Diyarbakır'da HDP ve AKP seçmenleri ne diyor?

Doğu ve Güneydoğu kentlerinde seçim HDP ve AKP'nin yarışı üzerinden şekilleniyor

Diyarbakır'da HDP ve AKP seçmenleri ne diyor?

Türkiye'de son beş yılda iki cumhurbaşkanlığı seçimi, üç genel seçim, bir yerel seçim ve bir anayasa değişikliği referandumu yapıldı.

31 Mart'taki yerel seçime sadece iki hafta kaldı ama bu kadar sık sandık başına giden seçmenin ilgisini canlı tutmak partiler için kolay görünmüyor.

Diyarbakır, 2014'te yerel seçimleri büyük bir coşkuyla karşılamıştı. Beş yıl sonra kentte aynı havadan eser yok.

Doğu ve Güneydoğu kentlerinde seçim HDP ve AKP'nin yarışı üzerinden şekilleniyor.

HDP'nin en büyük hedefi kayyumların atandığı belediyelerin tamamını geri almak.

BBC Türkçe’den Hatice Kamer’in haberine göre AKP ise hem oylarını hem de bölgede kazandığı belediye başkanlıklarının sayısını arttırmayı hedefliyor.

2014'te yapılan yerel seçimlere Barış ve Demokrasi Partisi (BDP) adıyla giren HDP, Doğu ve Güneydoğu'da üçü büyükşehir 110 belediyeyi kazanmıştı. Diyarbakır'da BDP yaklaşık yüzde 55, AKP de yüzde 35 oy almıştı.

Diyarbakır'da bu kez belediye başkanlarının tutuklanıp yerlerine kayyum atanması ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın "Gerekirse yeniden kayyum atarız" açıklamaları, özellikle HDP tabanında seçime olan ilgiyi de etkilemiş görünüyor.

Kutuplaşan siyasetin etkisi ve artan güvenlik kaygısı nedeniyle şehrin, temposu ve heyecanı en düşük seçimlerden biriyle karşı karşı olduğunu söylemek yanlış olmayacak.

HDP adayları sağlık sektöründen, AKP adayı kayyum

15 Temmuz 2016'daki darbe girişiminin ardından ilan adilen Olağanüstü Hal döneminde, "terör örgütüyle ilişkili oldukları" iddiasıyla bölgede 95 belediyeye kayyum atandı. Aralarında Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi Eş Başkanı Gültan Kışanak'ın da olduğu onlarca belediye başkanı tutuklandı. Halen 40 belediye başkanı ya tutuklu ya da hükümlü olarak cezaevinde.

Kışanak, Şubat ayında "örgüt üyeliği" ve "örgüt propagandası yapmak" suçlarından 14 yıl hapis cezasına çarptırıldı.

Yerine kayyum tayin edilen Cumali Atilla, bu seçimde AKP'nin Diyarbakır Büyükşehir Belediye Başkan Adayı oldu. Atilla, 2000'li yılların başında Diyarbakır'da Vali Yardımcılığı yapan ve kenti tanıyan bir isim.

HDP'nin ise eş başkan adaylarının ikisi de sağlık sektöründen. HDP Diyarbakır Milletvekili Selçuk Mızraklı, uzun yıllar kentte Genel Cerrahi Uzmanı olarak hizmet yapmış, tanınan bir doktor. Kanun hükmünde kararname ile görevinden ihraç edilen Hülya Alökmen Uyanık ise 21 yıllık hemşire ve eski sendikacı.

HDP bu seçimde altı Kürt partisi ile "Kürt seçim ittifakı" yaptı. Üç ilçe belediye başkan adayı da ittifak partilerinden seçildi.

Hür Dava Partisi'nin (HÜDA PAR) seçime girmeyecek olması ise bölgede AKP hanesine yazılan bir artı olarak değerlendiriliyor.

'ERDOĞAN ÜZERİNE ÇOK GİTTİĞİ İÇİN HDP SİYASET ÜRETEMİYOR'

Diclekent'te kuaförlük yapan Yusuf Şehir, hayatlarında büyük bir değişiklik yaratmayacağı için seçimden bir beklentisinin olmadığını söylüyor. "İnsanlarda bıkkınlık, umutsuzluk, tükenmişlik gözlemliyorum" diyerek tüm partilerde genel bir değişime ihtiyaç olduğunu söylüyor. "Yıllardır seçim oluyor ama yüzler hep aynı. Siyasetçilerin çoğu 50 yaşın üstünde. Ben 30 yaşındayım ve bana hitap edecek bir siyasetçi göremiyorum" diye de ekliyor.

Türkiye'nin ekonomi başta olmak üzere birçok konuda sıkıştığını düşünen Yusuf, seçimlerin ülkeyi birkaç ay oyaladığını ve gerçek gündemden uzaklaştırdığını savunuyor:

"İnsanların gelecek kaygısı, işsizlik gibi ekonomik ve sosyal sorunları çok fazla. Bu gündemlerle asıl sorunların dillendirilmesi öteleniyor bana göre."

Yusuf Şehir'e göre seçmenler, başka seçenekleri olmadığı için AKP ve HDP arasında tercih yapmak zorunda kalıyor, toplumda oluşmuş bıkkınlığı ise hiçbir parti gideremeyecek.

"Erdoğan üzerine çok gittiği için HDP siyaset üretemiyor, baskı görüyor. Belediye başkanları, milletvekilleri tutuklandı, hala tutuklanıyorlar. Diğer tüm partiler de hiçbir atılım, hamle gerçekleştiremiyor. İnsanlar HDP'ye yapılan haksızlıkları görünce vicdani olarak onları destekleyecektir" diyor Yusuf Şehir.

'ERDOĞAN'A GÖRE AKP'Lİ DEĞİLSEN, YA FETÖ'CÜSÜN YA DA PKK'LI'

Ofis Sanat Sokağı'nda oturan bir grubun yanına gidiyorum.

İnsanların tutuklanmaktan korktuğu için siyasi konulara girmekten kaçındığını, toplumun üzerinde büyük bir baskı olduğunu savunuyorlar. Bu yüzden tek tek demeç vermekten kaçınıyorlar.

Gruptakilerin ortak kanaati HDP'nin belediye başkanlıklarını kazanacağı yönünde.

Ahmet adındaki işçi, seçimlerin çözüm değil, daha çok yük olduğunu savunuyor. "Artık evimize ekmek götürebilecek durumda değiliz" diyor ve ekliyor:

"Eskiden mikrofonu uzattığınızda 10 kişi birden konuşurdu, şimdi herkes çekimser. İnsanlar artık neredeyse 'Kürdüm' demeye korkar hale geldi. Erdoğan'a göre AKP'li değilsen, ya FETÖ'cüsün ya da PKK'lı. Diyarbakır'da 'Kürt Sorunu benim sorunumdur' dedi, şimdi ise Kürt Sorunu değil terör sorunu var' diyor. Buraya geldiğinde 'Ne istiyorsunuz?' diye sormadı, 'Kürdistan diye bir bölge yok' dedi. Oysa Kürtler eşitlik, hak ve adaletten başka bir şey istemiyor."

'KEŞKE AÇLIK GREVLERİNE BAŞLAMASALARDI'

HDP'nin seçim kampanyası, Hakkari Milletvekili Leyla Güven'in dördüncü ayını geride bırakan açlık grevi eyleminin gölgesinde geçiyor. Bu sefer söz, cezaevlerinde de yüzlerce tutuklunun sürdürdüğü açlık grevi eylemlerine geliyor.

Ofis Sanat Sokağı'ndakiler, greve girenlerin taleplerinde haklı olduklarını ama yöntemin yanlış olduğunu söylüyorlar.

"2012 açlık grevlerinde herkes ayaktaydı. Şimdi ise baskı var, insanlar korkuyor. Bu yüzden açlık grevlerine destek gösteremiyorlar. Bence bu eylem çözüm getirmeyecek, hele bu seçim sürecinde çok zor. Ölseler devletin umurunda olmayacak. Keşke böylesi bir eyleme başlamasalardı" diyorlar.

'1 NİSAN'DA KAYYUM ATAYACAKLARINI BİLSEM DE OYUM YİNE HDP'YE'

Bu sefer Millet Kıraathanesi'ne dönüştürülen Konukevi önüne gidiyorum.

Kıraathaneye daha çok ders çalışan öğrenciler rağbet ediyor. Hava güneşli ve dışarısı kalabalık. İki gencin yanına oturuyorum. İsimlerini vermek istemiyorlar.

Seçimde hangi partiye oy vereceklerini sorusuna, "HDP" yanıtını veriyorlar.

Gençlerden biri beş yıl çalıştığı lojistik firmasından iki ay önce ayrılmış. Şu an işsiz. Büyükşehir Belediyesi için 387 memur alınacağını, 25 bin kişinin iş başvurusu yaptığını söylüyor. "İşsizlik almış başını gidiyor. Ekonomi çok kötü, insanlar evine ekmek götüremiyor. Her yıl yapılan seçimlerle sanki demokrasi varmış gibi hevesle sandığa gidiyoruz ama bir şey değişmiyor. 1 Nisan'da kayyum atayacaklarını bilsem de oyum yine HDP'ye" diyor ve ekliyor:

"Çünkü biz hizmete değil, kimliğe oy verdik. Kürtler genelde seçimleri varlıklarını ortaya koyma mücadelesi olarak görüyor. Bu sefer de öyle yapacaklar."

HDP'nin eş büyükşehir belediye başkan adaylarının geçen hafta açıkladığı seçim beyannamesinde; KHK'larla ihraç edilenler için istihdam olanakları yaratmak ve kayyumlar döneminde kapatılan Kürtçe eğitim veren kreş, eğitim destek evi ve sosyal kurumların yeniden açılması öncelikli projeler arasında yer alıyor.

Kürtçe isimleri değiştirilen parkların ve sokak adlarının iadesi; Uğur Kaymaz, Roboski gibi yıkılan anıtların ve heykellerin yeniden yapılması gibi çalışmalar öncelikli projeler arasında.

'DİYARBAKIR 15 YILDA GÖRMEDİĞİ HİZMETİ 2 YILDA GÖRDÜ'

AKP Diyarbakır Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Cumali Atilla, yaklaşık iki ay önce seçim çalışmalarına başladı. Ekibiyle birlikte esnaf ve halk ziyaretlerini gerçekleştiren Atilla'nın sloganı, "İsteyince oluyor."

Parti kulislerine bakılırsa, kayyum olarak iki yıl önce belediye başkanlığı görevine atanan Atilla, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın aday olmasını istediği bir isim.

Atilla'nın iki yıllık görevi sırasında gerçekleştirdiği birçok hizmet hükümet kanadında takdir ediliyor.

Yol yapım ve güzelleştirme, park ve meydan düzenlenmesi, Sur'da caddelerin yenileme ve onarım çalışmaları ise kayyum döneminde yapılan hizmetlerin başında geliyor. Yapılan çalışmalar kent sakinlerinin ilgisini ve dikkatini çekiyor.

Kayyum döneminde yapılan hizmetler AKP'li seçmenin yeniden partiye oy verecek olmasının en önemli nedeni.

İki yılda yapılan hizmetler, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın geçen haftaki Diyarbakır mitinginin de başlıca gündemiydi.

Mitingine gelen 60 yaşındaki AKP seçmeni Abdurrahman, "Diyarbakır 15 yılda görmediği hizmeti 2 yılda gördü" diyor ve HDP'nin "ırk siyaseti yaptığını" savunuyor ve ekliyor:

"Diyarbakırlıyım ama başkanımız Kürt, Türk ayrımı yok diyor. Hepimiz Müslümanız ve bana sorarsanız Kürt sorunu diye bir şey de yok. AK Parti'ye karşı olanların çıkardığı bir şey bu. HDP'liler de inançlı ama ırkçılar. Irkçılık da Müslümanlıkta yasaktır.

"Kayyumun hizmeti ile şehir gelişti ama ırkçılık yapanlara altlarına halı sersen 'Biz oy vermeyiz' diyorlar. Benim inancıma en yakın parti bu ama yine HDP kazanır." 'AK Parti'nin oyu yükselecektir ama HDP kazanır'

Bağlar'da esnaflık yaptığını söyleyen Hasan adındaki AKP seçmeni de partisinin tüm yükünün Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın sırtında olduğunu söylüyor. "Ben reis için bu partiyi destekliyorum. Bence bu partiye oy verenlerin çoğu da ona oy veriyor. Onun gibisi Türkiye'de ve dünyada bulunmaz" diyor.

Hasan, Cumhurbaşkanının Kürt sorunu açıklamasıyla ilgili görüşlerini ise şöyle ifade ediyor:

"Ben de Kürdüm ama Kandil Kürdü değilim. HDP, Kürt devleti kurmak istiyor, amaçları bölmek. Irak'ı, Suriye'yi gördük. Ülkemizin birliği savunan tek parti AK Parti. Bu yüzden oyum onlara. Kayyumun yaptığı hizmetler de ortada ama insanlar oy verince ne yazık ki hizmete değil, ideolojiye oy verecekler. AK Parti'nin burada oyu yükselecektir ama HDP kazanır çünkü burası adamların kalesi" diyor.

Güncelleme Tarihi: 18 Mart 2019, 21:31

Demokrat Haber’e destek olmak isterseniz tıklayın >>>

YORUM EKLE
YORUMLAR
Kime
Kime - 2 ay Önce

Suriye’de Neo-Osmanlı hayali duvara toslayan Erdoğan ve AKP şimdilerde kendisine Neo-Nazi, Neo-Siyonist, Neo-Haçlı düşmanlar arıyor. Bunlar hayali düşmanlar çünkü somut Avrupa ülkeleri veya Amerika ile doğrudan kavga edecek güç ve mecali kalmadı.



Yakın geçmişte tabanını hareketlendirmek için Almanya ve Hollanda üzerinden Batı ile kavgaya tutuşan Erdoğan’dan eser yok. Çünkü Avrupa Birliği’ne yönelik böyle bir hamle, hızla yaklaşan ekonomik iflası derinleştirmekten başka bir sonuç vermeye yaramayacak.

O yüzden kavramlar üzerinden bir düşmanlık politikası yürütüyor Erdoğan meydanlarda. “Amerika, Almanya veya Hollanda” diyemiyor.

SIRADAKİ HABER