Fırat Erez: Hasankeyf gözümüzün önünde yok oluyor

BIFED RÖPORTAJLARI-3

MUSTAFA DERMANLI / BOZCAADA

Fırat Erez ile Bozcaada Uluslararası Ekolojik Belgesel Festivali (BIFED/Bozcaada International Festival of Ecological Documentary) kapsamındaki Gaia Öğrenci Ödülü için yarışan 10 filmden biri olan “Hasankeyf’e Ağıt” belgeselini Bozcaada’da konuştuk.

Çukurova Üniversitesi‘nde öğrenci olan ve “Hasankeyf’e Ağıt” belgeseliyle aynı zamanda memleketi olan coğrafyaya karşı yaşananları kayıt altına almak isteyen genç yönetmen, bölgede 20’yi aşkın yıldır süren mücadeleye yerel halkın hep destek olduğunu dile getiriyor. Erez, filminin Bozcaada Salhane’de gerçekleşen gösterimi sonrasında “Hasankeyf sadece yöre halkının değil, hepimizin tarihi. Hasankeyf'in sular altında kalması demek; bütün insanlığın tarihinin sular altında kalması demek" diyerek bölgenin önemine dikkat çekiyor.

Fırat Erez ile hem filmini, hem Hasankeyf mücadelesini konuşurken filmi çekerken yaşadığı zorlukları da öğrenmiş olduk.

Hasankeyf’te 20 yıldır süren bir mücadele var. Hasankeyf, ulusal ve uluslararası en büyük duyarlılığın yaratıldığı yerlerden bir tanesi. Ama Hasankeyf sular altında kalıyor...

Bunun öncesi de var. Başka ekolojik krizlerin yaşandığı yerler var. Örneğin Halfeti... Sistem bundan güç kazandı. Yerel halk sindi. Akabinde Hasankeyf’te 20 yıldan daha uzun bir süredir baraj projesi var. Burası çok amaçlı ve katmanlı bir yere sahip olduğundan sistem vazgeçmedi. Çünkü orası jeopolitik anlamda önemli. Türkiye’nin Suriye’yle, Irak’la ilişkisi var, devletlerin kendi aralarındaki yaptırımları var. Gerektiğinde bu baraj sayesinde ‘Suyunuzu keserim’ yaptırımı manasında yapılmış bir baraj burası. Kapitalizm yıkım üzerine kurulu bir sistem. Türkiye’de de had safhada olduğu için ne kadar dirensen de yıkımdan besleniyor.

‘YEREL HALK FAZLASIYLA DİRENÇ GÖSTERDİ’

Yerel halkın bu mücadeleye bakış açısı nasıl?

Yerel halkla, ulusal ve uluslararası olarak birçok eylem gerçekleştirildi Hasankeyf’te. Yerel halk fazlasıyla direnç gösterdi. Bölgeye sivil toplum örgütleri, siyasi partiler geliyordu. Yerel halk kendi evinde yemek yapıp eylemcilere götürüyordu. Halk elinden geldiği kadar orada direnenlere destek oluyordu. Ama bunu havuz medyası manipüle ederek göstermiyordu. Muhalif kanallar ve muhalif gazeteci çok az olduğu için de bu durum ulusal boyutta çok yer bulmadı.

Çekim yaparken zorluklar yaşadın mı, yaşadığın zorluklar nelerdi?

Zorluklar yaşadım. Çünkü çekimleri Olağanüstü Hal (OHAL) döneminde yapmıştım. Örneğin kaleye çıkmak istiyordum şirket izin vermiyordu. Jandarma, ‘Çıkarsanız vurulma ihtimaliniz var’ diyordu. Bir yandan da bezdiriyorlardı. Zorlu bir süreçti benim için. 10 günlük bir sürede çekimleri yaptım. Öğrenci olduğum için devam sıkıntım vardı. Kısa sürede bitirmem gerekiyordu. Çekimlere başladığım günden bir gün önce Hasankeyf’te eylem vardı ve ben başka bir eylemle karşılaşmadım. İçgüdüsel olarak o süre içinde bir eylemle karşılaşsaydım ben de aralarında yer alırdım.

‘YIKIM HABERİNİ ALIR ALMAZ HASANKEYF’E GİTTİM’

Filmi çekmeye nasıl karar verdin?

Hasankeyf, Batman’ın bir ilçesi. Ben de Batmanlı’yım. İçimde hep bir burukluk vardı. Çünkü Hasankeyf gözümüzün önünde yok oluyor, bunu kayıt altına almak istiyordum. Aslında amacım bu filmi 4’üncü sınıftayken yapmaktı. En azından kameraya daha hakim olmak istiyordum, daha donanımlı olacağımı düşünüyordum. Çekimleri yaptığımda ikinci sınıftaydım ve bir gün sosyal medyada yıkım görüntülerini gördüm. Tam inanamadım, henüz başlamamıştır diye düşündüm ve hemen Hasankeyf’te yaşayan bir arkadaşımı aradım. Bu görüntülerin doğru olduğunu öğrendim. O gece hiç durmadan, hemen otobüs biletimi alıp hemen Batman’a gittim. Sadece kameram vardı. Lensim yoktu, yaka mikrofonum yoktu, tripodum yoktu. Birçok teknik eksiklikle gittim, bir kısmını arkadaşlarımdan topladım. Ertesi gün çekimlere başladım. Öğrenci olduğum için, bursların da yatmasına iki hafta vardı ve ekonomik sıkıntılar yaşıyordum. Abimden 300 lira aldım ve onu filmin yapımcısı olarak yazdım. Sabah erkenden kalkıp çekime gidiyordum, akşam otostop ile geri dönüyordum. Çekimler kısa sürse de kurgu çok uzun sürdü. Bilgisayarım olmadığı için okuldaki bilgisayarları kullandım montaj için. Her gün okula gitmediğim için başka bir arkadaşımın bilgisayarını ödünç aldım ama belgeselin yüzde 70’ini bitirmiştim ki bilgisayar çöktü. Sonra başka bir bilgisayar buldum ve onunla tamamladım. 3-4 ay sürdü montaj süreci.

‘BIFED BÜYÜK SORUNLARI ELE ALIYOR’

Okul devam ediyor mu, yeni projelerin var mı?

Okulum devam ediyor. Şu an 4’üncü sınıftayım ama okul bir sene uzayacak. Yeni projelerim de var. Toplumsal konular üzerine çalışmak istiyorum. BIFED’den önce Irak’taki başka bir festivaldeydim. Eğer bu iki festival olmasaydı o projemin çekimlerini yapacaktım ama seneye kaldı bu projem.

Bozcaada ve BIFED hakkında ne düşünüyorsun?

Daha önce Çanakkale’ye de, Bozcaada’ya da gelmemiştim. BIFED’i biliyordum ama katılamamıştım. Çok güzel filmler var. Bozcaada küçük bir yer. BIFED’de küçük bir festival havası var ama aslında çok büyük sorunları ele alan bir festival. Özellikle bu yüzden önemli. Bence izlenmesi gereken filmler bu festivalde var. İyi ki de varlar, iyi ki ben de buradayım. Festival çok güzel geçti, her sene burada olmak istiyorum. O sebeple de üretmeye devam edeceğim.