Semih Öz

Jandarmanın fotoğraflı gözaltı gerekçesi: Emir böyle Jandarmanın fotoğraflı gözaltı gerekçesi: Emir böyle

Dünyanın her yerinde olduğu gibi, günümüzde de savaşların nedenlerine inmeye başladığımızda, eski kökenli olayların beslediği milliyetçiliği buluruz. Bunlardan biri de Yugoslavya’da, yani Güney Slavya’da süren iç savaştı. Bundan tam 27 yıl önce de bu iç savaşı bitiren, ABD’nin Ohio kentinde imzalanan, Dayton Anlaşması yapıldı.

Dayton Antlaşması

PETROL KRİZİ VE EKONOMİ

Birçok ulusu içinde barındıran Yugoslavya’da, 1980 yılında Tito’nun ölümüyle birlikte ülkedeki uluslarda milliyetçilik duygusu kabardı. Bunlar eski kökenlere dayanıyordu. Biraz daha açarsak Hırvatlar ile Sırplar arasında 2. Dünya Savaşı sırasında kalan çekişme mevcuttu.

Hırvatların Ustaşa örgütü Naziler ile işbirliği yapmıştı. Bunun yanında tabi ki Sırplar’ın da milliyetçi Çetnik örgütünü de es geçmemek lazım. Çetnikler 2. Dünya Savaşı’nda Tito’nun partizanları ile çekişme halindeydi. Bu iki grup Yugoslavya iç savaşında tekrar adını duyurmaya başladı.

Tito yaşamı boyunca Yugoslavya’daki milliyetçilik ile mücadele etti ve aldığı önlemler ile bu fikirleri zayıflattı. Ölümün ardından ise milliyetçilik fikri yükselişe geçti. Ülkede 1970’lerin ortasından itibaren, ekonomik kriz baş göstermeye başladı. 1973 yılındaki artan petrol fiyatları bu krizin büyük tetikleyicilerindendi.  Enflasyon ve cari açık yükseliyordu.

Bu durum üzerine 1986 yılında Hırvat asıllı, Yugoslavya başbakanı Milka Planinç, Uluslararası Para Fonu’ndan borç talebinde bulundu. Bu durum dış borçların ödenmesini biraz kolaylaştırmıştı. 1989 yılında Ante Markovic’in hükümetinde,  piyasa ekonomisine dayalı ekonomik model, ülkenin dış pazardaki alım gücünü yükseltti. İç pazarda ise alım gücüne etki etmedi. İşsizlik ve enflasyonun getirdiği kriz, siyasi arenaya da yansıdı.

İÇ SAVAŞ BAŞLIYOR

Bu sebeplerin ardından, Sırbistan ve Karadağ mevcut yönetimi savunurken; Slovenya, Makedonya, Hırvatistan, Bosna Hersek konfedere yönetimi istedi. 1990 yılına ise Yugoslavya Sosyalist Federal Cumhuriyeti’ne bağlı devletlerde, Bosna Hersek hariç milliyetçi hükümetler başa geçti.

Bosna Hersek’in böyle olmasının sebebi ise diğer devletlere göre daha fazla etnik nüfusa sahip olmasıydı. Sırbistan aynı yıl Kosova ve Voyvodina’nın özerkliğini kaldırdı. Bu durum Hırvatistan ve Slovenya tarafından, Sırbistan’ın yayılması olarak kabul edildi ve iki ülkenin meclisi bu duruma tepki gösterdi. Yugoslavya kongresi toplandı ve bu kongrede uzlaşma sağlanamadı.

“SLOVENYA KOMÜNİST PARTİSİ’NİN ADI, “SLOVENYA MİLLİYETÇİ PARTİSİ” OLARAK DEĞİŞTİRİLDİ”

Hırvatistan ve Slovenya bu gelişmelerin üzerine ortak çağrı yaptı. Talep olarak ise 25 Haziran 1991 yılına kadar Yugoslavya’da yeni bir sistem oluşmasını talep ettiler. Sistem oluşmaz ise bağımsızlık ilan edeceklerini belirttiler. Slovenya ve Hırvatistan sistem oluşmayınca, bağımsızlıklarını ilan etti. Ardından ilk olarak Slovenya’da iç savaş başladı. Milan Kucan’ın önderliğinde Slovenya’da, Slovenya Komünist Partisi’nin adı, “Slovenya Milliyetçi Partisi” olarak değiştirildi.

Milan Kucan bahsetmek gerekirse, Kucan Ljubljana’da, hukuk okudu ve 1968 yılında ise Slovenya Gençlik Derneği’nin başkanı oldu. 1974 ve 1978 yılları arasında ise Slovenya Emekçilerinin Sosyalist İttifakı’nın sekreterliğini yaptı. 1982 yılında ise Yugoslavya Komünistler Birliği’nde, Sloven komünistlerin temsilcisi oldu. Slovenya’da liberal ve milliyetçi hava ile birlikte partinin adını böylece değiştirdi. Sloven milliyetçilerin oluşturduğu ” DEMOS” grubu burada aktif rol oynadı.

On Gün savaşları Yugoslavya askerleri

27 Haziran ve 7 Temmuz arasında ise Sırpların önderliğindeki Yugoslavya Halk Ordusu ile Sloven ordusu arasında, On gün Savaşları veya diğer adıyla Hafta Sonu savaşları başladı. 8 Temmuz 1991’de Avrupa Topluluğu (AT) ve Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı (AGİT) anlaşma için çağrı yaptı ve Yugoslavya’yı oluşturan altı cumhuriyetin onayladığı, Brioni Antlaşması imzalandı. 1989’da başkan seçilen Miloseviç ve başbakan Ante Markovic’in birliği tutma çabası gerçekleşmedi. Bu antlaşma sınırları belirlemişken, bir yandan da Hırvat ayaklanmasını körükledi.

Milan Kucan

USTAŞA YENİDEN SAHNEDE

Slovenya’dan çekilen Yugoslav ordusu hemen ardından Hırvatistan’a müdahalede bulundu. Hırvatistan’ın o denem başında ise Franjo Tudjman bulunuyordu.  Franjo Tudjman ise İkinci Dünya savaşı sırasında Partizanların safında yer aldı. 1960 yılında ise henüz 38 yaşındayken, Yugoslavya Halk Ordusu’nun generalliğine terfi etti.

Daha sonra ise ordudan ayrılarak Hırvat ulusal tarihi üzerine çalışmalara başladı ve Zagreb Tarih Enstitüsü’nün başına geçti. 1967 ve 1972 yılları arasında başlayan “Hırvat Baharı”nda siyasi rolü üstlendi.

Franjo Tudjman

Hırvat Baharı denilen durum ise Hırvatistan’da milliyetçiliğin tekrar yükselmesiydi. Bu hareket ilk başlarda dil ve kültür olarak Yugoslavya’ya eleştiri de bulundu. Bu durum çok dikkate alınmadı. Fakat eleştiriler siyasi alana kayınca ve şiddet eylemleri artınca Yugoslavya hükümeti sert önlemler almaya başladı.

1971 yılında Yugoslavya’nın Stockholm Büyükelçisi öldürüldü. 1972 yılında ise JAT Airways’e bağlı uçak bombalandı. Borba (Mücadele) gazetesine bombalı saldırı yapıldı. Ustaşa grubu ise sınırlardan sızarak birkaç hafta sürecek silahlı bir çatışmayı başlattı.

Ustaşa üyeleri

Bu terör eylemlerinde sonra Tito, öğrenci, dernek yöneticisi ve siyasetçileri tasfiyeye başladı. Bu durumdan Franjo Tudjman da etkilendi. Tudjman, Yugoslavya Komünist Partisi’nden (YKP) ihraç edildi ve iki yıl hapis cezası aldı. Hapisten çıktıktan sonra ise Ustaşa’nın yurtdışındaki üyeleri ile temasa geçti. Hırvatistan’da 1989-1991 yılında ise Yugoslavya’da oluşan ortamdan kaynaklı yeni partiler kuruldu.

Tudjman ise o dönemde Milliyetçi siyasetçiler, entelektüeller, bürokratlar ve tüccarların bünyesinde olduğu, Hırvatistan Demokratlar Birliğini kurdu. Buranın üyelerinin büyük bir çoğunluğu 2. Dünya Savaşı’nda Naziler ile işbirliği yapmıştı. Ülkede çok partili seçimlerin başlaması ile Tudjman, blok oluşturarak seçimleri kazandı ve Cumhurbaşkanlığına getirildi. Göreve gelir gelmez ise Sırp ve sosyalistlere karşı, tasfiye ve av süreci başlattı. 1991’de ise Hırvatistan’da referanduma giderek, ülkenin Yugoslavya’dan ayrılmasını sağladı.

Devam edecek…

Fotoğraf: WANNART