KHK ile ihraç edilen barış imzacısı akademisyenin odasına girip eşyalarını almasına izin verilmedi

Prof. Ayşen Uysal: Mantık, akıl terk etmiş hepsini

KHK ile ihraç edilen barış imzacısı akademisyenin odasına girip eşyalarını almasına izin verilmedi

OHAL kapsamında geçen pazar günü çıkarılan 701 sayılı KHK ile ihraç edilen 12 Barış Bildirisi imzacısı akademisyen arasında yer alan Dokuz Eylül Üniversitesi İktisadi İdari Bilimler Fakültesi Kamu Yönetimi Bölümü Öğretim Görevlisi Prof. Dr. Ayşen Uysal bugün eşyalarını almak için fakülteye gitti.

Ancak Fakülte yönetimi, Uysal’ın 12 yıldır kullandığı odasına girmesine ve eşyalarını almasına izin verilmedi. Uysal’a savcılık kararı bulunmadığı için odasına giremeyeceği söylendi.

Fakülte yönetimi ile görüşen Uysal’ın avukatı Arif Ali Cangı’ya, konunun savcılığa intikal ettirileceği ve savcının vereceği karar doğrultusunda hareket edileceği söylendi. Savcılık, arama yapmak isterse Ege Üniversitesi’ndeki gibi akademisyenlerin odalarının aranacağı, ancak savcının arama yapmaya gerek olmadığına karar vermesi durumunda eşyaların teslim edileceği belirtildi.

‘HİÇ BİR ZAMAN SADECE BENİM ODAM OLMADI’

Nuray Pehlivan'ın Gazete Duvar'da yer alan haberine göre Uysal’a odasına alınmamasına tepki gösterirken akademisyen arkadaşları ve öğrenciler destek verdi. Fakülte kantini önünde açıklama yapan Uysal, odasının meslektaşlarına sürekli açık olduğunu hatırlatarak, “Hiç bir zaman sadece benim odam olmadı ve yaşayan bir oda oldu, dört duvar olmadı” dedi.

Uysal şunları söyledi:

“Odam hiç bir zaman boş kalmadı. Bir çok toplantı ve ders yaptık. Güzeldi. Buradan ayrılıyoruz. Mekanlar bizimler güzel. Burayı terk ediyoruz. Başka mekanları güzelleştireceğiz. Güzelliklere birlikte yürüyeceğimize inanıyorum. 12 yılda binlerce öğrencinin hayatına değdik. Umut orada aslında ve bizi o umut kurtaracak. Bu uygulamalardan vicdanları rahatsız olan öğrencilerimiz kurtaracak. Birlikte kurtulacağız birlikte mutlu olacağız. Ben buna çok inanıyorum.”

AVUKAT CANGI: BÖYLE BİR YETKİ VE HAKLARI BULUNMUYOR

Avukat Arif Ali Cangı, Uysal’ın açığa alındığı son 1 yıl içerisinde kullanmadığı odasına alınmamasının hukuki bir dayanağı olmadığını belirtti. Fakülte dekanlığına ve rektörlüğe hukuksuzluğun bir an önce çözülmesi için dilekçelerini verdiklerini ve olayın takibini sürdürdüklerini belirten Cangı, “Bu insanlar 1 yıl önce görevlerinden uzaklaştırıldıkları için odalarıyla ilişkileri de yok. Bir yıldır gitmedikleri bir odadan suç delili aranması kadar mantıksız bir şey olamaz. Suç delili bulunursa da bu insanlar zaten sorumlu tutulamaz” dedi.

Cangı, şöyle devam etti: “Diğer yandan mesele bir ceza soruşturmasının usulü ise soruşturmayı zaten İstanbul Cumhuriyet Savcılığı yapıyor. Cumhuriyet Savcılığı ‘Bu suça ortak olmayacağız’ metnini imzaladıkları gerekçesiyle bir arama veya el koyma yapılması gerektiğini düşünüyorsa, suç ceza hakimliğine başvurur arama kararı çıkarttırır ve gereği yapılır. Buradaki savcılığın veya başka bir savcılığın KHK ile ihraç edilme gerekçesiyle yeniden soruşturma açması ve böyle bir tedbire başvurmasının hiçbir hukuki yanı yok. Böyle bir yetki ve hakları bulunmuyor.”

Rektörlüğün Savcılığı olayın içine katarak olayın hukuksuzluğunu da sürdürmeye niyetlendiğini tahmin ettiklerini söyleyen Cangı, “Umarız ki bir an önce eşyaların teslimine karar verirler. Çünkü şu an özel eşyaların teslim edilmemesi mülkiyet hakkının ve özel hayatın gizliliği ilkesinin ihlalidir” dedi.

UYSAL: ODALARIMIZDA ARAMA YAPILACAK OLSAYDI BİR YILDIR YAPILIRDI

Prof. Dr. Ayşen Uysal ise şunları anlattı: “Odalarımız zaten açığa alındığımızdan beri, bir yıldır kapalı. Odalarımıza bildiğimiz kadarı ile kimse girmedi. Habersiz girip çıkan oldu mu bunu biz bilemeyiz. Rektörlük açığa alma kararını zaten hemen valiliğe, emniyete, YÖK’e ve hatta MİT’e yazıyla bildirmişti. Bu yazılar üzerine zaten pasaportlarımız da iptal oldu. Odalarımızda arama yapılacak olsaydı bu bir yıl boyunca yapılırdı zaten. Bu zaman diliminde farelerin kullandığı bir odada neyin aramasını yapacaklar?. Bugün işlerin bu noktaya gelmesinde iş bilmez, basiretsiz, kendi gölgesinden korkan, işgüzar yöneticilerin payı büyük. Onlar zulmü ve kötülükleri kendi koltuklarından yeniden üretiyorlar.”

KÖTÜLÜK TAM DA BÖYLE SIRADANLAŞIYOR

Uysal, sözlerini şöyle sürdürdü: “Onca yıldır kullandığım odam… İçerisinde hala kitaplarım ve özel eşyalarım var; onları almak istiyorum. Vicdanlarını yitirip -ya da belki de hiç vicdanları olmadı- ihraç listesine zaten adımızı göndermişler; daha neyin peşindeler? Üniversiteyle tüm bağımı kesmek için odamı boşaltmaya gitmişim, ona bile izin vermiyorlar! Mantık, akıl terk etmiş hepsini ve kötülükle yoğrulmuşlar. Kötülük işte tam da böyle sıradanlaşıyor.”

Güncelleme Tarihi: 14 Temmuz 2018, 15:24
YORUM EKLE