Edip Akbayram: Cumhurbaşkanlığı'ndan görev teklif edilirse asla kabul etmem

“Şu an Türkiye’de aldırmayacağımız hiçbir şey yok. Her şeye aldırmak zorundayız”

Edip Akbayram: Cumhurbaşkanlığı'ndan görev teklif edilirse asla kabul etmem

Müzisyen Edip Akbayram, bütün partilerden, sivil toplum örgütlerinden üye teklifi geldiğini ancak kimsenin üyesi olmadığını ve olmayacağını söyledi.

Cumhurbaşkanlığı'nın yaptığı Kültür ve Sanat Politikaları Kurulu atamaları arasında yer alan sanatçılardan farklı olduğunu söyleyen Akbayram, "Onlar sarayın içindedir, ben dışındayım. Sarayın dışındaysam, ben bu toplumun içindeyim" dedi.

Akbayram, Cumhurbaşkanlığı tarafından bir teklif yapılırsa asla kabul etmeyeceğini belirtti. AKbayram, "Bugüne kadar gelen hiçbir teklifi de etmedim zaten…" dedi.

"Ben 80 milyona şarkı söylüyorum. Hiçbir zaman bana verilen sevgiye ihanet etmedim" sözlerini sarf eden Akbayram, "Ne korumam oldu, ne silah taşıdım. Alevisi, Sünnisi, Lazı, Kürdü, Çerkezi hepsi benim canım, ciğerim. Halkım beni vuracaksa vurur, öpecekse de öper. Ben buyum çünkü. Ayıran, bölen her anlayışın karşısındayım" diye konuştu.

Posta gazetesinden Alev Gürsoy Cimin'in sorularını yanıtlayan Edip Akbayram'ın açıklamalarının bir bölümü şöyle:

Lavin dışında hayat nasıl gidiyor?

Bu ekonomik sıkıntıda bile konserleriniz dolup taşıyor... Bu muhteşem. Düşünsenize, insanlar işini gücünü bırakıyor, üzerine bir de para verip konserinize geliyor. Bu sevgi beni öldürmez, yıllarca yaşatır. Ha ben 100 kişi de gelse 5 bin kişi gelmiş gibi konserimi yaparım, o ayrı. Ama gerçekten Türkiye’nin bu ekonomik dengesizliğinde bile konserlerim doluyorsa seviliyorum demek ki. Konserlerime gelen beş bin kişinin içinde laikler de muhafazakar da liberaller de milliyetçiler de var.

Neden bu kadar seviliyorsunuz sizce?

50 yıldır yaptığım şarkılara bakın… Hep sevgiden, dostluktan, barıştan ve kardeşlikten söz ettim. Biz demokrasinin içindeyiz. Her renkten, her düşünceden, her partiden insanın birbirine saygı göstermesi gerekir.

Oluyor mu bu?

Olmuyor, bizde dayatmacı bir kültür var. “Benden ol, benim partimden ol, benim gibi düşün” dayatması var. Hayır! Ben senden olmayayım, sen de benden yana olma ama birbirimize saygı duyalım. Ben rakı içiyorsam, benim cehennemime karışmayın. Siz namaz kılıyorsanız da ben sizin cennetinize karışmayayım.

Son dönemde sanatçıların açıklamaları hayli sert. Siz şimdi bunun dışında bir söylemle, farklı bir pencere açtınız...

Bütün partilerden, sivil toplum örgütlerinden üye teklifi geldi. Ben kimsenin üyesi olmadım, olmam da. Ben bu ülkede yaşayan 80 milyona şarkı söylüyorum. Ve hiçbir zaman da bu 80 milyonun sevgisine ihanet etmedim. Ne korumam oldu ne silah taşıdım. Alevisi, Sünnisi, Lazı, Kürdü, Çerkezi hepsi benim canım, ciğerim. Beni vuracaksa vurur, öpecekse de öper. Ben buyum çünkü. Ayıran bölen her anlayışın karşısındayım. Türbanlı kardeşim de gelip beni öper, sever, başı açık kardeşim de.

‘Aldırma Gönül’ diyorsunuz ya en güzel şarkılarınızdan biri. Peki Türkiye’ye baktığınızda şu sıra neye ‘Aldırma Gönül’ diyorsunuz?

Şu an Türkiye’de aldırmayacağımız hiçbir şey yok. Her şeye aldırmak zorundayız. Ekonomisi, siyaseti, kültürü, sanatı şu anda olması gereken yerde değil. Bir sanatçı hiçbir zaman karamsar bakmaz. İçinde mutlaka ışık olması lazım. Sanatçı toplumuna aydınlığı, ışığı götüren insandır. Ama zaman zaman karamsarlığa da düştüğümüz oluyor. Ama bu toplum koyun değil, ben bunun böyle gitmeyeceğine, ülkemizin çok daha iyi koşullara ulaşacağına inanıyorum.

İktidarın hiç mi iyi bir yanı yok sizce?

Güzel şeyler de yapıyorlar. Köprüler, yollar yapmışlar. Ama bunlar zaten iktidarın görevidir. Köprü olmayan yere köprü yapacaksın tabii. Bu ülkenin kaynakları sizin elinizde. Onun için de eksik olan her şeyi yapmak zorundasınız. Cebinizden çıkmıyor bu para. Herkes vergisini veriyor.

Dünden bugüne baktığınızda nasıl bir ülke görüyorsunuz?

Darbeler, tutuklanmalar, gözaltılar, beş yıl çalışma yasağı... 69 yaşındayım. Neler gördüm... Ama hep aynı Edip Akbayram’dım. Politikacının yaşamının ölçüsünü bilmesi lazım. O koltuk kimseye baki değildir, Türkiye’nin tüm siyasi hayatında bu kadar baskıcı bir yönetimi hiç görmedim. Şimdi bu ülkenin tüm yetkilerini bana verseler, önce emekçiye giderim. “Aldığın maaş sana 1 ay yetiyor mu? Sosyalleşebiliyor musun? Bir restorana gidebiliyor musun?” diye sorarım. Doymuş insan, mutlu bir insan miting yapar mı? Karısını öldürür mü?

Cumhurbaşkanlığı, Kültür ve Sanat Politikaları Kurulu atamaları yaptı. Kurul içerisinde sanatçılar da var. Size böyle bir teklifle gelinse kabul eder miydiniz?

Asla. Benim onlarla tek farkım şudur. Onlar sarayın içindedir, ben dışındayım. Sarayın dışındaysam, ben bu toplumun içindeyim. Kabul etmem. Bugüne kadar gelen hiçbir teklifi de etmedim zaten…

YORUM EKLE