Fahrettin Koca: Bugün 126 kişi hayatını kaybetti

Sağlık Bakanı Fahrettin Koca açıklama yapıyor

Fahrettin Koca: Bugün 126 kişi hayatını kaybetti

Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, Bilim Kurulu toplantısının ardından yeni tip Koronavirüs (Covid-19) salgınına ilişkin açıklama yapıyor.

Koca'nın açıklamalarından satır başları şöyle:

Virüs dünyayı tuttu, başta dünyanın virüsü hafife alması büyük felaket oldu. Virüs 38 gündür ülkemizde. Şu anda 81 ilimizde. Sizden isteğim, hazır mücadele yoluna girmişken tedbirleri eskisinden çok daha sıkı tutun. Virüsü sokaktan alıp, evinize taşımayın. Evinizde kalın, sosyal mesafe, izolasyon kuralına uyun. Sokağa çıkmayanlar bu mücadelenin kahramanlarıdır. Önceki basın toplantısında benden en çok duyduğunuz kelime filyasyondu.

Vakaların temas zincirlerinin tek tek bulunarak gözetim altına aldığımızdan bahsettim. Birinci basamak sağlık hizmetinin ne denli etkili olduğu bir kez daha görüldü. Salgın hastalıklarda ilk amaç hastalığın yayılmasının önünü kesmektir. Hekim olarak yayılmanın önünü kesmezseniz sadece tedavi ile sonuç alamazsınız. Filyasyon çalışmalarını ilk vakadan beri titizlikle yürüttüğümüz bir uygulama. Sizlere ilk vakamızdan hastalığın bulaştığı kişileri gösteren bir şema göstermiştim. İşte bu şema her vakamız için tek tek çalıştığımız filyasyon çalışmasının bir örneğidir. Bugüne kadar filyasyon çalışması 322 bin 734 kişi oldu.

Özellikle temaslılara ulaşma oranı, süreleri yakından izleniyor. Filyasyon başarımızı sayısal olarak ölçebiliyor, merkezden açık olan yerleri tespit edip karar verebiliyoruz. Sahada ilçe sağlık müdürlükleri, toplum sağlığı merkezi hekimleri, diş hekimlerimiz, diğer sağlık personelimiz enfekte vakalara ulaşıp tespitini kolaylaştırıp, denetim altında tutarak hastanemizin yükünü azaltıyorlar.

Bunlara sahip olmamız bizim büyük şansımızdır. Vakalara erken müdahale, mücadele stratejimizin bir diğer önemli yönünü oluşturmaktadır. Kendi tedavi algoritmamızı oluşturarak vakalara erkenden ilaç oluşturduk. Tüm hastalarımıza ilacı ücretsiz ulaştırdık. Belirti ortaya çıkınca erkenden hastaneye yönlendirilen hastalarda başlanan tedavinin etkisini somut olarak gördük. 

Erken tedaviye başlayanlarda yoğun bakım oranı yüzde 4 oldu. Erken tedaviye başlamanın bir başka somut sonucu hastalığın zatarüye dönüşme hızındaki düşmedir. Bilim Kurulumuzun görüşleri doğrultasında tedavi algoritmasını değiştirip tedaviye erken başlamamız zatüree oranlarını düşürmüştür. Evde izolasyonun bazı somut sonuçlarını da sizinle paylaşmak isterim. 65 yaş üstü vatandaşlarımızın dışarı çıkışını kısıtladık. Gençlerimize de bu kısıtlamayı getirdik. Bu tedbirler netice vermektedir. İleri yaşta pozitif vaka sayımızda belirli azalma görüldü. Sokağa çıkma yasağından önce vakaların yüzde 35'i, 65 yaşından büyüktü, kısıtlamadan sonra bu oran yüzde 18'e düştü.

Hastanelerimizde sağlık personelimiz aynı hız ve gayretle görevlerine devam etmektedir. Bir yandan filyasyonla yaygın tarama programları diğer yandan gittikçe artan test sayıları neticesinde vaka sayılarında artış devam etmektedir, ancak bu artış hızında düşüş görüyoruz. Önümüzdeki günlerde plato oluşturulması mümkün olacaktır.

SORU VE CEVAPLAR

Özellikle salgınla mücadelede temas, mesafe ve izolasyonun son derece önemli olduğunu hep söylüyoruz. Sokağa çıkma yasağının bu amaca hizmet ettiğini rahat söyleyebiliriz. Daha sonraki haftalarla ilgili bugünkü Bilim Kurulu'nda gündeme gelmedi. Bilim Kurulu'nun tavsiye kurulu olduğunu unutmayalım. Bilim Kurulu bir karar merci değil. Bu anlamda salgınla mücadelede tavsiye kararları alan bir kurul.

Başından itibaren süreci Bilim Kurulumuzun öneri ve yaklaşımlarıyla sağlık boyutunu götürmeye çalıştık. Yani hem testleri kimlere yapılması gerektiğini, hangi hastanın şüpheli görüleceği, hangi hastanın Kovitli olduğunu, hangi hastanın nasıl tedavi edilmesi gerektiğini gün be gün bilmiş olalım. Dünyadan belki bu anlamda çok farklı olduğumuz, bütün Türkiye'de hekim arkadaşlarımızın, kamu, özel ve üniversite hastaneleri dahil olmak üzere herkesin bir hastaya ne zaman test yapılması, hangi tedaviye başlanması, ne zaman entübe edilmesi konuları detaylı bir şekilde standardize edildi. Şırnak'ta olan, Tekirdağ'da olan, Kars'ta olan hekim arkadaşımızın hastaya yaklaşımı Bilim Kurulu rehberliği eşliğinde standardize edildi. Burada özellikle şöyle bir algoritma var. Semptomu varsa biz bu hastaneyi şüpheli görüyoruz.  İlla tomografi pozitif olunca test yapılır diye bir kural yok.  Mutlaka test yapılıyor. PCR testi pozitif olan, hatta iki kez negatif olan şüpheli vaka olduğu, pozitif olan vakanın bildirilmesi gerektiğini açık söylüyorum. Şüpheli olan vakanın tanımı belli, doğrulanmış olan vakanın tanımı belli. Biz şüpheli olan vakaya da Kovid tedavisi uyguluyoruz. Bir mevsimsel gripten ayrılamama durumu sözkonusu ise antiviral ilacımıza başlıyoruz. Vatandaşı bu anlamda tedaviden mahrum etmiyoruz. Temaslı veya semptomu olan vatandaşımızın erken tedavi için mutlaka sağlık kuruluşlarımıza maskesine takarak bu tedaviyi erkenden alma çabası içinde olmalı diyoruz.

Şu an yoğun bakıma gelip, entübe edilen vakalarımızın çoğu sağlık kuruluşlarımıza geç müracaat eden hastalarımız.

Şu anki tablomuz hasta artış hızımızın düştüğü, ölüm artış hızımızın durağan döneme girdiğini, sağlık kuruluşlarımızın yani yatak doluluk, yoğun bakım doluluk, entübe oranı şu dönemde stabilleşti. Bu tablo bizim için sevindirici. Gerçekten dünyadan farklı olarak yaptığımız uygulamalar var. İlaç uygulaması, hasta erken dönemde başladığımız dünyadan farklı olarak herkese uyguladığımız, ücret almadığımız ilaçtan bahsediyorum. Erken başladığında zatüreenin azaldığını çok net görüyoruz. Çin'in entübe hastalar için kullandığı bizim antiviral ajan olarak kullandığmız ilacımız var. Bir başka ilaç grubundan ilacımız var. Devamında yoğun bakım şartlarında yüksek akımlı oksijine son derece önemsiyoruz.  Entübe etmemenin hasta için son derece faydalı olduğunu görüyoruz. Bütün bunlar bizim dünyadan tedavi uygulamamızda farklı olduğumuzu gösteriyor. Bu farklılıklarımızı dünyaya yayın yapmak üzere hızlı bir çaba ve gayret içerisinde olmamız gerektiğini konuştuk. Bu farklılığımızı dünya bilim insanlarına yayın yapharak göstermek istiyoruz.

"DÜNYA SAĞLIK ÖRGÜTÜ'NÜN TÜRKİYE İLE İLGİLİ HİÇBİR SORUNU YOK"

Testi daha sonra pozitif çıkanlar varsa ilave ediliyor. Dünya Sağlık Örgütü'nün Türkiye ile ilgili hiçbir sorunu yok. Sorun olduğunu söyleyenler direktörün açıklamasına baksınlar. Bizim ölüm oranlarını, ölüm rakamlarımızı ne kadar şeffaf yaptığımızı belirten açıklamaları da oldu. Dünya Sağlık Örgütü PCR testinin yapılamadığı ülkeler için olabilecek  bir kod, PCR testi yapan ülkelere ikinci bir kod veriyor. Bu anlamda hiçbir sorun yok. DSÖ bizim yaptığımız çalışmaları, bildirimleri takdirle anıyor. Biz hekimlerimize, sağlık ordumuza güvenelim. Ölüm sayılarımızdaki düşüş tedavideki farklı yaklaşımı, yoğun bakımdaki pratik uygulamız, sağlık çalışanlarımızın bu noktada farklı olduğuna inanalım. Bunu da dünyaya yayınlarla göstermek istiyoruz.

PROF. ERCÜMENT OVALI'NIN SÖZ ETTİĞİ İLAÇLA İLGİLİ AÇIKLAMA

Sözü edilen ilaç uluslararası bir ilaç firmasının patentli ilacı. Cümlelerimi özellikle seçerek kullanıyorum. Türkiye'de ruhsatlı bir ilaç. Kistik fibrozlu hastaları, yani akciğer sorunlu, akciğerde tıkaç olan hastalara uygulanan ve faydası görülen bir ilaç. Kovid 19'la ilgili bu ilacın faydalı olduğuna dair labaratuvar ve klinik çalışmalarının başladığını biliyoruz. Türkiye'de özellikle hem aşı hem de tedavi ile ilgili Kovid-19'a özel çalışmayı yapan üniversite ve kurumlara çağrıda bulunduk. Bununla ilgili merkeze de 23 Mart'ta aşı ve tedaviyle ilgili herhangi bir çalışmanız varsa bunu projelendirip bize başvurun dedik.  Çalışmanızı bize bildirin dedik.  Dünyada araştırmanın nasıl yapılacağı bellidir. Sosyal medya üzerinden insanların umudu ile oynanamaz. Biz bu topraklara aidiyet içinde olan, insanlığa faydalı çalışma yapan herkes bizim için kıymetlidir. Yayın, araştırma ve çalışmanın nasıl yapıldığı da çok iyi bilinir. Klinik araştırma için bu çağrımıza cevap verilebilirdi. İlaç ve aşı işi hem milli, hem stratejik bir iştir, sosyal medya üzerinden yapılmaz. Uluslararası firmanın ilacı umutlar tüketilerek ifade edilemez...

"İZOLASYON SAĞLANIRSA ERKEN DÖNEMDE HAYAT NORMALE DÖNER DİYE DÜŞÜNÜYORUZ"

Süreci şeffaf bir şekilde aktarmaya gayret ediyorum. Şu an rakamları hepimiz net biliyoruz. Önümüzdeki günler, 1 hafta 10 gün içerisinde bir pik noktasına erişebileceğimizi görüyoruz. Ortalama dünya örneklerine Çin, Güney Kore ülkelerinden edindiğimiz bilgilere göre 2 hafta sonra plato olabileceğini düşünüyor, daha sonra düşebileceğini düşünüyoruz. Bütün bunlar bizi rahatlatmamalıdır. Vakayı tespit edip, filyasyon dediğimiz taramayı yapabilir olmak, yani noktasal yaklaşım içinde hızla tespiti yapmak, iki tedaviyi çok güçlü olabilir olmak, bu konularda her ikisinde hiçbir sorunumuz yok, farklıyız, çok ileriyiz. Üçüncü bacağı ise izolasyon, izolasyon, izolasyon. Bu sağlanırsa erken dönemde hayat normale döner diye düşünüyoruz. Vatandaşımızın biraz daha sabır ve bize destek olmasını istiyoruz.

Bilim Kurulu üyesi arkadaşımın söyleminde farklılık yoktu. Söylem benim dediğimden farklı değil. Vaka artışının azaldığı plato dönemine doğru gidiyor olduğumuz, yeni bir dalgalanma olmazsa hayatın kısmen normale dönebileceği, izolasyona devam etmek kaydıyla ifade ettiği bir durum. Dünyada filyasyonu bu kadar yapan tek ülkeyiz. Bununla çok rahatlıkla övünebileceğimizi söylüyorum, Bilim Kurulundaki arkadaşlarla nasıl yapıldığını yayın haline getirip dünyaya göstermiş olacaklar. İstanbul'da 1200 araçlı ekip filyasyon için devrede. Türkiye'de toplam 4 bin 500 küsur araçlı kişi sahada. Bunu çok ciddi yapıyoruz. Şu an 97'yi geçti. Hedef tabii ki yüzde 100. Sahada birtakım eksiklerimiz olabilir. Bunu giderme çabası içindeyiz.

Biz vakaların Türkiye'de görülmesinden sonra hastalıkla ilgili bilgilenmelerimiz dünyada olan bilgilenmeden farklı olduğunu gördük. Yani vakaların tedavide nasıl davranılması gerektiğini, tedavide nasıl bir farklılığın olduğunu, hastalığın nasıl farklılıkla seyrettiğini artık iyi biliyoruz. Çin'de ve benzeri ülkelerdeki çalışmalardan bildiğimiz hastalıktan biraz farklı olduğu. Hastalığı artık çok iyi bildiğimizi kendi algoritmamızı geliştirdiğimizi çok net söyleyebilirim. Burada tabii ki Bilim Kurulumuzun, yani bilgiye müracaat etmemizin çok büyük payı var. Türkiye'de sağlık sistemimizin bu anlamda güçlü ve ciddi bir organize yapı içinde olduğunun büyük payı var. 1 milyon 100 bin sağlık çalışanlarımızın büyük özverisi var. Sahadaki kahramanlar onlar diğer kahramanlarımız da sokağa çıkmayan vatandaşlarımız. Erken dönem hastalığı önlemekte çok etkili. Bizim erken dönemde ilaçlarımız var. Vatandaşımız erken dönemde müracaat ediyor olmalı. Geç gelindiğinde, altta bir hastalığı olan, yaşlı olan hastamızda geç gelindiğinde durumun farklı olduğunu görüyoruz. Yaşlı olup, alt hastalığı olup da erken dönemde gelen hastalırımız tedaviyle iyileşiyor. Vatandaşlarımıza şunu demek istiyorum, temas, mesafe ve izolasyon için biraz daha sabredelim. Tedavide sorunumuz yok, sağlık kuruluşlarımızın hasta yükünde belli kapasitenin üstüne çıkmadığını görüyoruz. Avrupa'nın, Amerika'nın hasta seçtiği dönemde yoğun bakım doluluk oranlarımız yüzde 65'i geçmemiştir. Yeni bir dalga olmaması için vatandaşımız tedbirlerinden vazgeçmemelidir, biraz daha sabır diyoruz.

Maske konusunda vatandaşımıza bu dönemde, sayın Cumhurbaşkanımızın da talimatı biliyorsunuz, ücretsiz verilmesini istiyoruz. Vatandaşımıza bir kod vererek eczanelerden temini yolunu tercih ettik. Kendilerine mesaj gelmeyen, telefonu olmayan, kaydı olmayan kişiler de eczaneye müracaat ettiğinde kimlik doğrulaması sonucu yeniden bir kod verilme durumunu da sağladık. 20-65 yaş vatandaşımıza ücretsiz maskeyi vermeye devam ediyor olacağız.

Vaka sayısı içinde pozitif olan,  kliniği olsun olmasın herkes var. Sağlık çalışanlarımızın bu mücadelede çok özverili, fedakar çalıştığını biliyoruz. Onları korumak anlamında ekipman eksiğini asla bulundurmak istemiyoruz. Kamu, üniversite ve özel sektöre ekipman sağlama gayreti içerisindeyiz. Bu şekilde çalışma ekipmanını yoğun veren başka bir ülkenin olmadığını belirtelim. Amerika ve İngiltere'de yoğun bakımda hekimlere malzeme vermede bile zorlanıyorlar.

Güncelleme Tarihi: 17 Nisan 2020, 18:18
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER