Ünlü oyuncu TİP’ten aday adayı oldu Ünlü oyuncu TİP’ten aday adayı oldu

Maraş’ta yaşanan ve çevredeki birçok kenti etkisi altına alarak can kaybı ve hasara sebep olan depremlerin ardından deprem bölgesinde çalışmalara katılan hekimler izlenimlerini paylaştı.

İstanbul Tabip Odası gönüllü hekimleri ilk günden itibaren deprem bölgesindeydi.

Hatay-Antakya’da bulunan ilk gönüllü hekim grubu İstanbul’a döndü.

İstanbul Tabip Odası’nın Cağaloğlu’nda bulunan binasında açıklama yapan hekimler bölgedeki çalışmaları ve son durumu aktardı.

"GÖZ GÖRE GÖRE GELEN FELAKET"

İstanbul Tabip Odası Yönetim Kurulu üyesi Dr. Saffet Ercan, “Göz göre göre gelen bir felaketin derin acısını, öfkesini, üzüntüsü yaşıyoruz” derken İstanbul Tabip Odası Başkanı Prof.Dr. Nergis Erdoğan, “Yıkım çok ağır, çok büyük. Hekimler olarak bize düşen en önemli görev sahanın ihtiyaçlarının eksiklerini saptamak ve kamu otoritelerinin bunları gidermesi için yönlendirmek ve tabi destek olabilmek” ifadelerini kullandı.

"BÜYÜK BİR KOORDİNASYONSUZLUK VARDI"

AKP'li Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Hatay'da gerçekleştirdiği açıklamanın ardından Hatay-Antakya’dan dönen hekimler tek tek söz alarak, izlenimlerini, yaşadıklarını paylaştı.

TTB Aile Hekimliği Kolu Yürütme Kurulu üyesi Özden Güngör, yaşanan koordinasyonsuzluğa, kendi imkanlarıyla depremde yaralananlara ulaşmaya çalıştıklarını anlattı.

Güngör, “Adana’ya gittikten sonra bir koordinasyon problemi vardı. Adana havalimanında bizi bir gölgeye gönderdiler orada nasıl bir organizasyon olduğunu anlayamadık. Kendi aramızda branşları anlamaya çalıştık meslek gruplarını anlamaya çalıştık. Adıyaman için organizasyon olurken İskenderun için giden otobüsün kalktığını görünce vakit kaybetmemek adına İskenderun’a giden otobüse bindik. İskenderun Devlet Hastanesinden depremzede hekim arkadaşımıza ulaşarak hastaneden ihtiyaç olup olmadığını sorup bu şekilde organize olmaya çalıştık. Oraya geçeriz diye düşündük ama bize Antakya’ya gönderileceğimizi söylediler. Sonrasında bir otobüsle Antakya’ya sabah 5’te varabildik. O esnada henüz pek çalışma da yoktu, gece karanlıktı, hasta da yoktu. Tek bir sağlık çadırı kurulmuş, yağmur yağıyordu, havada baya kötüydü” dedi.

"SAĞLIK PERSONELİNE İHTİYACIMIZ YOK DENDİ"

İlerleyen süreci ise Dr. Ahmet Tapduk Mehlepçi anlattı. Hatay’a geldiklerinde 3-4 sağlık çadırının olduğuna dikkat çeken Mehlepçi, “Ne yazık ki muhatap orada da bulamadık. AFAD’da bulduğumuz yetkili de ne yapacağını ne yazık ki bilmiyordu. 3-4 saat kadar biz bekledik. Bu beklemenin ardından herhangi bir şey olmadığını görünce; orada boş boş duruyoruz, insanlar göçük altında yakınlarını kaybediyorlar, zamanla yarışıyor, neden organize olunamadığına dair görüşmeye çalıştık. 'Şu anda Hatay’da sağlık personeline ihtiyacımız yok, yeterince sağlık personeli var' dendi. Biz onun üzerinden ne yapabilirizi düşünmeye başladık hekim ve sağlık personeli arkadaşlarımızla. Devlet hastanesi kullanılamaz durumda. Yaklaşık 400 yataklı bir hastane. Çok yeni bir bina. Bu bina ne yazık ki harap olmuş. Depremden dolayı yıkılma riski olduğundan dışarıya çadırlar kurulmuş” ifadelerini kullandı.

"KENDİ İMKANLARIMIZLA BİR ŞEYLER YAPMAYA ÇALIŞTIK"

Hastaneye girip kullanılacak malzemeleri, ilaçları bir sedye ile çıkardıklarını anlatan Mehlepçi, “AFAD yetkilisiyle tekrar görüştük bir araç sağlanırsa en azından şehrin merkezine inerek ilk müdahaleleri yapacağımızı, elimizde ne geliyorsa yapabileceğimize dair talepte bulunduk, olumsuz bir yanıtla karşılaştık. ‘Benim elimde araç yok, yapabileceğim bir şey yok sıranızı bekleyin, sıranız geldiğinde çalışacaksınız’ diye cevap verdi.

Bizde kendi imkanlarımızla araç ayarlayarak 6-7 kişi bir araca binerek sahaya indik. Merkez çok kötüydü, her yer yıkılmış vaziyette, henüz insanlar kendi elleriyle, kendi çabalarıyla bir şeyler yapmaya çalışıyorlardı. AFAD yoktu, iş makinaları yoktu. Dikiş atabildiğimize dikiş attık, pansuman yaptık” dedi.

"HEKİM ARKADAŞLARIMIZ DA BİR ŞEY YAPAMAMAKTAN YAKINIYOR"

Hastanenin merkeze uzaklığının büyük bir problem olduğunu da söyleyen Mehlepçi, “Kişiyi getiriyorlar ama bir tane jeneratör var. Ne EKG ne röntgen hiçbir şey yok. En ufak şüpheli vakada sevk ediyorlar. Uzman arkadaşlar, beyin cerrahları, ortopedistler orada varlar. Onlarda bir şey yapamamaktan çok fazla yakınıyorlardı” diye konuştu.

Mehlepçi ayrıca 7-8 ASM gördüklerini, hepsinin kullanılmayacak vaziyette olduğuna da dikkat çekti.

"TÜM SAĞLIK KURUMLARI YIKILMIŞ, AĞIR HASAR ALMIŞ DURUMDA"

TTB Aile Hekimliği Kolu Bşk. Dr.Emrah Kırımlı, 1999 Gölcük depreminde çalıştığını, o dönemdeki organizasyondan birkaç adım ilerde olması gerekirken ne yazık ki tam tersi bir durum yaşandığını söyledi. “Çok sayıda gönüllü, çok sayıda ekipman ve çok sayıda ihtiyaç varken bu bir hafta içinde bu insanlar birbiriyle buluşamadılar” diyerek sözlerine devam eden Kırımlı, “Bu yüzden de çok kayıp yaşandı. Bizim güncel olan deprem yönetmeliği şunu söylüyor hiçbir sağlık kurumu yıkılmayacak, kullanılmaz durumda olmayacak, ayakta durması gerekiyor. 750 yataklı şehrin 15 km dışında şehir hastanesi yıkılmış, kullanılmaz durumda. Ovaya yapıldığı için alt katlarını su basmış.

Hatay’da tüm sağlık kurumları yıkılmış. Eğer bunlar çalışabiliyor olsaydı binlerce insanın hayatı kurtulabilirdi. Bir sağlık kurumu var bir yerde, sağlık ihtiyacı olan milyonlarca insan var ama kavuşamıyorlar planlamamız yok. Umarım evleri yapan müteahhitler kadar bu hastaneleri yapan, bunlara izin verenler, seyirci kalanlar da sorumluluklarını alırlar, gereği yapılır” değerlendirmesinde bulundu.