Erzurum'daki göçmenler sefalet içinde

Koronavirüs nedeniyle kapandıkları evlerde açlıkla yüz yüze kalan mülteciler, yaşadıklarını anlattı. Mültecilerden Mahabadlı Nevzar, “Dilenci hayatı yaşıyoruz. Soframızda kuru ekmek dışında bir şey yok” sözleriyle yaşanan sefaleti özetledi.

Erzurum'daki göçmenler sefalet içinde

Koronavirüs (Kovid-19) salgını nedeniyle hayatları biraz daha zorlaşan grupların başında gelen mülteciler, bölge illerinde kapandıkları evlerinde açlıkla yüz yüze kaldı. Avrupa’ya geçebilme umuduyla Afganistan, İran ve Pakistan gibi ülkelerden Erzurum’a gelen mülteciler, yaşadıklarını anlattı. 
 
AYLIK 800 TL KİRA ÖDÜYOR  
 
Siyasi nedenlerden dolayı 2013 yılında eşi ve 2 çocuğuyla birlikte İran’ın Mahabad kendinden göç etmek zorunda kalan Nevzar isimli mülteci, 7 yıldır Erzurum’da yaşıyor. Kent değiştirmenin yasak olmasından dolayı yıllardır Erzurum dışına çıkamayan Nevzar, eşi ve 3 çocuğuyla birlikte kaldığı eve her ay 800 TL kira ödüyor. 
 
HASTANEYE GİDEMİYOR 
 
Çalışma izinlerinin dahi olmadığını belirten Nevzar, kaçak çalıştığı gerekçesiyle birçok kez kendisine ceza kesildiğini söyledi. Yaşadığı bel fıtığı sağlık probleminden dolayı çalışmakta zorlandığını dile getiren Nevzar, “Hastaneye bir iğne vurmak için gittiğimde, bana iğne dahi vurmuyorlar. Fotoğraf çekmemi, dilekçe yazmamı istiyorlar benden. Bir iğne 25 TL ama vurmuyorlar. Ben de mecburen kaç sefer kendi kendime iyileşmeyi bekledim ve bu bir aydan fazla sürüyor” dedi. 
 
DİLENCİ HAYATI 
 
Komşuların ve çevredekilerin verdiği yardımlarla yaşama tutunmaya çalıştıklarını söyleyen Nevzar, “Dilenci hayatı yaşıyoruz şuanda. Kiramı verecek param yok. Çoğu sefer soframızda kuru ekmek dışında bir şey yok. Çocuklarıma, yedikleri kuru ekmeği et gibi hayal etmelerini söylüyorum” diye konuştu. 
 
ÖLÜM KORKUTMUYOR ÇÜNKÜ...
 
Salgının, aç geçirdikleri gün sayısına yeni günler eklediğini söyleyen Nevzar, “Ölmekten korkmuyoruz, çünkü yaşadığımız bir hayat yok. Bugüne kadar ne bir maske ne de bir kolonya alacak paramız olmadı. Ekmek alacak paramız dahi yokken maskeyi nasıl alalım? Ücretsiz maskeler de bize verilmedi. Türkiye’de mültecilere dönük keyfi yaklaşım var. Sosyal Yardımlaşma Kurumu’na yardım talep etmek için bir arkadaşımla gittim. Ona yarım verdiler bana vermediler” diye anlattı. 
 
ÇALIŞTIĞI 2 AYIN PARASI VERİLMEDİ 
 
5 yıl önce Afganistan’dan gelen Qeys ise salgın öncesi inşaatlarda aylık bin 500 TL’ye çalıştığını anlattı. 2 aydır çalışamayan ve daha önce çalıştığı 2 ayın parasını da müteahhitten alamayan Qeys, eşi ve çocuğuyla yaşadığı eski gecekonduya aylık 300 TL kira veriyor. 
 
RAMAZAN BİTTİ YARDIMI GELMEDİ 
 
2 aydır her gün iş aradığını; ancak bu süre zarfında sadece bir günlük iş bulduğunu dile getiren Qeys, “Şuan cebimde evime gidip gıda alacak para yok. Bize komşular yardım ediyor. Ramazan ayı dolayısıyla gıda paketi getirmeleri gerekiyordu ama hala getirmediler. Biz de bu gıda yardımını bekliyoruz. Sağlık sigortalarımız vardı daha önce o da iptal oldu. Bu nedenle hastaneye gidemiyoruz” diye konuştu. 
 
BAKKAL BORÇ VERMEYİ KESTİ 
 
Eşi ile çocuklarını Afganistan’dan bırakarak, 3 yıl önce Türkiye’ye gelen Rustem de 400 TL kira verdiği küçük bir evde yaşıyor. Afganistan’da kalan ailesine para göndermek için sigortasız olarak inşaatlarda çalıştığını ifade eden Rustem, açlıkla karşı karşıya kalışını şöyle anlattı: “Ben 2 ay önce inşaatlarda çatı ve fayans ustası olarak çalışıyordum. Koronavirüs nedeniyle çalışamıyorum ve 2 aydır kiramı ödeyemiyorum. Ev sahibi de sürekli parasını istiyor; ama ne ona verecek ne de Afganistan’da kalan aileme gönderecek param var. Ekmeğimi de borç alıyordum. Borcum arttığı için artık dükkan sahibi borç bir şey vermiyor. Aşevine gidiyorum; ama bir tek ekmek parçası dahi fazla vermiyorlar. Gıda yardımı talebi için gittiğim belediyeler ve kurumunda ise bekar gözükmem nedeniyle bana gıda yardımı yapmayacaklarını söyledi. Burada insana değer vermiyorlar. Kendi siyasi çıkarlarına göre yaklaşıyorlar bize.” 
 

Kaynak: MA

Güncelleme Tarihi: 20 Mayıs 2020, 10:43
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER