BDP Grupbaşkanvekili İdris Baluken, PKK lideri Abdullah Öcalan'la dün İmralı'da yaptığı görüşmelerle ilgili Sterk TV'ye konuştu.

Öcalan'ın bir yıllık sürece ilişkin yaptığı değerlendirmeleri aktaran Baluken şunları söyledi:

"Sayın Öcalan dünkü açıklamada da kamuoyuna yansıdı, özellikle son bir yıldır çok yoğunluklu olarak ortaya koymuş olduğu bir proje doğrultusunda yoğunlaştığını ve çalışmalarını sürdürdüğünü belirtiyor. Bu sürdürülen çalışmalarla ciddi bir yol katedildiğini, ciddi bir toplumsal rahatlama sağlandığını ve sorunun çözümü doğrultusunda önemli bir zeminin sağlandığını ifade ediyor. Özellikle hükümetin zamana yayan, seçim endeksli yaklaşan ve faydacı bir yaklaşımı esas alan tek taraflı yaklaşımlarının maalesef bu zeminin doğru kullanılması açısından ciddi handikaplar getirdiğini ifade ediyor. Aslında kendi öngördüğü doğrultuda eğer süreç ilerlemiş olsaydı, eğer hükümet kürt tarafının gösterdiği samimiyetle bu sürece yaklaşmış olsaydı, bizler şu an bir projelendirme aşamasını konuşuyor olacaktık ifadesinde bulundu. Ancak hükümetin yaklaşımları bugüne kadar müzakereleri başlatacak bir süreci dahi getirmemiştir ifadesinde bulundu."

SÜRECİN YASAL ZEMİNİ OLMALI

Baluken, gelinen aşamada Öcalan'ın dış dünyayla daha rahat temas sağlayabileceği, Akil İnsanların, siyasi parti temsilcilerinin, sivil toplum örgütlerinin görüşlerini öğrenebileceği bir zemin yaratılması gerektiğini de ifade etti.

Öcalan'ın sürecin devam etmesi için "derinlikli müzakere"nin kaçınılmaz olduğunu vurguladığına işaret eden Baluken şunları söyledi:

"Sayın Öcalan bu bir yıldır yürütülen çalışmaların kendi misyonunu ve rolünü tamamladığını net bir şekilde ifade etti. Bundan sonra sürecin devam etmesi için, derinlikli müzakere aşamasına geçilmesinin kaçınılmaz olduğunu ve bunun için de zaman kaybetmeden, hızla devletin ciddi yaklaşımını gösterecek bazı çalışmaların açığa çıkması gerektiğini; bu bir yıllık süreçten derinlikli müzakereye geçilmesi için güçlü bir çalışma yönteminin açığa çıkması gerektiğini belirtiyor. Kendisinin burada çok yoğun yapmış olduğu çalışmaların yasal bir zemininin olması gerektiğini ifade ediyor. Yine meşruiyet temelinde devletin yapması gereken çalışmalar olduğunu ifade ediyor."

İZLEME KOMİSYONU YA DA ROLÜNÜ TAM OYNAYACAK AKİL İNSANLAR

"Eğer bu şekilde yasal zemin ve meşruiyet temelli bir yaklaşım ortaya konulursa bununla beraber bir üçüncü gücün de hakkaniyeti takip etmesiyle ilgili bir mekanizmanın devreye girmesi gerektiğini ifade ediyor. Üçüncü gücü de daha önce izleme komisyonu, hakikatleri ortaya çıkaran bir komisyon ya da rolünü ve misyonunu tam oynayacak bir Akil İnsanlar Komisyonu olarak tanımlıyor. Burada yapmış olduğumuz çalışmaların yasal, meşruiyet ve hakkaniyet boyutu artık devletin bir an önce sağlaması gereken koşullarla ortaya konulması gerekiyor diyor. Eğer bunlar sağlanırsa bu derinlikli müzakerelerin gelişebileceğini, derinlikli müzakerelerle yol alınabileceğini belirtiyor."

Öcalan'ın "Hükümet'in bugüne kadarki tutumunun sorunu çözme noktasında beklentileri karşılamadığını, çok büyük sorunların hala çözülmeyi beklediğini ve kendi önlerinde olduğunu, bu sorunların çözümü için gerekli önerileri devlet heyetine sunduğunu ve devlet heyetinden de artık kısa bir süre içinde net bir cevap beklediğini" ifade ettiğini de kaydeden Baluken, Öcalan'ın devlet heyetiyle yaptığı görüşmelere önem atfettiğini  ancak kendisinin sunduğu önerilere ret ya da kabul noktasında bir yaklaşım ortaya konmadığını belirttiğini de ekledi.

Baluken, "Hükümetin mevcut yaklaşımından vazgeçmesi, seçim endeksli yaklaşan bir pratikten çok çözümü önceleyen ve kalıcı barışı getirecek derinlikli müzakere aşaması için bir mekanizmayı oluşturması gerektiğini belirtiyor" dedi.

KCK DEKLARASYONU

Baluken, Öcalan'ın KCK deklarasyonuyla ilgili görüşlerini de şu şekilde açıkladı:

"Deklarasyonu basın aracılığıyla takip ettiğini, deklarasyondaki tespitlerin, ifadelerin doğru olduğunu, ancak Kürt halkının demokratik ulus perspektifi etrafında ortaya koymuş olduğu 8 boyutun bir an önce hayata geçirmeyle ilgili ciddi çalışması gerektiğini belirtti. Yani bu süreç artık devletten bir düzenleme yapılıp yapılmayacağını bekleme süreci değil, daha önce ortaya koymuş olduğum demokratik ulus projesinin 8 boyutunun hızla hayata geçirilmesini gerektiren bir süreçtir tespitinde bulundu.

Devletin yaklaşımıyla ilgili bazı soruları oldu… Özellikle KCK deklarasyonunda da geçen taleplerle ilgili anayasal düzenlemeler, Kürt diline yaklaşım, anadilde eğitimle ilgili yaklaşımları sordu. Dediğim gibi Kürt halkının devletin vereceği yanıttan çok hızla kendi projesini hayata geçirecek bir yoğunlaşma içerisine girmesi gerektiğini belirtti."

ROJAVA'YA DAHA FAZLA SAHİP ÇIKILMALI

BDP Grup Başkan Vekili İdris Baluken'in aktardığına göre, Öcalan görüşmede Rojava'yla ilgili de değerlendirmelerde bulundu. Rojava'ya dönük ambargo ve ablukanın kabul edilemez olduğunu belirten Öcalan, Rojava'daki mücadeleye de daha fazla sahip çıkılmasını istedi.

Baluken STERK TV'de görüşmede Öcalan'ın konuyla ilgili değerlendirmesini şöyle özetledi:

"Rojava'yla ilgili süreci yakından takip ediyor. Rojava'yla ilgili kazanımların kurumsallaşması için bütün süreçlerin hızla oluşturulması gerektiğini, bugüne kadar yapılan çalışmaların anlamlı olduğunu ancak bu çalışmaları hızla sonuç alacak şekilde detaylandırmak gerektiğini ifade ediyor. Özellikle çete saldırılarıyla ilgili halkın kendini koruyacağı öz savunma mekanizmalarını daha fazla boyutlandırmak gerektiğini belirtti. Bu yönüyle yaşamını yitiren PYD Eşbaşkanı Salih Muslim'in oğlu Şervan Muslim için hem Muslim ailesine hem de tüm Kürt halkına başsağlığı ve taziye dileklerini iletti. Bu çetelere yaklaşımın dört parça Kürdistan'da teşhiri için Demokratik İslam Kongresi adı altında Amed'de bir  kongrenin yapılmasının anlamlı olduğunu, İslam'ın özünün, felsefesini, dinin özü ve faziletinin ne olduğu ile ilgili bütün kesimlerin katılacağı kapsamlı tartışmaların yapılması ve halkın nezdinde bu çetelerin tamamen teşhiriyle ilgili beklentilerini ifade etti. Türkiye'nin ve Güney Kürdistan'ın Rojava politikasına ilişkin ciddi eleştirileri vardı.

Özellikle Türkiye'nin sınır kapıları üzerinden uygulamış olduğu abluka ve ambargonun kabul edilemez olduğunu, son olarak Nusaybin ve Ceylanpınar'da yükseltilmeye çalışan duvarın da kalıcı bir Kürt-Türk çatışmasını hedeflediğini de çok net bir şekilde ifade etti. Tarihi bir Kürt-Türk çatışması arayanların işidir bu duvar örmek dedi. Bir Filistin, İsrail çatışmasını bu topraklara taşımaktır dedi. Bu yanlıştan devletin derhal vazgeçebi gerektiğini söyledi. Güney Kürdistan'da da özellikle Semelka kapısının kapalı olmasının kabul edilemez olduğunu, bunun artık bir zulüm aşamasına geldiğini ifade etti. Özellikle Güney Kürdistan'daki güçlere ve KDP'ye de bugüne kadarki bütün bu anlamsız yaklaşımları terkederek Ulusal Kongre ruhuna denk düşecek şekilde Rojava'ya yaklaşımın olması gerektiğini ifade etti. Bütün bu yaklaşımlarla beraber Rojava halkının mücadelesinin son derece önemli olduğunu, sonuç alacağını, Kürt halkının da dört parçada Rojava'daki mücadeleye sahip çıkması gerektiğini belirtti." (ANF)