Tuğçe Tatari yazdı: Bir dönemin devlet nezdinde alay-ı vâlâ ile ağırlananları, yine kelepçelenmiş götürülüyordu

'Punduna uydurma zahmetine bile katlanılmadan, gelişi güzel, keyfi olduğu göze sokula sokula yapılan bir operasyon değil mi?'

Tuğçe Tatari yazdı: Bir dönemin devlet nezdinde alay-ı vâlâ ile ağırlananları, yine kelepçelenmiş götürülüyordu

T24 yazarı Tuğçe Tatari, geçtiğimiz günlderde aralarında HDP eski milletvekilleri ve MYK üyelerinin de olduğu 82 kişinin gözaltına alınmasına tepki gösterdi. Bir dönemin devlet nezdinde alay-ı vâlâ ile ağırlananları, yine kelepçelenmiş götürülüyordu diyen Tatari, "Bu, Türkiye’de Kürt partisinde siyaset yapmanın klasikleşmiş bir bedeliydi. Yıllardır bu iş bu şekilde yürüyordu" dedi. 

Yaşananlarla ilgili susulamması gerektiğini belirten Tatari, Susmayın! Bu konunun partisi, bu konunun ideolojisi olmaz, bu bir demokrasi meselesidir, bu bir hak hukuk meselesidir, bu bir insan hakları ihlalidir" ifadesini kullandı. 

Tuğçe Tatari'nin T24'te, "HDP'ye yapılan bir insan hakları ihlali meselesidir" başlığıyla yayımlanan yazısının bir bölümü şöyle: 

Geçen hafta cuma sabahı, çok erken saatlerde düştü haber ekranlarımıza. HDP’ye bir operasyon daha çekilmişti.

82 kişi, bir kez daha yer yer kapılar kırılarak, evleri talan edilerek, yaka paça alınmıştı.

Gözaltı ve gizlilik kararı vardı dosyada.

Gözaltı işlemleri yapılırken "Kobani dosyası" denmişti sadece.

Başka bir bilgi yoktu.

82 kişiden bazı isimler tanınan siyasetçilerdi.

Sırrı Süreyya Önder, daha bir sene olmamıştı tahliye olalı, yeniden gözaltındaydı. Ayhan Bilgen, adeta kayyım atanmamış son belediyenin başkanıydı. Ayla Akat, Emine Ayna, Altan Tan gibi isimler…

Gözaltı fotoğrafları saçılmıştı yine ortalığa.

Bir dönemin devlet nezdinde alay-ı vâlâ ile ağırlananları, yine kelepçelenmiş götürülüyordu.

Bu, Türkiye’de Kürt partisinde siyaset yapmanın klasikleşmiş bir bedeliydi.

Yıllardır bu iş bu şekilde yürüyordu.

Tek ve büyük bir farkla.

O da artık sadece oy için yapılabilecekler hepimizce malum.

Bizleri yapılan operasyonların meşruluğuna ikna etmek çok zor.

Kaldı ki böyle bir ikna çabasında olan da yok!

Şimdi bilindik laflara girmeyeceğim, yenen hakları saymayacağım.

Siyasetin iki yüzlülüğünden, oynaklığından falan da söz etmeyeceğim.

Zaten her şey gözler önünde yaşanmadı mı?

Toplum da, siyasetçi de, hukukçu da, gazeteci de… Hepimiz o günleri beraber soluyup, anbean takip etmedik mi?

Kızanı da destekleyeni de her detayın şahidi değil mi?

Şimdi, altı sene evvele dönüp hiçbir hukuki gerekçe olmadan 6 - 8 Ekim olaylarında "halkı sokağa çağırma" meselesini yeniden açıp, konuya dahil olan olmayan herkesi toplamak ne bileyim biraz fazla kör gözüm parmağına değil mi?

Punduna uydurma zahmetine bile katlanılmadan, gelişi güzel, keyfi olduğu göze sokula sokula yapılan bir operasyon değil mi?

Şimdilerde bakıyorum...

Kimi diyor Demirtaş’ı daha fazla içeride tutabilmek için...

Kimi diyor HDP’yi kapatmak için...

Kimi diyor HDP’yi kriminalize edip kimse yanında durmasın diye…

Bana göre Demirtaş çok uzundur içeride ve memlekette hak ettiği kadar sahip çıkan da yok konuya.

Bana göre HDP’yle yan yana durabilecek cesarette bir parti de yok ortada.

Bana göre HDP çoktan kriminalize edildi, baksanıza muhalefetin konuya "mesafesi"ne…

Evet ama mutlaka bir sebebi de var, belki iç belki dış…

Ama artık ondan da yorulmadık mı!

Sürekli alt metin okuyan ve hiçbir şeyi tam olarak bilemeyen bir toplum.

Hep bir tahmin etme, doğru okuyabilme çabası.

"Gerçek sebep"i bilmek isteyen de kaç kişi var, tartışmaya açık.

Neyse demem o ki; şimdi tanıdık tanımadık, bildik bilmedik tüm gözaltı mağdurlarının yanında olmak, haklarını savunmak gerek.

Şimdi diyeceksiniz "Demirtaş’ta yeteri kadar savunulmadı, bu operasyonda mı savunulacak?"

Evet haklısınız.

Orada daha net durulsaydı belki her şey daha farklı olacaktı, bu operasyon bile mevzubahis olmayacaktı.

Her kaybettiğimiz hak, her kaybettiğimiz özgürlükte olduğu gibi...

Sustukça bir sonraki darbeyi daha ağır yedik!

Ama biz o gün de susmayalım demiştik, bugün de "susmayalım" diyoruz.

Susmayın!

Bu konunun partisi, bu konunun ideolojisi olmaz, bu bir demokrasi meselesidir, bu bir hak hukuk meselesidir, bu bir insan hakları ihlalidir.

Buna da ses çıkartmazsanız bir gün siz de gerekçeye ihtiyaç duyulmaksızın, keyfi bir gözaltı deneyiminin, hatta ardından bir tutukluluk sürecinin aktörü olabilirsiniz. Ve meramınızı anlayacak bir kişi dahi kalmamıştır. 

Velhasıl, HDP'ye yapılıp bize türlü çeşit bahaneyle anlatılan hepimizin hikâyesidir...

Güncelleme Tarihi: 01 Ekim 2020, 11:19
YORUM EKLE
YORUMLAR
VİCDAN
VİCDAN - 1 ay Önce

olay siyaset değil,faşist bir insan hakkı ihlalidir.

SIRADAKİ HABER