“HDP’ye yönelik gibi görünen bütün bu davalar bir yanıyla Türkiye’de demokrasi mücadelesine yönelik saldırıların bir parçasıdır”

Halkların Demokratik Partisi’nin (HDP) Eş Genel Başkanı Mithat Sancar, HDP’ye yönelik kapatma davası, seçim ittifakları ve gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu.

İYİ Parti’nin HDP’ye yönelik tutumunu değerlendiren Sancar, “Her alanda özgürlükleri ortadan kaldıran bir iktidarla karşı karşıyayız. Bu iktidarın yargıyı kontrol altında tutmak amacıyla elinden geleni yaptığını ve bunda büyük ölçüde başarılı olduğunu biliyoruz, bunu İYİ Parti yetkilileri de her gün söylüyor. Konu HDP olunca mı yargı birdenbire adil, tarafsız oluyor? ‘HDP kapatılmalıdır’ diyen bir muhalefet partisinin bu topluma siyasi faaliyet hürriyeti konusunda sunacağı bir vizyonu olabilir mi? Biz buna rağmen diyoruz ki bütün muhalefet güçleri gelecek için demokrasi istiyorsa, özgürlüklerin kullanılacağı yeni bir düzenin yolunu açmak istiyorsa o zaman bu iktidarla aralarındaki farkı ortaya koysunlar” dedi.

Yeni Yaşam Gazetesi’ne konuşan partisine yönelik derme-çatma iddianameler olduğunu belirterek kapatma davasına karşı halkla birlikte mücadele edeceklerini söyledi.

'İLK İDDİANAME, BAHÇELİ'YE VERİLMİŞ BİR KONGRE HEDİYESİ'

“Kapatma davasının ilk iddianamesi 17 Mart 2021’de verilmişti. 18 Mart’ta MHP kongresi vardı. Bu tarihlerin bilinçli olarak seçildiğini hep söylüyoruz. Bir kere daha hatırlatmış olalım. Biz bunu Bahçeli’ye verilmiş bir kongre hediyesi olarak değerlendirdik” diyen Sancar, o iddianamenin derme- çatmaydı ve içi boş olduğunu ifade etti.

Delil olarak sunulan şeylerin hemen hepsinin kes-yapıştır yöntemiyle toplanan haberler, kendileri hakkında açılmış dayanaksız soruşturmalar olduğunu dile getiren Sancar, “Hakkımızda da Türkiye’nin bölünmez bütünlüğüne yönelik eylemlerin odağı olduğumuza dair gerekçeye temel olacak hiçbir şey yoktu. Anayasa Mahkemesi (AYM) basiretli davrandı ve o iddianameyi iade etti” diye belirtti.

'BİZ SAVUNMAYI SADECE YAZMIYORUZ, AYNI ZAMANDA YAPIYORUZ'

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı’nın daha sonra yeni bir iddianame hazırladığını belirterek, AYM’ye yeni bir belge gönderdiğini anlatan Sancar, “Onun tarihi de çok ilginçti: 7 Haziran 2021. Yani bu davanın siyasi amaçlı olduğunu, rövanş almak saikiyle hazırlandığını sadece seçilen tarihe bakarak anlayabiliriz. İkinci iddianamenin birinci iddianameden farkı yoktu. Buna rağmen AYM 2’nci iddianameyi maalesef kabul etti. Daha sonra biz çok güçlü bir ön savunma yaptık ve zaten bunu kamuoyu ile paylaştık.

‘HDP’Yİ SADECE MAHKEME SALONLARINDA SAVUNMAKLA YETİNEMEYİZ’

Ön savunmadan sonra sıra Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı’nın esas hakkındaki mütalaasına geldi. Esas hakkındaki mütalaa da geçtiğimiz günlerde bize tebliğ edildi. Şimdi geldiğimiz aşama esas hakkındaki savunmayı hazırlama aşamasıdır. Biz zaten başlattığımız çalışmaları derinleştirerek sürdürüyoruz. Ama burada bir ayrım yapmam gerekiyor. Bu ayrımı sık sık yapıyorum. Çünkü sık sık hatırlatmadıkça hafızaya sağlam bir biçimde yerleşmiyor.

Biz savunmayı sadece yazmıyoruz, aynı zamanda yapıyoruz. Yani bir taraftan AYM’de yürüyen dava sürecinde haklarımızı kullanıyor ve hukukçularımızla, destek veren değerli dostlarla bir savunma hazırlıyoruz. Ben de bu sürece katkıda bulunuyorum, zaman buldukça arkadaşlarımla çalışıyorum. Bu kısım, savunmayı 'yazma' boyutudur. Fakat biz HDP’yi sadece mahkeme salonlarında savunmakla yetinemeyiz. Biz HDP’yi halkımızla, demokratik güçlerle birlikte alanlarda savunacağız, savunuyoruz da. Kapatma davasında geldiğimiz aşama budur” dedi.

'GERİYE DÖNÜP BAKARSANIZ AKP'NİN ALDIĞI YENİLGİLERİN SEMBOLLERİNİ GÖRÜRSÜNÜZ'

Açılan davaların savunulacak hiçbir tarafının olmadığını ifade eden Sancar, “Bunlar kumpas davalarıdır. Kobani Davası çok açık bir kumpas davasıdır. Bu davaya temel olan Merkez Yürütme Kurulu’nun (MYK) açıklaması veya Twitter’daki mesaj, 6 yıl önce yayınlanmıştı. 6 yıl beklendi, hiçbir şey yapılmadı. Sonra birden bire o dönemki MYK üyelerimize bir operasyon düzenlediler ve Kobani Davası’nı açtılar. Kapatma davası gibi Kobani Davası da çürük bir davadır, delillerden yoksundur.

Bu davalar hukuki gerekçelerle ve perspektifle açıklanamaz. Bu davaların esas amacı HDP’yi siyaseten tasfiye etmek, eğer edemiyorlarsa etkisizleştirmektir. Şunu belirtmem gerekiyor: HDP’ye yönelik gibi görünen bütün bu davalar bir yanıyla Türkiye’de demokrasi mücadelesine yönelik saldırıların bir parçasıdır, barış umudunu ortadan kaldırmaya yönelik hamlelerdir. Diğer yanıyla da HDP’den intikam almaktır.

Bakın 17 ve 18 Mart dedim, 7 Haziran’ı örnek verdim, Kobani davasının içeriğinden söz ettim. Geriye dönüp bakarsanız AKP’nin aldığı yenilgilerin sembollerini görürsünüz. Belli ki AKP, Kobani’de IŞİD’in ağır yenilgisinin hesabını kapatamamış. Bu çerçevede baktığımızda hem kapatma davasının hem Kobani davasının siyasi tasfiye amaçlı olduğu daha iyi görülür.

Ancak başta Kürt halkı olmak üzere Türkiye halklarının HDP’nin etrafında kenetlenmesi çok önemlidir. Halk sahip çıktıkça bu davaların boşa çıkması kaçınılmazdır. Halkın güvenini ve desteğini görüyoruz. Ona layık olmaya çalışıyoruz” şeklinde konuştu.

'CUMHUR İTTİFAKI OY KAYBEDİYOR; AMA BU OYLAR DOĞRUDAN MİLLET İTTİFAKI'NA GİTMİYOR'

“Cumhur ittifakı oy kaybediyor. Bu doğru. Fakat pek çok anket ve araştırma gösteriyor ki Cumhur İttifakı’nın kaybettiği oylar doğrudan Millet İttifakı’na yazılmıyor. Cumhur İttifakı’ndan kopan oylar büyük ölçüde olduğu yerde duruyor. Biz de dâhil bütün muhalif güçlerin bu noktada kendilerini sorgulamaları gerekiyor” diyen Sancar, Cumhur İttifakı’ndan kopan kitleyi neden muhalefete çekemediğini herkesin sorgulamasını gerektiğini söyledi.

Gözden kaçırmayın

Taliban'ın İçişleri Bakanı Vekili Hakkani: Yaramaz kadınları evde tutuyoruz Taliban'ın İçişleri Bakanı Vekili Hakkani: Yaramaz kadınları evde tutuyoruz

Sancar, “Türkiye’nin ihtiyacı olan şey, bu iktidarın sergilediği siyasetin tersidir. Bu iktidarın zihniyeti ayrıştırma, kutuplaştırma ve düşmanlaştırma politikalarını sürekli canlı tutma üzerine kuruludur. Eğer muhalefet bu iktidara alternatif olmak istiyorsa bu zihniyeti reddettiğini açıkça göstermelidir” dedi.

'MUHALEFET PARTİLERİ DEMOKRASİ İSTİYORSA İKTİDARLA ARALARINDAKİ FARKI ORTAYA KOYSUNLAR'

Yeniyaşam’a konuşan Sancar’ın açıklamaları şu şekilde:

“Mesela İYİ Partili yetkililerin fezlekeler konusundaki tutumuna bakalım. Dediler ki ‘Biz evet diyeceğiz.’ Fezlekeler, esas olarak siyasi bir mesele olmakla birlikte tabiatıyla hukuki bir zemindir de. Partiler, özellikle de muhalefet partileri hiç olmazsa şeklen hukuki gerekliliklere saygılı davranmalıdır. Nedir hukuki gereklilik? Örneğin bir parti ‘Dosyayı göreceğiz, eğer dosya dokunulmazlığın kaldırılmasını gerektiren hukuki niteliklere sahipse evet diyeceğiz’ gibi bir açıklamada bulunsaydı, iyi-kötü bir anlamı olurdu. Fakat dosyayı görmeden, savunmayı dinlemeden ‘Biz evet diyeceğiz’ demek esasen iktidarın fezlekeci zihniyetini ve fezlekelerle tehdit-şantaj politikasını cesaretlendirme tavrıdır, hatta buna destek vermektir.

'İYİ PARTİ'NİN TUTUMUNA GELİNCE...'

İYİ Parti’nin tutumuna gelince... Her alanda özgürlükleri ortadan kaldıran bir iktidarla karşı karşıyayız. Bu iktidarın yargıyı kontrol altında tutmak amacıyla elinden geleni yaptığını ve bunda büyük ölçüde başarılı olduğunu biliyoruz, bunu İYİ Parti yetkilileri de her gün söylüyor. Konu HDP olunca mı yargı birdenbire adil, tarafsız oluyor? ‘HDP kapatılmalıdır’ diyen bir muhalefet partisinin bu topluma siyasi faaliyet hürriyeti konusunda sunacağı bir vizyonu olabilir mi? Biz buna rağmen diyoruz ki bütün muhalefet güçleri gelecek için demokrasi istiyorsa, özgürlüklerin kullanılacağı yeni bir düzenin yolunu açmak istiyorsa o zaman bu iktidarla aralarındaki farkı ortaya koysunlar.

'HDP KÜRT HALKINI SOSYOLOJİK OLARAK EN GÜÇLÜ ŞEKİLDE TEMSİL EDEN PARTİDİR'

HDP, gücünü halkların ortak iradesinden ve halkların ortak partisi olmasından alıyor. Öte yandan Kürt halkını sosyolojik olarak en güçlü şekilde temsil eden partidir de. Şimdi siz HDP ile aranıza mesafe koydukça Kürt halkının siyasi özne olma hakkını ve meşruiyetini de bir nevi gölgelemiş oluyorsunuz. Oysa HDP’nin siyasi gücü ve dayandığı sosyolojik temel olmadan Türkiye’de demokrasiye giden yolu inşa etmek imkânsızdır. Barışa giden yolu samimi bir şekilde açmak imkânsızdır. Eşit ortak yaşamı inandırıcı şekilde tesis etmek imkânsızdır. O nedenle 1. Gerçek ve güçlü bir demokrasi için; 2. Gerçek bir barış için; 3. Eşit ortak yaşam için, HDP mutlaka temel bir aktör olarak görülmelidir. Ve bu konuda iktidarın yarattığı baskıyı muhalefetin bertaraf etmesi, söz konusu baskıyı aşarak yeni bir tutum geliştirmesi şarttır.

'KİMSE HDP'Yİ HOŞ TUTALIM GİBİ BİR ANLAYIŞLA HAREKET ETMESİN'

Biz HDP olarak demokrasi, barış, eşit ve ortak yaşam konusunda üzerimize düşen her türlü görevi ve sorumluluğu yerine getirmeye hazır olduğumuzu söylüyoruz. Türkiye’de yapıcı ve gelecek için kurucu rol oynamak isteğindeyiz, kararındayız ve bu iradeye sahibiz. Topluma ve geleceğe yönelik sorumluluk gerektiren tüm konularda üzerimize düşeni yapmaya hazırız. Partim adına bu sözü sizin aracılığınızla bir kez daha vermiş olayım. Ama kimse HDP’yi hoş tutalım, boş tutalım gibi bir anlayışla da hareket etmesin. Yani ‘HDP, iyi- güzel tamam ama hele şurada dursun’ falan diyerek ne seçimi kazanma konusunda topluma bir güven verilebilir ne de seçim kazanılsa bile yeni bir başlangıç için toplum ikna edilebilir.”

'ESAS HEDEFİMİZ GENİŞ DEMOKRASİ İTTİFAKI'DIR'

Demokrasi İttifakı’na ilişkin ise Sancar şunları söyledi:

“Bizim esas hedefimiz geniş demokrasi ittifakıdır. Bunu son kongremizin kararı olarak zaten belirlemiştik. Demokrasi İttifakı’nı sadece seçimlere yönelik bir siyaset olarak değil, bir mücadele ortaklığı olarak ele alıyoruz. Bu çağrılarımızı iki yıldır sürdürüyoruz. Türkiye’nin çok ağır şartlar altında bu baskıcı ve despotik yönetimden, soyguncu-talancı rejimden ve savaşçı zihniyetten kurtulabilmesi için geniş bir demokrasi ittifakına ihtiyaç var. Bu demokrasi ittifakını biz birkaç boyutta ele alıyoruz. Ana eksenini ortak mücadele olarak belirliyoruz. Seçimleri kapsayan bir perspektife sahip olduğumuzu da söylemeliyim. Ancak bu sadece seçimlere yönelik ya da seçimleri esas alan bir çalışma değildir. Sol ve sosyalist güçlerle yaptığımız görüşmeler, geniş demokratik ittifakının bir parçasıdır.

'İTTİFAKI GENİŞLETMELİYİZ'

Biz bunun dışında, 2019 yerel seçimlerinde Kürdî partilerle de bir ittifak kurduk. Bu ittifak yerli yerinde duruyor. Bunu daha da genişletmek için görüşmelerimiz sürüyor. Türkiye’de çeşitli inanç grupları ile ortak mücadele birlikteliği için de görüşmeler yürütüyoruz. Bütün ezilenleri, mağdurları kapsayan bir birliktelik hedefliyoruz. Bu birliktelikte kadın hareketinin, emek hareketinin çok özel birer yeri var. Eğer başarabilirsek demokrasi ittifakını bu en geniş mücadele birlikteliği üzerinde kurup seçimlerde uygulanacak politikayı ortaklaşa oluşturmak düşüncesindeyiz. Sol-sosyalist partilerle yaptığımız toplantı dostaneydi, verimliydi ve sürdürülmesi konusunda da bir mutabakatla sonuçlandı.”