Dink davasından: Vali ve Başsavcı ‘Ogün’le güzel ortamda konuşun’ talimatı verdi

Dink cinayetine dair kamu görevlilerin yargılandığı davanın 50'nci duruşması görüldü

Dink davasından: Vali ve Başsavcı ‘Ogün’le güzel ortamda konuşun’ talimatı verdi

Agos Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Hrant Dink cinayetine dair kamu görevlilerin yargılandığı davanın 50'nci duruşması, alınan savunmaların ardından perşembe gününe ertelendi. Tutuklu sanık Metin Balta, “Vali ve Başsavcı talimat vererek ‘Ogün’le güzel, sıcak ortamda konuşun’ dedi” şeklinde konuştu.

Agos Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Hrant Dink cinayetinde sorumluluğu bulunan Jandarma görevlilerinin iddianamesi ile birleştirilen kamu görevlilerinin yargılandığı ana davanın 50'nci duruşmasına Çağlayan'daki İstanbul Adliyesi 14. Ağır Ceza Mahkemesi'nde devam edildi.

İki dosyanın birleştirilmesi ile sanık sayısının 86’ya yükseldiği davada, 30 sanık tutuklu yargılanıyor. Tutuklu ve tutuksuz yargılanan jandarma görevlileri ile kamu görevlilerinin katıldığı duruşma kimlik tespiti ile başladı.

‘ŞİŞLİ’DEN GEÇME TALİMATINI KOMUTAN VERDİ'

Sanıkların ifadesi ile devam eden duruşmada ilk olarak tutuksuz sanık Eyüp Temel savunma yaptı. Olayın olduğu tarihte İstanbul Jandarma İstihbarat Şube Müdürlüğü’nde görevli olan Eyüp Temel, Dink'in öldürülmesine nezaret eden ekipten olduğu iddiasıyla yargılanıyor. Temel savunmasında, Dink’in evinin çevresinin jandarma tarafından izlenmesine ilişkin bilgisi olmadığını ve izleyen jandarma personelini de tanımadığını ifade etti.

Cinayete ilişkin bilgisinin olmadığını öne süren Temel, o tarihlerde İstanbul’a yeni atandığını söyleyerek, “Olay günü Jandarma devriye arabasının şoförü olarak araç komutanı Emre Cingöz’ü Maslak’tan Gaziosmanpaşa’ya getirmekle görevliydim” dedi.

Dink Ailesi avukatlarından Bahri Belen, Temel’e Maslaktan Gaziosmanpaşa’ya gitmek için çevre yolunu tercih etmek yerine neden Şişli trafiğine girdiklerini sordu. Temel ise İstanbul’a yeni tayin olduğu için yolları bilmediğini, Şişli’den geçme talimatını araç komutanı Emre Cingöz’ün verdiğini dile getirdi.

ŞİŞLİ BÖLGESİNE GİTMEDİK’

Olay tarihinde İstanbul Jandarma İstihbarat Şube Müdürlüğü ASAF. 1. İstihbarat unsur elemanı olan tutuklu sanık Abdullah Dinç yaptığı savunmada, o dönem yüzbaşı olan Muharrem Demirkale ile birlikte tetikçi Ogün Samast’a yardım ettiği iddiasıyla yargılanıyor.

Olay günü Yüzbaşı Muharrem Demirkale’nin araç şoförü olarak görevlendirildiğini söyleyen Dinç, “Yolda giderken hiçbir şekilde Muharrem Demirkale ile konuşmadık ve kendisiyle Şişli bölgesine de gitmedik. Komutanı Balmumcu’da indirdikten sonra tek başıma İl Jandarma Komutanlığı’na döndüm” dedi.

İddianamede olay günü ve cinayet sonrası yaklaşık bir yıllık süreçte Muharrem Demirkale ile 93, TSK ile irtibatlı değişik birimlerle 85 adet telefon irtibatı bulunduğu bilgisi yer alan tutuklu sanık IQ Kültür Sanat Yayıncılığı’nın sahibi Adem Sarıgöl savunmasında, “Demirkale yüksek lisans yapmak istiyordu ve yayınevimde doktora ve tez kitapları yayınladığım için benden hangi kitapları alacağı konusunda yardım istemişti” diye kaydetti.

TSK’nin yayınevinin çıkardığı kitapları tavsiye ettiğini dile getiren Sarıgöl, Hilmi Özkök ve Yaşar Büyükanıt’ın yayınları sebebiyle kendisine teşekkür mektubu gönderdiğini söyledi. Cinayet günü ve sonrasında Muharrem Demirkale ile yaptığı telefon görüşmelerine ilişkin Sarıgöl, “Kendisiyle sadece okur ilişkim oldu” dedi. İddianamede cinayet günü Muharrem Demirkale’nin sanık Ali Fuat Yılmazer ve bir diğer şüpheli Metin Balta ile birlikte Adem Sarıgöl ile de telefon irtibatı bulunuyor.

‘ŞUBE MÜDÜRÜ TALİMAT VERDİ'

Cinayetin işlendiği tarihte Samsun İl Emniyet Müdürlüğü TEM Şube Müdürlüğü’nde Emniyet Amiri olan ve Samsun Otogar’da yakalandıktan sonra emniyete götürülen tetikçi Ogün Samast’ın Türk bayrağı önünde fotoğrafının çekilmesi için talimat verdiği iddia edilen tutuklu sanık Ahmet Çetiner ise savunmasında, kendisine yöneltilen suçlamaları reddetti. Çetiner, “Katilin fotoğrafının çekilmesi emrini ben vermedim. Kimin çektirdiği konusunda bilgim yok şube müdürü bilir. Fotoğrafı gazetecilerle ben paylaşmadım” dedi.

Çetiner, Samast’ın yakalanması konusunda da şube müdüründen talimat aldığını söyledi.

Bu sırada tutuklu sanıklardan Fox Tv Haber Müdürü Ercan Gün söz alarak Ahmet Çetiner’e “Siz o ham görüntülerin nerede olduğunu biliyor musunuz” diye sordu. Çetiner, “Müfettişler almıştır muhtemelen. Görüntüler müfettişlerin hazırladığı dosyanın içindedir ama biz onu hiçbir şekilde görmedik. Bizim şubemizde görüntü değil sadece fotoğraf çekildi” yanıtını verdi.

‘VALİ VE BAŞSAVCI KAYIT ALMA TALİMATI VERDİ'

Dink cinayetinin işlendiği tarihlerde Samsun İl Emniyet Müdürlüğü TEM Şube Müdürlüğü'nde emniyet amiri olarak görev yapan bir diğer tutuklu sanık Metin Balta’nın da, Çetiner gibi tetikçi Ogün Samast'ın Samsun TEM Şube Müdürlüğü'nde fotoğraf çekimlerinin yapılması için talimat verdiği iddia ediliyor. Balta savunmasında, Ogün Samast’ı otogarda yakaladıklarında üzerinde bir adet Türk bayrağı çıktığını, üzerindeki diğer şeylerle birlikte bayrağı da aldıklarını anlattı.

Samast’ın bayrak alınca ters tepki verdiğini söyleyen Balta, "Bunun üzerine sayın Başsavcı, ‘verin bayrağını güzelce anlatsın, sonra alırsınız bayrağı’ dedi" diye kaydetti.

Balta, Samast'ın fotoğrafının çekildiği yerin hem avukat görüşme odası hem de çay ocağı olarak kullanıldığını dile getirdi. Samast'ı nezarete koymama gerekçelerini "18 yaş altı olduğu için nezarete değil oraya koyduk" diye açıklayan Balta, "İl Emniyet müdürümüz konuşturmak için iyi polis kötü polis oynayın dedi. Vali ve Başsavcı talimat vererek ‘Ogün’le güzel, sıcak ortamda konuşun. Güzelce anlattırın ve konuşmaları kayıt altına alın’ dediler. O gün orada olanlardan sayın savcı ve sayın vali de olmak üzere herkesin haberi var. Ama yargılamaya gelince en altta ben kaldım dedi. Asker de kendi kamerası ve makinasıyla görüntü aldı. Ülkemin menfaatleri için Samast’a iyi davrandım 10 yıldır bunun cezasını çekiyorum" dedi.

Samsun İstihbarat Şube Müdürü Fikri Yalman’ın da kendi görevlilerine görüntü almak için talimat verdiğini ifade eden Balta, “Jandarma hem fotoğraf hem görüntü çekmiş, ben sadece fotoğraf çektim. Fakat Fikri Yalman ve ekibi kendi ekipmanlarıyla görüntü çekti. 2 kamera çalıştırıp görüntü alan istihbarat suçlu sayılmazken görüntü alan jandarma ile fotoğraf çeken ben yargılanıyoruz. Fotoğraflar benim bilgim dışında paylaşılmış olabilir çünkü fotoğrafların olduğu bilgisayarı en az 10-15 kişi kullanıyordu” diye konuştu.

Mahkeme heyeti duruşmaya 6 Temmuz perşembe gününe kadar ara verdi.(Kaynak: Dihaber)

Güncelleme Tarihi: 05 Temmuz 2017, 14:39

Demokrat Haber’e Destek Olun >>>

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER