süreç oldu. Devletin Teşkilat-ı Mahsusa ayarlarına dönüş sinyalleri verilirken buna karşı daha ciddi bir muhalif hat çizmek gerekirdi. Mecliste olma ısrarı bu politik hattın gelişmesi önünde ciddi şekilde engel oldu.

Sonrası her şekilde HDP ve de bütün muhalif politikaların daha büyük baskılar ile rehin alındığı bir sürece dönüştü. Şu haliyle iki kesim var; bunlardan birincisi Teşkilat-ı Mahsusa koalisyonu: AKP, MHP, Vatan Partisi vs. Bunlara yürüttüğü politikalar ile CHP de eklenebilir. Bunun karşısında ise HDP ve de irili ufaklı küçük sosyalist grup ve yapılar ile diğer bütün parti aidiyetleri içinde kendilerini ifade eden “ama bu böyle gitmez” diyenler kaldı. Mevcut baskı, şiddet ve de bütün bastırma taktiklerine rağmen ciddi bir potansiyel var. Kendilerini HDP ile ifade ediyor olsun ya da olmasın HDP’nin politikaları ile Türkiye’de özgür bir hayatın mümkün olduğunu düşünen kesimlerdir bunlar.

11 Şubat tarihinde HDP eşbaşkanları Demirtaş, Yüksekdağ ya da başka isimler olur. HDP’de siyaset kişilerden ve de koltuklardan ibaret değil, olmamalıdır elbette. Bugün Demirtaş ve Yüksekdağ ile birlikte rehin tutulan Sebahat Tuncel, Gültan Kışanak ve daha birçok isim var. Siyaset yapma haklarını kullanmaya devam ediyorlar. Değerli emekleri var, onlar da çok iyi biliyor ki, mücadele ne Meclis, ne de Eşbaşkanlık koltukları ile sınırlıdır. Türkiye’nin başka bir ülke olabileceğine inanan, bunu açık ifade eden ya da edemeyen milyonlar bu baharda Türkiye siyasetinde yeni bir rüzgâr estireceklerdir. Bu siyaseti görmek ve buna uygun politik hat üzerinden yürümek hepimizi daha mutlu/özgür kılacaktır.

“Ne geçmiş tükendi

Ne yarınlar

Hayat yeniler bizleri

Geçse de yolumuz bozkırlardan

Denizlere çıkar sokaklar”

YORUM EKLE