Hangi Birey

Abone Ol

Seçimler, anlaşıldığı gibi anayasa üzerinden olacak. TÜSİAD topa girdi ve gündemi değiştirdi. İşdünyasının prestijli bu örgütü liberal ve Batı standartlarını yakalamış bir anayasa önerisiyle tartışmayı başlattı. Değişmez maddelerin de değiştirilmesi önerisinde bulunması ise daha henüz işin başındayken çıtanın oldukça yükseğe çıkmasını sağladı. Çıta yükseldiğinden de Kılıçdaroğlu’nun “Değiştirilemez maddeler tabii ki değiştirilemez!” düşüncesiyle anayasayı tartışacak olanları da çıtanın alt sıralarına koymuş oldu.

Anayasa tartışmalarının daha şimdiden başlaması çok hayırlı. Hayırlı çünkü biz toplum olarak ilk defa anayasa yapma sürecine katılabilme şansına sahipmişiz gibi görünüyor. “Gibi görünüyor” dedim çünkü siyasilerin bu anayasa yapma işini topluma ne ölçüde bırakacakları henüz belli değil. Seçim sonrası (ya da öncesi kim bilir?) işte bu bizim anayasamız diye önümüze bir kitapçık da fırlatabilirler.

TÜSİAD, “Bireyin yanındayız!” demiş bu anayasa çıkışını yaparken. Bence anayasa tartışmalarında önemli bir eksen olacağını düşündüğüm bir konu bu. Hangi bireyden söz ediyor TÜSİAD acaba?


Eğer, alanı, “komşularının özgürlüğünün başladığı yerde biten” bir özgürlüğe sahip bir bireyden söz ediyorsa,


Eğer, içeriği, yalnızca kendi tercihlerini gerçekleştirmekle sınırlı bir özgürlüğe sahip bir bireyden söz ediyorsa,


Eğer, yaşam mücadelesi serbest piyasa ekonomisinin kör yasalarına terkedilmiş bir bireyden söz ediyorsa, orada durup düşünmemiz gerekiyor bence.

Durup düşünmemiz gerekiyor çünkü içinde yaşadığımız ve anayasa yapacağımız dönemin bir tarihsel değişim momenti olduğunu atlayan bir bakış açısıdır bu.

İçinde yaşadığımız ve anayasamızı yapacağımız bu tarihsel momenti tarihsel yapan iki olaydan biri 2008 küresel mali krizidir, diğeri ise Arap coğrafyasının diktatörlere, otoriter yönetimlere başkaldırma girişimleridir. Tarihi değiştiren bu iki büyük olayın ima ettikleri üzerinde düşünmeden bir anayasa yapmanın da eksik ve hatalı olacağı ortada.

Kestirmeden gidersem, ben, 2008 küresel mali krizinin temel nedeninin otuz yıldır sürdürülmeye çalışılan ultra liberal bir kapitalizmin “birey” temelli ideolojisi olduğunu düşünüyorum. Bu, her noktada kâr zarar hesapları yaparak davrandığı düşünülen bireyin ve onun faaliyetleriyle ilgili bütün kamusal düzenlemelerin kaldırılmasına vurgu yapan bu yaklaşımın bir sonucuydu mali krizle yaşananlar. Bu nedenle de bugün bütün dünya kapitalizmin yeniden “düzenlenmesi” gerektiğinde hemfikir gibi.

“Düzenleme” dediğimiz bizler, yani kapitalizmin bildiğimiz bireyinin komşuları yani. Kapitalizmin bireyi özgürlüğünü kullanırken bizim de işimizi, aşımızı yok ettiğinden ona yeniden kendimizi hatırlatmamız gerekiyor. O nedenle de günümüzün insanlığı kapitalizmin bu soyut bireyinden, bireyin kendisi kadar toplumdaki diğer bireylerin de önemli olduğu ve o nedenle de “işbirliği” ve “dayanışma”yı öne çıkaran bir anlayışa evriliyor.

İkinci değişim kaynağı başta Mısır olmak üzere diğer Ortadoğu halklarının mevcut rejimlere başkaldırması. Proletaryayı beklemeksizin sokaklara çıkan bu halkların yaptığı devrim, liberallerin “temsili demokrasisi”ni de aşma talebiyle gelişiyor. Bu başkaldırmaların nereye doğru evrileceğini bilmesek de daha şimdiden toplumların kendi kaderlerini etkilemek istemeleri düşüncesi ve duygusuna işaret ettiği çok açık. 

Sonuç olarak anayasayı düşünürken, bu “birey” meselesi karşımıza çıkacak her seferinde. Biz de her seferinde sormalıyız “Hangi birey?” diye. Geçmişte kalmış kendi hapishanesinde özgür olduğunu düşünen bireyden mi söz ediyoruz, yoksa komşusuyla dayanışan, içinde bulunduğu her toplumsal oluşumu etkilemeye ilişkin diğerleriyle “dayanışma” içinde olan bireyden mi? 

Önce bunu konuşmamız gerekiyor bence.

{ "vars": { "account": "UA-51532466-3" }, "triggers": { "trackPageview": { "on": "visible", "request": "pageview" } } }