HDP kayyımlara karşı tutumunu açıkladı

HDP'nin deklarasyonunda, Meclis'ten çekilme olmayacağı mesajı verildi ve erken seçim çağrısı yapıldı

HDP kayyımlara karşı tutumunu açıkladı

HDP’nin, 31 Mart’taki yerel seçimden sonra arka arkaya gelen kayyım atamalarına karşı izleyeceği yol haritasını belirlemek için yaptığı toplantıdan erken seçim çağrısı çıktı. HDP’nin deklarasyonunda tüm muhalefete de erken seçim talebinin etrafında birleşmesi de istendi.

Kayyım atamalarına ilişkin tutumlarını açıklayan HDP Eş Genel Başkanı Pervin Buldan, “Halkın emaneti, iradesi onurumuzdur. Teslim etmeyeceğiz” diye belirtirken, Eş Genel Başkan Sezai Temelli ise, “Biz bu gidişatı durdurabiliriz. 31 Mart’ta durduracağımızı tüm Türkiye’ye gösterdik” dedi.

HDP’nin kayyımlara karşı tutumunu açıkladığı deklarasyonda “kazanımları korumanın” AKP-MHP ittifakına kaybettireceğini belirtildi. İktidara erken seçim çağrısı yapılan deklarasyonda, muhalefete de erken seçim talebi etrafında birleşme çağrısında bulunuldu.

HDP, tüm yapı ve bileşenleriyle gerçekleştirildiği toplantıda yeni döneme dair yol haritasını belirleyecek olan deklarasyon açıklandı. Deklarasyonda, kayyumların demokrasiye vurulmuş açık bir darbe ve faşizme giden yolda yeni bir ivme olduğu belirtilerek, iktidarın 2020 yılında Meclisi, 2021’de Anayasa’yı tümden anlamsızlaştırmayı hedeflediği ve 2023’te rejiminin başarısını açıkça ilan etmeye hazırladığının altı çizildi. 

"Halkın gerçek sorunlarını dile getiren, çözüm için mücadele eden tek demokratik muhalefet partisi HDP’dir" diyen HDP Eş Genel Başkanı Pervin Buldan'ın açıklaması şöyle: 

Bugün kayyım gaspına karşı tutumumuzu, partimizin hazırladığı rapor ve deklarasyonumuzu kamuoyuna açıklamak üzere buradayız. HDP, demokratik siyasete ve demokratik çözüme inanan, bunun için demokratik mücadeleye dayanan, politik çizgisini demokratik ilkelere bağlayan, demokratik ittifakla ortak geleceği planlayan büyük bir siyasi harekettir, büyük bir değişim gücüdür. Bugün, içinden geçmekte olduğumuz bu zorlu süreç de göstermektedir ki; tekçi, faşist sistemden kurtulmanın tek yolu HDP’dir, HDP’de ortaklaşan mücadeledir. 

TEK UMUT HDP'DİR

Örgütlü yaşamı ve demokratik alanı tümüyle halka kapatmayı önüne hedef olarak koyan bu otoriter rejim, önünde tek engel olarak HDP’yi ve HDP’nin örgütlü mücadelesini gördüğü için olanca ağırlığıyla bize saldırmaktadır. İnanın ki tek umut HDP’dir. Halkın gerçek sorunlarını dile getiren, çözüm için mücadele eden tek demokratik muhalefet partisi HDP’dir. Ve bu umudu hiçbir güç söndüremeyecektir. HDP’yi yıkamayacaklar! Mücadelemizden ve demokratik siyasetteki ısrarımızdan asla geri adım attıramayacaklar!

Türkiye’nin önündeki en büyük tehlike AKP’nin halk iradesini yok sayan politikalarıdır

Demokrasi dışına çıkarak, aleyhine olan sandık sonuçlarını hukuk dışı yol ve yöntemlerle ortadan kaldırmayı gelenek olarak yerleştirmek isteyen bu zihniyet, çok net ifade ediyorum bu ülkenin ve tüm toplumun felaketi olacaktır. Bugün Türkiye’nin önündeki en büyük tehlike AKP iktidarının demokrasi ve hukuk dışına çıkan uygulamaları ve halk iradesini yok sayan politikalarıdır. 

KAYYIM DARBESİDİR  

31 Mart’ta kazandığımız belediyeleri birer birer gasp ederek, tarihte eşi benzeri görülmemiş bir irade hırsızlığının içerisine girdiler. “Kürd'e seçtirmem, seçse de yönettirmem" anlayışını bizlere, tüm topluma dayatmaktadırlar. Demokrasi ve Kürt düşmanlığının geldiği nokta budur. Kayyım darbesidir! Tarihe baktığımızda Seyit Rıza’yı darağacında asan dönemin ittihatçı zihniyetiyle, halkın seçilmiş temsilcilerini görevden alarak adeta siyasi idama yönelen AKP zihniyeti aynı noktada kesişmektedir. 

Bir sonraki seçimde sandığın dibini boylayacaklarını gördüler

Evet bugün karşı karşıya bulunduğumuz süreç 31 Mart seçimlerinde izlediğimiz ve başarılı olduğumuz, toplumun da ezici çoğunluğu tarafından desteklenen, umut olarak görülen seçim stratejimizden intikam alma anlayışıdır. Bu durum tekçi iktidar sahiplerini korkuttu. İktidarları sarsıldı çünkü. Bir sonraki seçimlerde sandığın dibini boylayacaklarını gördüler. O yüzden 31 Mart’ın hemen ardından hukuk dışı yöntemleri, kayyım atamalarını devreye koydular.

KÜRT İTTİFAKI DEVLET POLİTİKASINDA AÇILAN BÜYÜK BİR GEDİKTİR  

Batıdaki demokrasi ittifakı kadar, Bölge’de Kürdistani Partilerle gerçekleştirdiğimiz Kürt ittifakı da AKP iktidarının bize ve belediyelerimize yönelmesinin bir diğer nedenidir. Kürtler bu seçimlerde kendi içinde çok değerli ve çok anlamlı bir ittifak geliştirdi. Bu ittifak, Kürtleri yıllardır kendi içinde parçalamayı, birbiriyle çatıştırmayı hedefleyen devlet politikasında açılan büyük bir gediktir. Nasıl olur da Kürtler birlik olabilir, nasıl olur da Kürtler oyun kurabilir, oyun bozabilir, siyasi dengeyi değiştirebilir diye şaşırdılar ve tek bildikleri yöntem olan hukuksuzluğa, siyasi tasfiyeye yöneldiler. Sandılar ki Kürtler yüz yıl önceki Kürtler. Kürtlerin yaşadığı tüm coğrafyalarda en etkili demokrasi ve özgürlük gücü haline gelmesi, küresel düzeyde geliştirdiği muhataplık düzeyi ve kazandığı meşruiyet; tekçi, ittihatçı iktidar zihniyetinin bugünkü en büyük korkusudur. 

BU YÜZYIL KÜRTLERİN DEMOKRATİK KAZAM YÜZYILIDIR 

Şimdi bunu kırmak, Kürtlerin siyasal gücünü boğmak istiyorlar. Burada kayyımla bunu yapmaya çalışırken, Kuzey ve Doğu Suriye’de de halkı kendi yurdundan kopararak gerçekleştirmek istiyorlar. Ama başaramayacaklar! Bu yüzyıl Kürtlerin demokratik kazanım yüzyılıdır. Kürt ittifakımız sadece seçimlerle sınırlı bir ittifak değildir. Kürt halkının geleceğinin ittifakıdır bu. Ve ittifakımız daha da güçlenecektir. Daha da büyüyecektir. Kayyım zihniyetine karşı Kürt halkı bir bütün olarak kendi içinde oluşturduğu güçlü ittifakla karşı duracaktır.

BU HALK DİZ ÇÖKMEDİ  

Belediyelerimize kayyım atayarak Kürt halkının demokratik iradesini engelleyeceğini sanan irade hırsızı gafiller bilmeli ki, bu halk, darağaçlarında, işkence tezgâhlarında, faili meçhullerde, 12 Eylül vahşetinde susmadı, susturulamadı, diz çökmedi, diz çöktürülemeyecektir. Yaşadığımız bu kadim topraklarda tüm kimlik, inanç ve kültürlerle gönüllü birlikteliğe dayalı eşitçe, özgürce, hakça barış içerisinde bir arada yaşama ve ortak geleceği demokrasi etrafında oluşturma hayalimiz, iddiamız, rüyamız var. Ve bu rüya, bu hayal mutlaka gerçekleşecektir. Onurlu bir barış, güçlü bir demokrasi ve herkesi kapsayan gerçek bir adalet düzeni mutlaka kurulacaktır. Hiçbir baskı ve zulüm bizi bu hedefimizden koparamayacaktır. 

Değerli halkımız şunu bilmeli ki; evet, hep birlikte çok zor günlerden geçiyoruz. Bu mücadeleye başladığımızda giydiğimiz ateşten gömlek halen üzerimizdedir. Onu hiç çıkarmadık. Bizi biz yapan, mücadelemizi büyüten ve güçlendiren karşı karşıya kaldığımız tüm zorlu süreçlerdeki mücadeleci duruşumuz olmuştur. Bu süreçlerin hepsinde dik durduk, geri adım atmadık, halkımızın değerlerine sonuna kadar sahip çıktık. Bizim sermayemiz, yürüttüğümüz mücadele ve ödediğimiz bedellerdir. 

GÖZÜMÜZ GİBİ KORUYACAĞIZ  

Bugün de aynı kararlılıkla ve daha güçlü bir duruşla yolumuza devam edeceğiz. Halkımız asla yalnız değildir. Onların emaneti, iradesi bizim onurumuzdur. Bu emanete ve onura her koşul altında sahip çıkacağız. Halkımızın kazanımlarını asla teslim etmeyeceğiz. Gözümüz gibi koruyacağız ve kollayacağız. Bu bayrak bugüne kadar yere düşmedi, bundan sonra da düşmeyecektir! 

31 Mart'ın önemli bir eşik olduğunu vurgulayan  Eş Genel Başkan Sezai Temelli'nin açıklaması ise şöyle: 

Bugün Türkiye’nin ve Ortadoğu’nun içerisinden geçtiği tarihsel kırılma anında bir araya geldik. Şu günlerde karanlığın en zifiri halini yaşıyoruz. İnsanlarımız yoksulluktan dolayı intihar ediyorlar. Gençlerimiz geleceksizlik, kadınlar her türlü eşitsizlik, işsizler çaresizlik içerisinde geleceği göremiyorlar. Ekonomik ve siyasi kriz geleceğimizi görünmez kılıyor. “Yoksulum” demenin, “iş-aş istiyorum” demenin, barış istemenin suç sayıldığı bir rejim içindeyiz. Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi, kısa adıyla Saray rejimi. 

AKP-MHP İTTİFAKI KURMACA BİR İSTİSNA YARATMIŞTIR

Bugün kamu hukuku ile siyasi olgu arasında bir dengesizlik var. Bu dengesizlik hukukun askıya alındığı bir istisna halinin sürekliliğini var ediyor. OHAL dönemiyle biçimlenen bu yeni hal Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nin temel karakteridir. AKP-MHP ittifakı kurmaca bir istisna hali yaratmıştır. İstisna hali özel bir hukuk değildir, hukukun askıya alınmasıdır. Tam yetkili, yasaları askıyla alan ve kararnamelerle hareket eden tek adam rejimi demokratik siyaseti tümüyle tasfiye etme peşindedir. Durduramazsak, yıkamazsak, bu istisna hali bizi totaliter bir rejime sürükleyecektir. Bundan kimsenin kuşkusu olmasın. bBz bu gidişatı durdurabiliriz… Ama bundan önce bu gidişatı durdurabileceğimizi tüm Türkiye’ye duyurmuş olduk. Toplum yan yana geldi siyaseti toplumsallaştırdık, siyaset toplumsallaştı. Bir seçenek yarattık. 31 Mart önemli bir eşikti. Ve gelecekte, tarihe dönüp bakıldığında 31 Mart’ın ne denli önemli bir eşik olduğu çok daha iyi anlaşılacak. 

BU İKTİDARDAN KURTULMAZSAK BÜTÜN KAZANIMLARIMIZ YOK OLACAKTIR 

İktidar bir kez daha saldırmaya devam etti. Çünkü heybesinde siyasete dair bir şey kalmamıştı, tükenmişti. O yüzden de 19 Ağustos’ta bir siyasi darbe gerçekleştirdi. İktidar hala bu otoriter rejimle hala bizim geri adım atacağımızı sanıyor. Ama biz mahallemizde, evlerimizde, iş yerlerimizde örgütlü mücadelemizle, geçmişimizden aldığımız güçle bunu hayata geçirdik. 19 Ağustos’tan sonra da böyle yaptık ve tüm Türkiye’ye tüm dünyaya bir çağrı yaptık. Savaşa karşı çıkan kayyım rejimine karşı çıkmadan bu iktidardan kurtulamayız.

Gelin omuz omuza verelim, gelin şu an yan yana duralım. Bu iktidardan hep birlikte kurtulalım. Şimdi bu iktidardan kurtulma zamanı. Bunu başaramazsak bütün demokratik kazanımlar, bütün haklar yok alacaktır. Tarihte bunun örnekleri çok. Bugün faşizmden post-faşizme bu otoriter rejimlerin baskısı altındayız.

Demokrat Haber 

Güncelleme Tarihi: 21 Kasım 2019, 15:32

Demokrat Haber'e Bağış Yap >>>

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER