Antalya'nın Kumluca ilçesinde 24 Ocak'ta portakal bahçesinde çalışırken, meydana gelen hortumda çatılardan savrulan sacın başına isabet etmesi sonucu yaşamını yitiren mevsimlik çocuk işçi Berivan Karakeçili'nin 8'inci sınıf öğrencisi olduğu öğrenildi. Yoksulluk nedeniyle çalışmak zorunda kaldıklarını anlatan baba Kazım Karakeçili, Eylül ayından bu yana Kumluca'da olduklarını söyledi.

'KIZIMI SANKİ ORADA BIRAKTIM'

Baba Kazım Karakeçili, hava koşullarının kötü olduğu günlerde çalışmak istemediklerini, ancak bahçedeki portakalların işlendiği fabrika sahibinin buna müsaade etmediğini söyledi. "Kızımı sanki orada bıraktım, bir daha asla gitmem" diyen baba Karakeçili, kızının hakkını sonuna kadar arayacağını, fabrika sahiplerinden şikayetçi olacağını ifade etti. Hortumun yaşandığı gün çevredeki bahçelerde çalışan işçilerin kötü hava koşullarından kaynaklı tarlaya inmediklerine dikkat çeken Karakeçili, patronların kendilerine "Yağmur da yağsa, taş da yağsa çalışacaksınız" dediğini anlattı.

Olay günü yaşananları anlatan baba Karakeçili, "Hortum olunca herkes kaçıyor. O da çocuk tabi. Durup hortuma bakıyor. Kimse ona yardım etmiyor. Kimse ona 'kaçalım' bile demiyor. O da çocuk; bahçenin ortasında duruyor. Hortumun bir çatıdan uçurduğu sac gelip kafasına değiyor. Sonra yerde hareketsiz yatıyor. Kızım orada yaşamını yitirmiş. İmkanım olsa onu oraya götürür müydüm" şeklinde konuştu.

'ÇALIŞIRKEN BOYU KADAR ÇAMURA BATIYORDU'

Eylül ayında Antalya'ya gittiklerini söyleyen Karakeçili, sözlerine şöyle devam etti:

"Maddi durumumuz olmayınca mecburen gittik. Kaldığımız yer çadır değildi. Ancak ev de değildi. Kaldığımız yer baraka gibi bir yerdi. Üstü sac ile kaplıydı. Zaten oraya da kira ödüyorduk. Günlüğümüz 60 ya da 70 liraya geliyordu. Bütün çocuklarım küçüktü. Beri çalışan tek çocuğumdu. Okuyordu, onu burada yalnız bırakamadığım için yanımıza aldık. Beri de (Berivan) çalışıyordu. İş imkanı olsa, ekonomik gücüm olsa kızımı okuldan çıkarıp gitmezdim oralara. Çalışırken boyu kadar çamura batıyordu. Su ve çamur içinde mecburi çalışıyorduk. İmkan olsa insan onca kilometre uzakta çalışmaya gider mi? 10 çocuğumla bir araca doluşup gidiyoruz. Yolda ya da orada başımıza bir şey gelse bir aile yok olacak. Mecbur olmasak böyle bir yola çıkmazdık."

'ZATEN SİGORTAMIZ YOK'

Patronların sürekli işsiz bırakma tehditleri karşısında yağmur, çamur demeden çalışmak zorunda kaldıklarını anlatan Karakeçili, "Diyelim bugün yağmur, fırtına var, 'bugün çalışamayız' dediğimizde 'bir sonraki günde biz sizi kabul etmeyiz' diyorlardı. Yağmur da yağsa, taş da yağsa çalışacaksınız deniliyordu. Fırtına kalktı kızımı aldı götürdü. Yağmurlu günlerde işe gitmeyi ret ettiğimizde, içeride kalan paramızdan kesinti yapılıyordu. Bizi işten çıkarmak için bahane arıyorlardı. Zaten sigortamız yok. Günlük çalışıyoruz. Hoşlarına gitmese bahane ile işten çıkarabiliyorlardı. Çalışmak istemediğimiz günlerde 'fabrikam zarara giriyor' deyip çalışmamız konusunda zorluyorlardı. Sonunda kızımın hayatına sebep oldular. Günlük zararları için kızım hayatından oldu. Onun hakkını sonuna kadar arayacağım" diyerek, kızından geriye portakal bahçesinden bir eldiven kaldığını dile getirdi.

Kaynak: Mezopotamya Ajansı