'Yeni Ekonomik Program’daki hedeflerin tutturulması imkansıza yakın'

Hazine ve Maliye Bakanı, YEP’te açıklanan enflasyon hedeflerinin tutturulacağı iddiasında

'Yeni Ekonomik Program’daki hedeflerin tutturulması imkansıza yakın'

Türkiye’de enflasyon rakamları 15 yılın zirvesinde.

Tüketici Fiyat Endeksi (TÜFE) Ağustos ayına göre %6,30, bir önceki yılın Eylül ayına göre %24,52 artış gösterdi. Türkiye İstatistik Kurumu’nun bugün açıkladığı verilere göre 12 aylık TÜFE artışı ise %13,75 oldu. Bir önceki Aralık ayına göre değişim ise %19,37 oldu.

Yurt İçi Üretici Fiyat Endeksi’ndeki (Yİ-ÜFE) artış ise TÜFE’nin de üzerinde.

Yİ-ÜFE 2018 yılı Eylül ayında bir önceki aya göre %10,88, 2017 yılının Eylül ayına göre ise %46,15 artış gösterdi.

2017 yılının Aralık ayından beri meydana gelen artış, %38,96 olarak ölçüldü.

ALBAYRAK: ENFLASYON BEKLENTİLERİN ÜSTÜNDE ÇIKTI AMA EN KÖTÜYÜ GERİDE BIRAKTIK

Maliye ve Hazine Bakanı Berat Albayrak, TÜFE ve Yİ-ÜFE oranlarının piyasa ve Merkez Bankası beklentilerinin üzerinde olduğunu söyledi.

NTV’ye konuşan Albayrak, “(Enflasyon oranları) Fırsatçılık, stokçuluk, spekülatif fiyatlama davranışının algı değil gerçek olduğunu ortaya koydu. Demek ki, biz bu anlamdaki fiyatlamalarla daha yoğun bir şekilde mücadele edeceğiz. Bu trend Ekim’le birlikte kırılacaktır. Eylül itibari ile bu sürecin kötüsünü atlattık, Ekim ayı ise çok daha iyi bir sürece işaret ediyor En kötüyü geride bıraktık. Kur üzerindeki spekülatif atağı püskürttük. Ticaret dengesi açısından baktığımızda Temmuz'da yüzde 70, Ağustos’ta yüzde 80'lere çıktığımız ve ihracatta daralmadığımız dengelenme sürecini görmeye başladık” dedi.

Eylül ayında açıklanan Yeni Ekonomik Program’da (YEP) 2018 yılı enflasyon (TÜFE) hedefi %20,80 olarak belirlenmişti. Ancak bugün açıklanan TÜFE rakamlarıyla yılbaşından bu yana gerçekleşen enflasyon oranı, %19,37’ye yükseldi. Buna rağmen Hazine ve Maliye Bakanı, YEP’te açıklanan enflasyon hedeflerinin tutturulacağı iddiasında.

PROF. KARATEPE: YENİ EKONOMİK PROGRAM’DAKİ HEDEFLERİN TUTTURULMASI İMKANSIZA YAKIN

Amerika’nın Sesi’nden Hilmi Hacaloğlu’nun haberine göre, ekonomistlerin önemli bir bölümü 2018 yılı enflasyon hedefinin Yeni Ekonomik Program’da öngörüldüğü şekilde gerçekleşeceği konusunda Bakan Albayrak’la aynı fikri paylaşmıyor.

Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi’nden Profesör Yalçın Karatepe, “ÜFE’de artış yıllık %46,15 oldu. Unutmayın üretimde çok ciddi ithal mal kullanıyoruz. Enerji maliyetleri de artıyor. Dolayısıyla bu artışları üretici, fiyatlarına zamanla yansıtacak. Yansıtmamaları için iflas etmeleri gerekiyor. Bakan Albayrak’ın dediği gibi yılsonu hedefinin tutturulması için önümüzdeki üç ayda, aylık TÜFE artışının %1’in altında kalması gerek. Bu da eldeki verilere bakıldığında imkansıza yakın. Üç ayı öngöremeyen Yeni Ekonomik Program, üç yıllık hedeflerine nasıl inandırıcı olabilir?” dedi.

Enerji maliyetleri, Prof. Karatepe’nin de dikkat çektiği gibi son bir yılda yüksek artış gösterdi.

TÜİK’in yayınladığı enflasyon verilerine göre, ana sanayi grupları içinde enerji maliyetleri 2017 yılının Eylül ayına göre %79,29 artış göstererek bu kategoride ilk sırayı aldı. Bunu %51,96 ile ara malı ve %45,78 ile sermaye malı takip etti.

‘2018’İN SON ÇEYREĞİNDE EKSİ BÜYÜME BEKLİYORUM’

Profesör Karatepe, ekonomik durgunluk ve yüksek enflasyonun Türkiye’yi stagflasyona götürdüğünün altını çiziyor:

 “Türkiye ekonomisinin yavaşlayacağını Bakan Albayrak da Yeni Ekonomik Programı’nda söyledi. Zaten Ağustos ayında ithalattaki %20 gerileme bu durgunluğun öncü işaretiydi. Ben 2018’in son çeyreğinde eksi büyüme olacağını öngörüyorum. Ekonomik durgunluk ve yüksek enflasyon, stagflasyonu kaçınılmaz kılacak.”

DOÇENT AKÇAY: TOPLU İFLASLAR KAPIDA

Berlin Ekonomi ve Hukuk Üniversitesi’nden Ümit Akçay da Türkiye’nin stagflasyon sürecinde olduğu görüşünde.

Doçent Akçay, “Üretici fiyatlarındaki artış, TÜFE'nin artmaya devam edeceğini gösteriyor. Ek olarak, talebin daraldığı ortamda üreticiler bu fiyat artışını tüketiciye yansıtmakta zorlanacaklar. Bu, toplu iflasların ve dolayısıyla da kitlesel işsizliğin kapıda olması anlamına gelir” diyor.

CHP: PANSUMAN TEDAVİSİYLE SORUN ÇÖZÜLMEZ

Enflasyon rakamları muhalefetteki partilerin de gündemdeydi.

Cumhuriyet Halk Partisi Sözcüsü Faik Öztrak, Bakan Albayrak’ın “Alo 175 Hattı diye şikayet hattımız var. 22 binden fazla şikayet geldi, sahada etkin bir şekilde mücadele ettik. Ticaret erbabının takibi önemli” sözlerini eleştirdi.

Öztrak, “Sayın Albayrak diyor ki, ‘Tehdit ve saldırılar bağışıklık sistemimizi güçlendirdi’. Bu ne biçim bir bağışıklık sistemi ki enflasyon bütün rekorları kırdı? Bu rakamlar Türkiye'de faizlerin daha da artacağını göstermektedir. Bunlar yaşanırken iktidar sanki bu enflasyon onların yüzünden olmamış gibi çıkıp zabıtaları göreve davet ediyor. Bu işi zabıtaya havale ederek düzeltemezsiniz. Bir an önce bu kötü gidişi durduracak önlemleri almanız lazım. Bu işi pansuman tedavisiyle geçirebilmemiz mümkün değildir” dedi.

HDP: AKP EKONOMİDE DEĞİL 3 YILI 3 HAFTAYI BİLE ÖNGÖREMİYOR

HDP de yazılı bir açıklama yayınlayarak Yeni Ekonomik Program’ın açıklandığı ay kadük kaldığını savundu.

Açıklamada, “Hakkını arayan işçileri tutuklayan AKP iktidarı, firmalarını bu krize karşı korumaya çalışan işverenleri ise ‘hainlikle’ suçluyor. Son bir ay içerisinde kaç firmanın iflas ettiği, konkordato ilan ettiği, borçlarını yapılandırdığı kamuoyuna açıklanmıyor. Üç yıllık Yeni Ekonomi Programı (YEP) daha ayı tamamlamadan kadük kaldı. AKP ekonomide değil 3 yılı 3 haftayı bile öngöremiyor. Türkiye ekonomisi AKP’ye ve IMF taklidi yapılara bırakılamayacak kadar zor günlerden geçiyor. Halkı enflasyon ve hayat pahalılığından koruyacak; tekel karşıtı, üretici ve tüketici arasındaki aracıları ortadan kaldıran yeni üretim modellerine ihtiyaç vardır” denildi.

STAGFLASYON NEDİR?

Stagflasyon, resesyon ile enflasyonun aynı anda görüldüğü durumdur. Bu durumda ekonomideki işsizlik oranı artarken fiyatlar da hızla yükselmektedir. 1970 yılında İngilizcede stagnant (durgun) ile inflation (enflasyon, fiyatlar genel düzeyinin sürekli ve hissedilir artışı) kelimelerinin birleşmesinden türetilmiştir.

Hem Klasik İktisat Teorisi'nde hem de Keynesyen Teori'de stagflasyon, paradoksal bir durumdur (normalde enflasyon ve işsizlik oranı arasında ters orantı mevcuttur biri düşerken diğeri yükselir; ancak stagflasyon ortamında her ikisi de yükselmektedir). Her iki kuram çerçevesinde açıklanması olanaksızdır. Ekonomilerde enflasyonun ortaya çıkması, toplam talebin toplam arzı aşacak derecede artması sonucudur. Toplam arz, toplam talepteki artışı karşılayamamaktadır çünkü ekonomide, istihdam edilerek üretimi artıracak iş gücü kalmamıştır, ekonomi tam istihdamdadır. Oysa durgunluk, istihdamın düşmesidir.

Gelişmekte olan ülkelerde, kronikleşmiş bir düşük istihdam görülür. Toplam talebin artması durumunda -ki bu ülkelerde kronikleşmiş bir toplam talep fazlası vardır- toplam arz, istihdam edilebilecek serbest iş gücü olmasına karşın artırılamaz çünkü üreticiler, üretim araçlarında ve iş gücünde gerekli artışı sağlayacak finansman olanaklarından yoksundurlar. Bu ülkelerde, sanayileşmiş ülkelerin aksine olarak sermaye talebine uyum sağlayacak kadar esnek bir sermaye arzı yoktur. Dolayısıyla bu ülkeler, tam istihdamda olmasalar bile, sonuç itibarıyla tam istihdam koşullarında bir ekonomi gibidirler, talep artışı, enflasyonist bir etki yaratır.

Oysa sanayileşmiş ülkelerde, herhangi bir nedenle ekonominin tam istihdamın altında olması durumunda, toplam talep artışı, istihdam artışını, dolayısıyla arz artışını getirir ve fiyat seviyesi dengelenir. Eğer ekonomi tam istihdamda ise, istihdam artışı sağlanamayacağı için -tüm iş gücü olanakları kullanılmaktadır- arz artışı sağlanamaz. Bu durumda toplam talep artışı, enflasyonist baskı yaratacaktır.

Stagflasyon ortamında ise ülke ekonomisi, hem gelişmekte olan ekonominin, hem de gelişmiş ekonominin tepkilerini vermektedir.

Kaynak: Amerika’nın Sesi

Güncelleme Tarihi: 04 Ekim 2018, 18:28
YORUM EKLE