TTB  yöneticileri hakkında iddianame: TTB raporları, e-postalar ve fotoğraflar suç delili

“Savaş Bir Halk Sağlığı Sorunudur” başlıklı açıklama sebebiyle Türk Tabipler Birliği'ne dava açıldı

TTB  yöneticileri hakkında iddianame: TTB raporları, e-postalar ve fotoğraflar suç delili

‘Savaş bir halk sağlığı sorunudur’ açıklamaları nedeniyle TTB Merkez Konseyi üyeleri hakkında hazırlanan iddianamede, HDP ile TTB'nin açıklamalarının benzediği gerekçe gösterilerek terör örgütünden talimat geldiği iddia edildi.

Evrensel’den Burcu Yıldırım’ın haberine göre, TTB Merkez Binası'ndan çıkan hak ihlalleri raporlarından, Gezi direnişinin fotoğraflarına, duyuru e-postalarına kadar her şeyin suç delili ilan edildiği iddianamede, açıklamanın gönderildiği basın ve sivil toplum kuruluşlarına da ‘terör örgütlerine yakınlıklarıyla bilinen’ denildi.

Türk Tabipleri Birliği (TTB) Merkez Konsey üyelerine “Savaş bir halk sağlığı sorunudur” açıklaması nedeniyle açılan davanın iddianamesinde adeta sinekten yağ çıkarıldı.

Önceki dönem Merkez Konsey üyelerine barış çağrısı yaptıkları gerekçesiyle 30 Ocak 2018 tarihinde operasyon düzenlenerek bir hafta gözaltında tutulmuşlardı. TTB yöneticileri hakkında hazırlanan iddianamenin davası 27 Aralık 2018 tarihinde Ankara 32. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülecek.

İddianamede TTB binasına geçen yıl yapılan operasyonda el konulan dijital materyallerin, basına gönderilen ve HDP'den gelen e- postaların suç unsuru olarak gösterilen iddianamede, suç teşkil ettiği iddia edilen delillerin arasında hekimlerin eylemlerde kullandıkları afişler, Deniz Gezmiş'in fotoğrafları, Gezi eylemine dair fotoğraflar, insan hakları ihlalleriyle ilgili tutulan raporlar, sosyal medya paylaşımları, doktor raporlarına kadar her şey yer aldı.

‘SAVAŞA KARŞI OLAN HER KURUM 'TERÖR ÖRGÜTÜ' OLMAKLA SUÇLANIYOR’

İçişleri Bakanlığı'nın suç duyusunda bulunduğu hekimlerin resmi sitelerinde yayınlanan “Savaş Bir Halk Sağlığı Sorunudur” bildirisinin suç unsuru olarak değerlendirildiği iddianamede, değişik illerden bildiri ile ilgili suç duyurusu, Güneydoğudaki güvenlik güçlerinin TTB'nin metnini ihbar etmesi üzerinden başsavcılığın, arama, yakalama ve gözaltına alma, Türk Tabipler Birliği adresinde de arama ve el koyma işlemi yapıldığı ifade ediliyor.

Metin ile ilgili yazışmalar, 'talimat' olarak adlandırılırken savaşa karşı gönderilen maillerin gittiği basın kuruluşları ve sivil toplum kurumları da 'terör örgütlerine yakınlıklarıyla bilinen' olarak değerlendiriliyor.

‘SAVCILIK HDP İLE TTB'NİN METİNLERİNİ BENZETTİ’

Dijital materyallerde HDP Ankara İl Örgütü'nden gelen “Savaşa Hayır” konulu e-posta, HDP'den gelen Afrin operasyonuna karşı olan metinle hekimlerin hazırladığı metnin benzeştiği şüphesi ile suç unsuru olarak görülüyor.

İddianamede şu ifadeler yer alıyor; “PKK/KCK terör örgütü üst düzey yöneticileri tarafından Türk Silahlı Kuvvetlerinin Afrin’e yönelik olarak gerçekleştirdiği operasyonların durdurulması amacıyla internet sitelerinden yapmış oldukları çağrı ve talimatlar doğrultusunda HDP tarafından (Kamuoyu oluşturmak, örgüte müzahir kitleleri sokak eylemlerine davet etmek ve algı yaratmak amacıyla) hazırlanan basın açıklamasının TTB’ye gönderildiği, TTB tarafından da yine aynı çağrılar doğrultusunda benzer bir açıklama yapıldığı, yine HDP tarafından içerisinde TTB’nin de bulunduğu terör örgütüne yakınlıkları ile bilinen sivil toplum ve basın kuruluşlarına benzer nitelikli eylem çağrılarının yapıldığı, TTB’nin de içerisinde yer alan bu kurumların terör örgütü tarafından yapılan talimatlardan bu şekilde haberdar oldukları kamuoyu oluşturmak adına destek oldukları anlaşılmıştır.”

DENİZ GEZMİŞ TERÖRİST SAYILDI!

2013 yılındaki Gezi eylemlerinde afiş olarak kullanılan ‘Kimyasal Tayyip’ ifadesi aşağılayıcı, küçük düşürücü sayılırken Deniz Gezmiş'in afişi ise terör örgütü mensubu üyesi olarak yer alıyor. TTB dışındaki kurumların da suçlamaya dahil edildiği iddianamede, “Deniz Gezmiş'in afişinin üzerinde bulunan 'Bütün iktidar emeğin olacak mücadele birliği' şeklinde yazı, 'Yaşasın Devrim ve Sosyalizm', 'Her yer Taksim Her yer Direniş', 'Diren Gezi Parkı' şeklinde yazılar ile eylemlere katılan şahıslara ait fotoğrafların bulunduğu belirlenmiştir” denildi.

SUÇ TORBASINDA KİMİ ARARSAN VAR

Konferans ve etkinliklerde Abdullah Öcalan ile Fettullah Gülen'in de resimlerinin açıldığı iddiasının yanı sıra OHAL koşullarında sokağa çıkma yasağı ilan edilen ve Sur'da  yaşanan hak ihlallerinin raporu da var. Türkiye İnsan Hakları Vakfı (TİHV), İnsan Hakları Derneği (İHD), Diyarbakır Tabip Odası (DTO), raporları üzerinde durulduğu görülüyor. İddianamede, “Kandil'e yapılan operasyonla birlikte dur durak bilmeyen çatışmalı bir süreci girildi. Ve sadece birkaç ay içerisinde sayıları yüzleri bulan masum siviller, örgüt militanları, askerler, polisler yaşamını yitirdi” ifadeleri 'suç'a örnek olarak gösteriliyor.

İddianamede yer alan ve Afrin Operasyonu'nu karşı söylenen her söz, yapılan her eleştiri suç sayılırken, terör örgütüne destek mahiyetinde sayılıyor. Bu nedenlerle şüphelilerin ayrı ayrı cezalandırılmaları istendi.

İddianamede “Kayıtlı dergi, dijital materyallere ilişkin imaj ve exportların, afişlerin ve örgütsel materyallerin dosyasında delil olarak saklanmasına karar verilmesi kamu adına iddia ve talep olunur” ifadeleri yer alıyor.

Kaynak: Evrensel

Güncelleme Tarihi: 12 Aralık 2018, 08:30

Demokrat Haber'e destek vermek ister misiniz? >>>

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER