İşçilerin üzerine araba sürüldüğü Beykent Üniversitesi'nde yönetim İHD ile görüşmedi

Beykent Üniversitesi Büyükçekmece yerleşkesinde işçilerin uğradığı hak gaspları ile ilgili görüşmek isteyen İHD heyeti idare ile görüşemedi

İşçilerin üzerine araba sürüldüğü Beykent Üniversitesi'nde yönetim İHD ile görüşmedi

 Beykent Üniversitesi  yönetimi, Büyükçekmece yerleşkesi inşaatında çalışan fakat alacakları verilmeden işten çıkartılan işçilerin eylemleri sürerken İnsan Hakları Derneği Çalışma Komisyonu’nun görüşme talebini reddetti.

İHD Çalışma Komisyonu elde ettikleri bilgilerle inşaat işçilerinin yaşadığı hak gasplarına ilişkin raporunu sundu. Beykent Üniversitesi Büyükçekmece Kampüsü binalarının tadilatı için Adem Çelik Şirketler Grubu bünyesinde işe alınan işçiler bir yıldır işçilerin hak ettikleri fazla mesai, bayram ve hafta tatili ücretleri ile yol ve yemek ücreti gibi sosyal haklarının verilmemesi ve haksız işten çıkarılmaları nedeniyle mücadele ediyor. 

İHD Çalışma Komisyonu raporunda, “Ağır işsizlik ve yoksulluk tehdidi altındaki işçilerin işe başlarken hukuka aykırı olarak kendilerine dayatılan koşullara razı olmak zorunda kaldıkları, esnek veya belirli süreli iş sözleşmeleri ile çalıştırılmaları ve hak ettikleri ücretlerin ödenmemesi noktasında yaşanan ağır mağduriyetlerin bu tabloyu daha da ağırlaştırdığı bilinmektedir” ifadeleri yer aldı.

İşçilerin başvurusu üzerine harekete geçen İHD,”Üniversite yetkilileri ile görüşülememiş olduğundan raporumuz, Şirket hukuk müşaviri olduğunu söyleyen ancak ismini vermeyen bir yetkili ve eylemdeki işçilerin  beyanlarına ve gözlemlerimize dayanmaktadır” dedi.

Artı Gerçek'te yer alan habere göre İHD Çalışma Komisyonu, “Direnişte olan inşaat işçilerinin tüm haklarının eksiksiz ödenmesi, işçilerle bir an evvel diyaloğa geçilerek mağduriyetlerinin giderilmesi için İşveren ve  Çalışma Bakanlığı başta olmak üzere tüm yetkili kurumları sorumluluğa ve göreve çağırıyoruz” talebinde bulundu.

Diğer yandan kamuoyuna seslenen İHD, “Demokratik kamuoyunun çalışma yaşamında ortaya çıkan sorunlara yeterli duyarlılık göstermesinin,  sorunların ortaya çıkmadan önlenmesi yahut çözümüne katkısı nedeniyle tüm kamuoyunu, işçilere yönelik hak gasplarına karşı ses yükseltmeye çağırıyoruz” dedi.

RESMİ BELGEDE İŞTEN ÇIKARMADA FARKLI GEREKÇE ÖNE SÜRÜLDÜ

İşçi temsilcileri ile yapılan görüşmeyi aktaran İHD raporunda; “Halen 125 kadar işçinin  Avalon şantiyesinde inşaat işlerinde çalışmaya devam ettiği ancak 11 Kasım’da direnişin başlaması ve bu haberin kamuoyunda duyulması ardından, işyerine denetim yapılması ihtimali nedeniyle  işyerinde kaçak olarak çalıştırılan 85 kadar Türkmenistan, Afganistan ve Suriye’li göçmen işçinin işten çıkarıldığı,

İşçilerin, şirket inşaat sahasında elektrik işlerini yapmakta oldukları, 30 Ekimde çıkarılan 13 işçinin, iş azalması gerekçesiyle işten çıkarılmış olmasına rağmen resmi belgelerde gerekçe olarak, İş Kanununda işverene, işçinin Ahlak ve iyi niyet kurallarına uymayan haller nedeniyle iş sözleşmesini (haklı nedenle ve derhal) sona erdirme hakkı veren 25/2. maddesi kapsamında iş akitlerinin fesh edildiğinin yazılması (Bu fesih türü sonucunda işçi herhangi bir tazminata hak kazanamayacağı gibi iş güvencesi hükümlerinden ve işsizlik ödeneğinden de yararlanamamaktadır. 25. Maddeye dayanılarak iş akitlerinin fesh edildiğinin yazılması nedeniyle işçilerin sadece üçünün  işsizlik maaşı alabildiği, 

İŞÇİLERİN ÜZERİNE ARAÇ SÜRÜLDÜ

İşverenle yapılan ilk görüşmelerde, işçi alacaklarının ödeneceğine dair sözler verildiği ancak bu sözlerin tutulmadığı ve bu nedenle eylemlerine başladıkları,

Olayı kamuoyuna duyurdukları, Savcılığa, CİMER e suç duyurusunda bulunduklarını,  yargıya ve arabuluculuk kurumuna başvurmadıklarını, başvurulsa dahi üç yıl kadar süren bir yargı sürecinin caydırıcı olduğunu, bunun da ayrıca mağduriyet yarattığını, 

Eylemlilik sürecinde çeşitli baskılara maruz bırakıldıklarını;  23 Kasım günü oturma eylemi yapan 24 işçinin  topluca gözaltına alındığını, sonraki günlerde sendika temsilcisinin de  gözaltına alındığını,

Eylemde kullandıkları ses cihazına, gürültü yapıyor diye polis tarafından el konulduğunu,

Patron Adem Çelik'in aracını kullanan şoförün 26 Kasım günü aracı işçilerin üzerine sürdüğünü,

Eyleme sendika ve dernekler gibi emek örgütlerinden, devrimci sosyalist demokratik siyasi gruplardan ve kurumlardan dayanışma amaçlı destek ziyaretleri yapılmakla birlikte, maddi katkıların düzensiz ve yetersiz olduğunu,  

Beykent Üniversitesi yerleşkesinde öğrenim gören öğrencilerin işçilerin eylemine destek vermeleri durumunda baskıya ve burslarının kesileceği yolunda tehdide  maruz bırakıldıkları” ifadeleri yer aldı.

Şirketin hukuk müşaviri olduğu söylenen adını vermek istemeyen bir kişi ile yapılan görüşmede ise, hukuk müşavirinin, “İşçilerin hak taleplerinin haksız olduğu , bu nedenle bu talepleri kabul etmedikleri, işçilerle “Belirli süreli iş sözleşmesi” yaptıklarını, sözleşmelerin süresi dolduğu için işlerine son verildiği, kendileriyle görüşen bir işçiye ödeme yapıldığı,

Daha önce de sendika yöneticileri ile bu konuda görüşme yaptıkları, ayrıca işçilerin yargıya başvurarak hak talep edebileceklerini, 

İşçilerin üzerine araç sürülmesi olayının yanlış aktarıldığını, 

İşçilerin otopark girişini kapatması nedeniyle şoförün geçmek için üzerlerine aracı sürdüğü” ifadelerine yer verildi.

'İŞÇİLERİN AMACI ÜLKEMİZDEKİ HUZUR VE SUKÜNU BOZMAKTIR'

Öte yandan Beykent Üniversitesi işçilerin tüm haklarını ödemelerine rağmen eylem yapmaya devam ettiklerini öne sürerek, protestoların herhangi bir gerekçesinin olmadığını ifade eden bir duyuru yayınladı. Üniversite yönetimi işçilere yönelik, "Bu kişilerin tek amaçları ülkemizdeki huzur ve sükun ortamını bozmaktır" denildi.

Güncelleme Tarihi: 04 Ocak 2020, 12:53
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER