Ha gayret bitti bitecek !

Abone Ol

'Kekliği Düz Ovada Avlarlar' diye bir şarkı vardı. Türkiye'de, Kürtler için yazılmış bir şarkı gibi adeta.

Son 35 yıldır kan revan içinde süregelen kirli savaşın bir tarafı olan Türk Devleti, dediğim dedik kestiğim kestik tarzını devam ettiriyor. PKK, Terörist eylemler yapıyor ve ellerinde silah olduğu sürece Onlarla konuşacak bir şeyimiz yok mealindeki ifadeler, artık gündelik yaşantımızın bir parçası haline geldi.

Neredeyse Anasının Diliyle süt isteyen bir çocuğa bile Terörist Muamelesi yapacak seviyeye geldi Devlet.

Hem Silahlı Kürt Muhalefeti ve hem de Politik Kürt Muhalefeti, bu kirli ve içinde Devletin eli ile etkisi olan savaşın son bulması için, bir topluiğne ucu kadar var olan ihtimalleri de değerlendirmek adına azami çaba sarf etmektedir.

Artık sadece dağlarda değil, ovada, siyaset sahnesinde ve en masumane demokratik bir etkinlikte bile insanlar rahatlıkla öldürülebiliyor.

Tabi bunları Halklarımız biliyor. Kürtler, artık legal siyasette sesimizi ve varlığımızı duyurmak istiyoruz diyorlar. Artık kanın akmasını istemiyor ve bunun yolunun kapatılması için karşılıklı çaba içerisinde olmalıyız diye her alanı kullanıyorlar. Bu alanlardan biri de Meclis. Meşru ve Herhangi bir partinin Milletvekilinin aldığı oydan daha fazla oy alan kimi Kürt Milletvekilleri’nin ( C)ezaevinden çıkmasına izin verilmemesine rağmen, Meclis’e gidip Barış için çaba içine girmişlerdir Kürtler.

Ancak, demokratikleşme vaadiyle 3 dönemdir iktidarda olan AKP, 12 Eylül Askeri Cuntası sırasında bile rastlamadığımız siyasal bir kıyımı reva görmekte Kürtler’e. 24 Nisan 2009’dan bu yanadır, neredeyse sivil ve legal tüm Kürtler’i, adillik ve tarafsızlığını kesinlikle yitirmiş olan mahkemelerinde konuk ediyor. Bu güne kadar 7.748 sivil Kürt gözaltına alınmış ve bunlardan 9.895’i çok aptalca ve sıradan mazeretlerle tutuklanmışlardır. Bunların içinde, seçilmiş Belediye Başkanları, İl ve Belediye Meclis Üyeleri bulunmaktadır.

Oysa Devlet’in koskoca İçişleri Bakanı, kamuoyunun gözünün içine baka yalan söylemiş ve tutukluların sayısını yanlış vermiştir. Bakan’a göre, 24 Nisan 2009’dan bu yana tutuklananların toplam sayısı 485’tir. Buradan kalkıp sayı savaşına girmeyeceğim, sadece bir Bakan’ın yalan söyleme özgürlüğünün olup olmadığını kamuoyunun takdirine bırakmak istiyorum.

PKK ve Sivil alanda siyaset yapan Kürtler’in taleplerinin örtüşüyor olmasından kaynaklı olarak, tüm Kürtler’e neredeyse potansiyel Terörist Gözüyle bakması, Devlet’in ne kadar çeteleştiğinin açık göstergesidir. Ancak öte taraftan, İmralı’da ÖCALAN ve PKK’nin Avrupa’daki yetkilileriyle görüşmeler yapabiliyor. İnanılmaz bir tezat gibi görünse de, şahsi kanaatim; AKP’nin günü kurtarma mantığıyla ÖCALAN ve PKK’ye yakınlaştığı yönündedir.

Genel ve Yerel seçimler ile Anayasa Referandumu sırasında silahların susması bu görüşümü kuvvetlendiriyor sanırım. Burada ÖCALAN ve PKK oyuna mı geldiler gibi bir sonuç da çıkabilir ve üzerinde tartışılabilir ancak konumuz Sivil Siyaset kapılarının kapanması olduğu için hızla geçelim.

Sürekli silahların patlaması, masum insanların ölmesi, her iki tarafın da zaman zaman günahsız ve sivil yurttaşlara karşı ölümcül eylemler yapması hepimizin şikayet ettiği konuların başında gelmektedir. İşte tam da bu süreçte, Legal Kürtler ve Seçilmişler artık silahın miadını doldurduğu, konuşmanın ve müzakerede bulunmanın zamanının geldiği yönündeki düşüncelerini her platformda dillendirdiler. Bunun için çaba içinde olunması gerekliliğini paylaştılar Türkiye Halklarıyla. Her ne kadar savaşan taraflardan birinin ÖCALAN ve PKK olduğu gerçeği orta yerde duruyorsa da, BDP ve diğer Kürt kesimleri konuya taraf olabileceklerini söylemektedirler.

Buna mukabil Devlet’in verdiği karşılık ise, sayısını yukarıda verdiğim çoklukta gözaltı ve tutuklama furyası olmuştur. Silahların bırakılması her kesim tarafından talep edilen bir olgu olduğu ortada. Bunun için Kürtler KCK Yapılanmasıyla sivilleşmenin ve sivil siyaset yapmanın çalışması içine girmişlerdir. Tüm hücrelerinde, korku ve milliyetçilik zehri bulunan Devlet, bunun bile önünü kapatmak için olmadık şaklabanlıklar yapmıştır, yapmaktadır. Hayatları boyunca ellerine silah almamış, demokratik eylemlilik ve dillerinin dışında bir efor içinde olmayan Kürtler’i tek tek ve elleri kelepçeli bir teşhircilikle (C)ezaevlerine doldurmuştur.

Bir yandan, demokratikleşme ve Açılım söylemleri, diğer yandan ise, tamamen sivil Kürt Siyasetçileri tutuklamanın nasıl bir tezatlık oluşturduğunu görmeyenin vicdanından şüphe etmek gerek. Yıllarca MİT Müsteşar Yardımcılığı yapmış Cevat ÖNEŞ bile, artık sihaların susması gerektiğini ifade ediyor. Ama Başbakan ve bil cümle Devlet, o bildik ‘Vatan-Millet-Sakarya’ edebiyatıyla günü geçiştirmek istiyor.

Pekiyi tamam. Öyle olsun diyelim. Ancak unutulmamalı ki, sivilleşmenin pencereleri kapanırsa, şiddet ve silahın kapıları aralanır. Böylelikle maalesef ki, güzel ülkem hızla bir iç savaşa doğru yol alabilir maazallah.

Son Terörist kalan kadar savaşalım, köklerini kurutalım, Kandil’e Bayrağımızı asalım gibi artık uyuz birer cümle gibi kullanılan ve Kan kokan ifadelerde bulunanlara karşı hukuk sus-pus. Öte taraftan, Ortak Vatan Toprakları içinde Onurluca birlikte yaşamı savunan Kürtler ise ya öldürülüyor ya da tutuklanıyor ve bunun adına da ileri Demokrasi deniyor.

Siyasetten ve sosyolojiden anlamayan en sıradan bir insan bile şu gerçekliği bilir; Dil Konuşmazsa Silah konuşur. Ve biz de iyi biliyoruz ki bu defa silahlar konuşursa korkarım ki çok hunharca konuşacak ( Şimdi bu cümlemdi de tehdit diye algılayacak Cumhuriyet Savcıları çıkacaktır muhtemelen)

Ama bence yazının başlığına aldanmayın, Yani bitirme konusunda o kadar çok iştahlı olmayın sayın Devletimiz. Zira tarih bize bunun böyle olmadığını göstermiştir. Kürtler’in elleri havada ve insan gibi tokalaşmayı bekliyor, O elin havada yorulmasına yol vermeyin bence…

 

{ "vars": { "account": "UA-51532466-3" }, "triggers": { "trackPageview": { "on": "visible", "request": "pageview" } } }