'Kürt seçmenin 'gönül rahatlığıyla' Muharrem İnce'ye oy vermesi çok zor'

Çaralan, Muharrem İnce’nin Kürt seçmene mesajını değerlendirdi

'Kürt seçmenin 'gönül rahatlığıyla' Muharrem İnce'ye oy vermesi çok zor'

Evrensel yazarı İhsan Çaralan, 24 Haziran seçimleri ve ana muhalefet partisi CHP’nin tutumuna ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

CHP’nin cumhurbaşkanı adayı Muharrem İnce’nin parti içindeki milliyetçi kanadı temsil ettiğini savunan Çaralan, İnce’nin 'herkesin cumhurbaşkanı' iddiasının altını tam olarak doldurmasının hayli zor olduğu görüşünde

 Oylamanın ikinci tura kalması halinde Kürt seçmenin 'gönül rahatlığıyla' İnce'ye oy vermesinin çok zor olduğunu ifade eden Çaralan, “Muharrem İnce’nin en azından “2. turu” dikkate alarak, Kürt sorunu konusuna özel bir önem vereceği anlaşılıyor” dedi.

Çaralan, ““Özellikle “2. tura” kalırsa, Kürt seçmeninin İnce’ye gönül rahatlığı ile oy vermesinin çok zor olduğu da kanıt gerektirmeyecek kadar açıktır. Muharrem İnce de bunun farkında olduğu için, aday gösterilmesinin arkasından yaptığı ilk konuşmada; başka kesimlere özel bir şey söylemezken, Kürtlere özel bir mesaj verme zorunluluğu duymuştur: İlk gençlik yıllarında Diyarbakır’da, Ahmet Arif’ten etkilenerek “solcu” olduğunu söyleyip Ahmed Arif’in “Anadoluyum Ben” şiirini okuması, Ahmet Arif ve Diyarbakır vurgusu yapması,  beklenmez değilse de dikkat çekici olmuştur “ ifadelerini kulalndı.

İhsan Çaralan’ın Evrensel’de yayınlanan ‘Sıfır baraj’ dendi, baraj HDP'nin önüne kuruldu’ başlıklı yazısının bir bölümü şöyle:

“CHP’nin de cumhurbaşkanı adayı belirlendi. Dün, Kılıçdaroğlu CHP’nin cumhurbaşkanı adayının Yalova Milletvekili Muharrem İnce olduğunu açıkladı. Böylece 24 Haziran seçiminde, Erdoğan’ın karşısına çıkacak olan cumhurbaşkanı adayları da belirlenmiş olmuş oldu. CHP’nin Adayı Muharrem İnce, HDP’nin Adayı Selahattin Demirtaş’ın adaylıkları kesin. İyi Parti’nin Adayı Meral Akşener ve SP’nin Adayı Temel Karamollaoğlu ise 100 bin imzayı tamamlayabilirlerse adaylıkları kesinleşmiş olacak.

Adaylığının Kılıçdaroğlu tarafından ilan edilmesinin arkasından Muharrem İnce; “Herkesin Cumhurbaşkanı olacağını” söyleyerek, CHP rozetini Kılıçdaroğlu’ya verdi. Böylece eğer Muharrem İnce Cumhurbaşkanı seçilirse, “partili cumhurbaşkanı” değil “tarafsız”, “herkesin cumhurbaşkanı” olacağını ilan etti.

Elbette bir partinin kimi cumhurbaşkanı adayı yapacağını o partinin Cumhurbaşkanı belirleyecek kişileri bilir; sorumlulukları da birinci dereceden onların omzundadır.

Bu yüzden de Muharrem İnce’nin bir cumhurbaşkanı adayı olarak, Erdoğan karşısında ne ölçüde etkili bir aday olduğu tartışması elbette ki onu aday gösterenlere aittir. Ancak İnce’nin bugüne kadarki siyasi tutumu, “Sadece bir rozet değişikliği yaparak giderilemeyecek kadar derin bir ‘milliyetçilikle’ maluldür. Ve İnce, CHP’nin iç yelpazesi içindeki milliyetçi kanadın sözcülerinden birisidir. Bu yüzden de “Herkesin cumhurbaşkanı olacağım” iddiasının altının inandırıcı biçimde dolu olmadığı gibi, doldurulması da hayli zordur.

Özellikle “2. tura” kalırsa, Kürt seçmeninin İnce’ye gönül rahatlığı ile oy vermesinin çok zor olduğu da kanıt gerektirmeyecek kadar açıktır. Muharrem İnce de bunun farkında olduğu için, aday gösterilmesinin arkasından yaptığı ilk konuşmada; başka kesimlere özel bir şey söylemezken, Kürtlere özel bir mesaj verme zorunluluğu duymuştur: İlk gençlik yıllarında Diyarbakır’da, Ahmet Arif’ten etkilenerek “solcu” olduğunu söyleyip A. Arif’in “Anadoluyum Ben” şiirini okuması, Ahmet Arif ve Diyarbakır vurgusu yapması, beklenmez değilse de dikkat çekici olmuştur.

Muharrem İnce’nin en azından “2. turu” dikkate alarak, Kürt sorunu konusuna özel bir önem vereceği anlaşılıyor.

Öte yandan İnce’nin “Cuma namazı”ndan sonra 1. Meclis binasına giderek kampanyasını buradan başlatması CHP içinde bir tartışma açar mı bilmek zor. Ama İnce’nin pragmatist bir seçim politikası izleyeceğini göstermesi bakımından önemlidir.

24 Haziran’da sadece cumhurbaşkanı seçimi yok. Onun kadar önemli olan milletvekili seçimi de aynı gün yapılacak.

Erdoğan ve Bahçeli, bu seçimi kazanmak için bütün avantajlarını kullanmak üzere AKP-MHP ittifakını oluşturdu. İttifakın adını da “Cumhur İttifakı” koydu! Bu ittifakı BBP de destekliyor ve adaylarını AKP listelerinden göstererek Meclise girecek!

Böylece normal şartlarda “yüzde 10 barajı”nın altında kalacağı besbelli olan MHP’nin “Baraj altında kalması” önlendi. Buna karşılık Bahçeli, cumhurbaşkanlığı seçiminde Erdoğan’ın kayıtsız koşulsuz destekçisi oldu.

CHP de bu ittifaka karşı, “tek parti tek adam rejimi”ne karşı olan ve seçime girme hakkı kazanmış partiler için “sıfır baraj” ittifakı formülünü gündeme getirdi. CHP, İyi Parti, SP ve DP’nin kendi aralarında “sıfır baraj” ittifakı konusunda -henüz resmen açıklanmasa da- anlaştıkları belirtiliyor.

Böylece, bu ittifakla “İyi Parti, SP, DP için” CHP’nin oylarıyla baraj kaldırılmış olacak!

Evet dört muhalif parti “sıfır baraj ittifakı”nın içinde yer alıyor ama sistemin gerçek muhalifi olan HDP bu ittifakın içinde yok. Elbette HDP de bu ittifakın içinde yer alıyordu. Ama İyi Parti’nin malum milliyetçiliği ile CHP içindeki “milliyetçi genler” HDP’nin ittifakın içine girmesini önledi.
CHP, “Biz HDP’nin de ittifak içinde olmasını istedik ama İyi Parti istemedi” gibi bir bahane öne sürse de bunun inandırıcılığı yok. Çünkü, daha önce milletvekili dokunulmazlığının kaldırılmasında olduğu gibi, İyi Partinin “HDP’siz ittifak” tutumundan memnun olduğunu söylemek yanlış olmaz.

Bu gerçekler ortadayken İnce’nin Diyarbakır ve Ahmet Arif gibi simgeleri kullanarak aradaki uçurumu kapatması kolay olmayacaktır.

Oysa, “yüzde 10 barajı”; 12 Eylül cuntası barajıdır ve esas olarak Kürt siyasetçilerin Meclise girmesini önlemek için konmuştur. Sonraki yıllarda barajın korunmaya devam edilmesinin gerekçesi de yine Kürt partiler olarak gösterilmiştir. 7 Haziran’da bu baraj HDP’nin 80 milletvekili ile Meclise girmesiyle yıkıldı. Ama sonrasında, AKP-MHP ittifakının el birliği ile baraj sadece kendileri için sıfırlandı.

CHP “sıfır baraj” ittifakı ile tüm muhalefet için barajın sıfırlanacağını ilan ettiyse de gelinen yerde; CHP’nin formülü, sadece İyi parti, DP ve SP için geçerli oldu. Ama “12 Eylül cuntası ve sonraki devlet tavrı”nın amacına gayet uygun olarak HDP’nin şahsında Kürtlerin siyasi temsilcilerinin Meclise girmesini engelleyen bir baraj durumuna gelmiştir.”

Yazının tamamı burada.

Güncelleme Tarihi: 05 Mayıs 2018, 20:39

Demokrat Haber’e Destek Olun >>>

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER