Diyarbakır Barosu’ndan Selçuk Mızraklı açıklaması: Hukuki şartlar es geçildi, yasal prosedür dışına çıkıldı

Diyarbakır Barosunda, Diyarbakır Büyükşehir Belediye Eş Başkanı Selçuk Mızraklı’ya ceza verilmesiyle ilgili ortak açıklama yapıldı

Diyarbakır Barosu’ndan Selçuk Mızraklı açıklaması: Hukuki şartlar es geçildi, yasal prosedür dışına çıkıldı

İçişleri Bakanlığı tarafından yerine kayyum atandıktan sonra tutuklanan Diyarbakır Büyükşehir Belediye Eş Başkanı Selçuk Mızraklı’ya dün “terör örgütüne üye olmak” iddiasıyla 9 yıl 4 ay 15 gün hapis cezası verildi.

Diyarbakır Baro Başkanı Cihan Aydın, Mızraklı’nın davasındaki usulsüzlükleri sıraladı:

“Hukuki şartlar es geçilerek Mızraklı şüpheli yapıldı. H.B.A.’nın yasal prosedür dışına çıkarılarak ifadesi alındı. Polis ve jandarma fezlekeleri hukuki süzgeçten geçirilmeyerek iddianame hazırlandı ve karar verildi.”

31 Mart Yerel Seçimlerinde halkın yüzde 62.93 oyunu alarak Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi Eş Başkanı seçilen Selçuk Mızraklı’nın yerine 19 Ağustos 2019 tarihinde hakkındaki soruşturma ve kovuşturmalar gerekçe gösterilerek kayyum atandı.

22 Ekim 2019 tarihinde gözaltına alındıktan sonra çıkarıldığı Sulh Ceza Hakimliğince tutuklanarak cezaevine gönderildi.

Dün Diyarbakır 9. Ağır Ceza Mahkemesinde görülen üçüncü duruşmada kararını açıklayan mahkeme heyeti Mızraklı hakkında “terör örgütüne üye olmak” iddiasıyla 9 yıl 4 ay 15 gün hapis cezası verdi.

Mızraklı, 31 Mart yerel seçimlerine 11 gün kala H.B.A.’nin aleyhine verdiği ifadeler, DTK faaliyetleri ve Sarmaşık Yoksullukla Mücadele Derneği çalışmaları ile yargılanıyordu.

Mızraklı’ya ceza verilmesiyle ilgili Diyarbakır Barosu, Tabip Odası, Hak İnisiyatifi Derneği, İnsan Hakları Derneği (İHD) Türkiye İnsan Hakları Vakfı (TİHV) ortak açıklama yaptı. Diyarbakır Barosu adli yardım binasında yapılan açıklamayı Baro Başkanı Cihan Aydın okudu.

"HUKUKİ ŞARTLAR ES GEÇİLEREK MIZRAKLI ŞÜPHELİ YAPILDI"

Aydın, Mızraklı’nın delil sayılamayacak gerekçelerle tutuklandığını ifade ederek, “Mahkemenin, hukuk dışı bir şekilde elde edilen ve hukuken delil sayılamayacak delillere dayanarak söz konusu cezayı verdiğinden hiçbir kuşkumuz yoktur. Nitekim Başkan Mızraklı, şüpheli olarak UYAP’a kaydedilmeden 2009-2014 yılları arasında Gülen Yapılanması mensubu hakim-savcıların kararıyla dinlenmiş, ancak hakkında bir işlem yapılmamıştır. Ceza Muhakemeleri Kanunu’nun 138. maddesine göre bir kişi hakkında iletişimin tespiti kararı verilmesi için öncelikle şüpheli veya sanık sıfatını alması gerekmektedir. Ancak Başkan Mızraklı, söz konusu hukuki şartlar es geçilerek 10 Temmuz 2017 tarihinde doğrudan şüpheli olarak UYAP’a kaydedilmiştir. Bu durumda mahkeme, yasadışı dinlemeler sonucunda elde edilen ve hukuki geçerliliği olmayan bir takım bilgileri delil olarak dikkate almış ve hüküm kurmuştur. Mahkemenin bu tutumunun hukukla izah edilemeyeceğini, en iyi hakimler bilmelidir” dedi.

"H.B.A.’NIN YASAL PROSEDÜR DIŞINDA İFADESİ ALINDI"

Mızraklı aleyhinde ifadede bulunan H.B.A.’nın ise yasal prosedür dışında ifadesinin alındığını belirten Aydın, “İtirafçı tanık, yakalanmasından 3 yıl sonra cezaevinde tutuklu olarak yargılandığı sırada, cezaevinden nasıl çıkarıldığı belli olmadan, Kayseri Cezaevinden Diyarbakır’a getirildiği iddia edilmiş, Mızraklı hakkında beyanda bulunmuştur.  İfadenin altında iki jandarma görevlisinin yazıcıdan çıkmış sicil numaraları ve el ile atılmış imzaları bulunmaktadır. Ancak Cumhuriyet Savcısının sicili daha sonra el ile yazılmıştır. Hazır bulunan katip kısmında ise ne bir sicil, ne de bir imza bulunmaktadır. Asgari şekil koşullarına bile uymayan bu ısmarlama ifade, mahkeme tarafından muteber kabul edilerek hükme esas alınmıştır” dedi.

"YARGI CÜBBELİ POLİSLER ORDUSU HALİNE GELMİŞTİR"

Polis veya jandarma tarafından yazılan fezlekelerin herhangi bir hukuk süzgecinden geçmeden iddianameye ve gerekçeli karara dönüştüğünü ifade eden Aydın, “Delillerin hukuka uygun bir şekilde toplanıp toplanmadığı konusunda bir araştırma yapmayan, sanığın lehte delillerini değerlendirmeye almayan, kararı soruşturma sürecinin daha başında belli olan mahkemelere artık gerek kalmamıştır. Bugün yargı mekanizması, adalet kaygısından azade bir keyfiliğe dönüşmüş, adeta cübbeli polisler ordusu haline gelmiştir” dedi.

"KAYYUM UYGULAMALARINA ISMARLAMA DAVA"

İktidarın meşruiyeti olmayan kayyum uygulamasının devam ettirmenin yanı sıra politikalarını eleştiren muhalif kesimleri yargının hedefi haline getirdiğini dile getiren Aydın, “Kayyumluk müessesesi; hukuk devleti ilkeleri ile seçme ve seçilme hakkına bir saldırı ve hayatın demokratik işleyişine kast eden bir anlayışı temsil etmektedir. Hukuki, siyasi ve toplumsal hiçbir meşruiyeti bulunmayan kayyum uygulamasını devam ettirmek için belediye başkanları aleyhine ısmarlama soruşturma ve kovuşturmalar açılmakta, bu davaların mahkumiyet ile sonuçlanması içinse her gün hukuktan ve adaletten biraz daha uzaklaşmak suretiyle deliller üretilmektedir. İktidarın ekonomik, sosyal, kültürel, iç ve dış politikalarını eleştiren, muhalefetten yana hakkını kullanan hemen herkes hükümetin ve dolayısıyla yargının hedefi haline gelmiştir” ifadelerini kullandı.

"MIZRAKLI SERBEST BIRAKILMALI, GÖREVİNE İADE EDİLMELİ"

Hukuk dışı ve keyfi tutuklama ve yargılamalardan vazgeçilmesini isteyen Aydın, “Başkan Mızraklı’nın hakkındaki uydurma isnatlar düşürülerek derhal serbest bırakılmasını ve görevine iadesini, hukuka ve yasaya aykırı elde edilen delillere rağmen Başkan Mızraklı’nın tutukluluğunda ve cezalandırılmasında ısrar eden yargı mensupları hakkında soruşturma başlatılmasını ve tedbiren açığa alınmalarını talep ediyoruz” dedi.

Kaynak: Evrensel

Güncelleme Tarihi: 11 Mart 2020, 00:45

Demokrat Haber’e Patreon'dan bağış yapabilirsiniz > > > > >

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER