Tarihte beş büyük salgın nasıl bitti?

Jüstinyen Veba Salgınından 800 yıl sonra yeniden gün yüzüne çıkarak Dünya tarihindeki en yıkıcı pandemiye neden oldu

Tarihte beş büyük salgın nasıl bitti?

İnsan nüfusunun artmasına bağlı olarak yeni bulaşıcı hastalıklar da gün yüzüne çıkmaya devam ediyor. Çok sayıda insanın birbirleriyle ve hayvanlarla iç içe yaşaması sağlık ve besin önlemlerindeki zayıflıklar ile birleştiğinde hastalıkların yayılabilmesi için gerekli koşulları sağlamaktadır. Buna ek olarak keşfedilen yeni ticaret yolları alışılmamış enfeksiyonların yayılmasını kolaylaştırarak küresel salgınların oluşumunda etkin rol oynamıştır.

Peki bu salgınlar nasıl bitiyor? Bunu öğrenmek için, geçmişteki küresel salgınlardan 5 tanesinin nasıl sonlandığına bakabiliriz.

1. JÜSTİNYEN VEBA SALGINI (PLAGUE OF JUSTİNİAN) 

Tarihteki en ölümcül pandemilerin üçü Yersinia pestis (bubonik veba veya kara veba bakterisi) ismindeki, vebaya sebep olan ve üç farklı formu bulunan bir bakteridir. Yersinia pestis 1894 yılında bir İsveç/Fransız fizikçi ve bakteriyolog olan aynı zamanda Pastör Enstitüsünde çalışan Alexandre Yersin tarafından keşfedilmiştir. 

Jüstinyen Veba Salgını, Bizans başkenti Konstantinopolis'e (günümüzdeki adıyla İstanbul'a) M.S. 541'de ulaştı. Yersinia pestis bakterisine sahip pirelerin fareler üzerinde konaklayarak ticaret gemileri aracılığıyla Mısır üzerinden neredeyse tüm Akdeniz boyunca yayılmasıyla sonuçlanmıştır.

Veba, Konstantinopolis'de büyük kayıplara yol açtı. Avrupa, Asya, Kuzey Afrika ve Arap Yarımdasına da büyük bir hızla yayılarak Dünya nüfusunun dörtte birinden fazlasının (30-50 milyon kişinin) ölümüne sebep oldu. DePaul Üniversitesi tarih profesörü Thomas Mockaitis şöyle diyor: 

İnsanların hastalık bulaşan bireylerden kaçınmak dışında bu hastalıkla nasıl savaşılabileceğine dair en ufak bir fikri bile yoktu. Vebanın sona ermesiyle pandemiden canlı kurtulanlar üzerine en iyi tahmin, iyi bir bağışıklığa sahip olduklarıydı.
Dönemin Roma İmparatoru Jüstinyen'in Roma İmparatorluğu'nu birleştirme planlarını hüsrana uğratan, İmparatorluğun gidişatını etkileyen ve devasa ekonomik sıkıntıları beraberinde getiren veba, kötü gidişatın yarattığı atmosfer sayesinde Hristiyanlığın hızlı yayılmasını sağladı.

2. KARA VEBA (BLACK DEATH): "KARANTİNA SÖZCÜĞÜ NEREDEN GELİYOR? 

Veba, asla tam anlamıyla yok olmadı. Jüstinyen Veba Salgınından 800 yıl sonra yeniden gün yüzüne çıkarak Dünya tarihindeki en yıkıcı pandemiye neden oldu. 1347'de Avrupa'yı kasıp kavuran Kara Veba dört yıl içerisinde 75-200 milyon insanın (Avrupa nüfusunun %30-60'sının) hayatına mal oldu. 

İnsanlar salgını nasıl durdurabileceklerine dair henüz bilimsel bir anlayışa sahip değildi; fakat bunun insanların birbirine yakınlığıyla ilişkili bir bulaşıcılığa sahip olduğunu fark etmeye başlamışlardı. Venedik kontrollü liman kenti Ragusa'daki ileri görüşlü memurlar, limana yanaşan gemicileri hasta olmadıkları kanıtlanana kadar izole etmeye karar verdiler. 

Başlangıçta 30 gün boyunca gemilerinde bekletilen gemicilere yönelik bu uygulamaya Venedik kanunlarında trentino adı verildi. Zamanla izolasyon süresinin 40 güne çıkarılmasıyla bu sözcük, sonradan karantina olarak ünlenecek quarantino (quaranta = kırk) olarak isimlendirilmeye başlandı.

3. BÜYÜK LONDRA VEBASI ( THE GREAT PLAGUE OF LONDON) 

Londra, Kara Vebanın ardından asla derin bir nefes alamadı. 1348'den 17. yüzyılın ortalarına kadar, neredeyse 300 yıl boyunca 20 yıl aralıklarla baş gösteren veba, her seferinde İngiltere başkent nüfusunun 20%'sinin ölümüne sebep oldu.

16. yüzyılın başında İngiltere hastaları izole etme amacıyla ilk yasalarını yürürlüğe koydu. Vebadan muzdarip evler, evin dışındaki direklere saman balyası bağlanarak işaretlenmişti. Enfekte olmuş aile bireylerine sahip olanlar sokakta dolaşırken beyaz bir direk taşımak durumundaydı. Kedi ve köpeklerin taşıyıcı olduğuna inanıldığından yüz binlerce hayvana toplu katliamlar uygulanmıştı.

1664 kışında etkileri gözlenmeye başlayan fakat 1665 baharına kadar büyük bir etki yaratmayan Büyük Londra Vebası, 300 yıldan uzun süren yirmi yıl aralıklı baş göstermelerin sonuncusuydu. 460 bin civarı olan Londra nüfusunun 100 bininin ölümüne sebep oldu. Hastalığın yayılımının önlenmesi amacıyla kurbanların yaka paça evlerine kapatılmasını eğlence mekanlarının kapatılması izledi. Evlere kapatılanların kapılarına kızıl haçlar boyanarak "Tanrı bize merhamet göstersin." yazıları yazıldı.
Hastaları evlerine kapatmak ve ölüleri toplu mezarlara kapatmak ne kadar zalimce olsa da süregelen bu felakete son vermek adına tek yol buymuş gibi gözüküyor.

Kral 2. Charles'ın Londra'yı terk edip 1666 Şubatına kadar uğramamasına sebep olan salgının sona ermesi 1666 Eylül'ündeki Büyük İngiltere yangınına dayandırılmaktadır. Fakat yayıldığı diğer şehirlerde de böyle bir sebep olmamasına rağmen salgın son bulmuştu.

4 - ÇİÇEK HASTALIĞI (SMALLPOX): DÜNAYA'YI KASIP KAVURAN BİR AVRUPA HASTALIĞI

Avrupa, Asya ve Arap yarımadasına endemik olan ve çiçek bozuğu yara izleri bırakan çiçek hastalığı bulaştığı her on insandan üçünü öldürecek kapasiteye sahipti. Eski Dünya'daki salgın ölüm oranlarına kıyasla 15. yüzyılda Avrupalı kaşifler üzerinden Avrupa'ya girişinde, Yeni Dünya'da yarattığı etki sönük kaldı. Günümüz Meksikası ve Birleşik Devletler yerlileri, çiçek hastalığına karşı hiçbir bağışıklığa sahip olmadığından virüs on milyonlarca insanın hayatına mal oldu. Mockaitis şöyle yazıyor: 

Tarihte bir yüzyıl içerisinde Amerika yerlilerinin %90-95'ini yok eden virüsle karşılaştırılabilecek bir katliam gerçekleşmedi. 1521'de Meksika'ya ulaşan virüs 11 milyon olan nüfusun bir milyona düşmesiyle sonuçlanacak kadar ölümcüldü.
Aradan geçen yüzyılların ardından çiçek hastalığı bir aşı ile yok edilen ilk virüs unvanını kazandı. 18. yüzyıl sonlarında, Britanyalı doktor Edward Jenner, daha az şiddetli olan sığır çiçek hastalığını geçirmiş sütçülerin çiçek hastalığına karşı bağışıklığı olduğunu keşfetti. Jenner, bahçıvanının 9 yaşındaki oğluna sığır çiçek hastalığını enjekte ettikten sonra onu çiçek hastalığına maruz bıraktı ve hastalık belirtileri gözlemlenmedi! 1801 yılında Jenner şöyle yazdı: 

İnsan türüne en dehşetli ve korkunç zararı veren çiçek hastalığı belasının ortadan kaldırılması bu uygulamanın nihai sonucu olmalıdır.

Haklıydı. Yaklaşık 2 yüzyıl daha süren bu çile, 1980 yılında Dünya Sağlık Örgütü'nün (DSÖ) çiçek hastalığının tümüyle yeryüzünden kaldırıldığını ilan etmesiyle son buldu.

5. KOLERA (CHOLERA) 

Kolera 19. yüzyılın ortalarına doğru İngiltere'nin her bir tarafında on binlerce insanı öldürüyordu. O zamanlarda hakimiyetini sürdüren "Miasma Teorisi"ne göre hava yoluyla yayıldığı belirtilmiştir. Britanyalı doktor John Snow, kurbanlarını ilk belirtilerin ortaya çıkmasının ardından birkaç gün içerisinde öldüren bu gizemli hastalığın Londra'nın içme sularında gizlendiğinden şüphelenmekteydi. 

Sherlock Holmes'ün bilimsel versiyonu gibi davranan Snow, salgının ortaya çıktığı yerleri belirleyebilmek amacıyla hastane ve morg kayıtlarını araştırdı. 10 günlük bir sürecin ardından kolera ölümlerinin coğrafi bir haritasını ortaya koydu. 500 ölümcül enfeksiyonun şehrin önemli bir içme suyu dağıtım pompası olan Broad Caddesi Pompası yakınlarında kümelendiğini keşfetti.

Azimle süren çalışmaların ardından Snow yerli memurları Broad Caddesi'ndeki pompanın kullanılamaz olduğuna ikna etti. Gerçekleşen "mucize"nin ardından, enfeksiyon oluşumu kesildi. Snow'un çözümü kolerayı ortadan kaldırmadı; fakat kentsel sağlık önlemlerinin geliştirilmesinde ve su kirliliğinin önlenmesi açısından küresel bir çabaya yol açtı. 

Gelişmiş ülkelerde Kolera büyük oranda ortadan kalkmışken bazı 3. Dünya ülkelerindeki yetersiz kanalizasyon arıtımı ve içme suyu yetersizliği sebebiyle ısrarla devam etmektedir. Araştırmacılar her yıl 1.3-4 milyon vaka görüldüğünü ve 21.000-143.000 insanın enfeksiyon nedeniyle hayatını kaybettiğini tahmin etmektedir. 

Kaynak: Evrim Ağacı

Güncelleme Tarihi: 21 Nisan 2020, 14:09

Demokrat Haber’e Patreon'dan bağış yapabilirsiniz > > > > >

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER