'Darbe söylentilerini' gündeme taşıyan RAND Corporation'ın raporunda neler var?

Rapor, önümüzdeki on yıl içinde iki ülke arasındaki sorunların ne olabileceğine dair tespitler yapıp ortaklığı sürdürülebilmesi için önerilerde bulunuyor

'Darbe söylentilerini' gündeme taşıyan RAND Corporation'ın raporunda neler var?

ABD merkezli düşünce kuruluşu RAND Corporation'ın Türkiye ile ilgili yayımladığı son rapor, son günlerde Türkiye kamuoyunda büyük tartışma yarattı.

Raporda özellikle, Türk ordusundaki orta kademedeki subayların kaygılı olduğu, bunun yeni bir darbeye dahi yol açabileceği yönündeki tespit, yeni bir darbe tartışmasına yol açtı.

İktidar cephesinden gelen açıklamalarda ve iktidara yakın medya organlarında yapılan yorumlarda, genelde meydan okuma söylemi kullanılıyor.

Bazı kesimler, eski Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ'un açıklamaları üzerinden başlayan "FETÖ'nün siyasi ayağı" ve "askerî vesayet" tartışmalarıyla raporun zamanlaması arasında paralellik kuruyor.

Muhalefet partilerinin ise tartışmalara daha temkinli yaklaştığı görülüyor.

Cumhuriyet Halk Partisi'nin, tartışmaları gündem değiştirme hamlesi olarak gördüğü anlaşılıyor.

BBC Türkçe’nin haberine göre, RAND Corporation raporuyla ilgili bilinenleri ve rapor sonrasındaki tartışmaları inceledi.

RAND CORPORATİON'IN RAPORUNDA NELER VAR?

RAND Corporation, on yıllardır ABD Silahlı Kuvvetleri'ne raporlar sunuyor ve bütçesinin bir kısmı da resmî kurumlar tarafından karşılanıyor.

Dolayısıyla kuruluşun raporlarının, genelde ABD'de devlet içindeki siyasi tartışmaları yansıttığı düşünülüyor.

RAND Corporation, birçok alanda olduğu gibi yıllardır Türkiye için de raporlar hazırlıyor.

Kuruluşun Türkiye ile ilgili son raporu Ocak ayında yayımlandı.

İnternet sitesi üzerinden indirilebilen rapor, 'Turkey's Nationalist Course' (Türkiye'nin Milliyetçi Yönelimi) başlığını taşıyor.

Raporun girişinde, Türkiye ve ABD'nin 60 yıldan fazla bir süre stratejik bir ortaklık geliştirdikleri ancak son yıllarda iki ülke arasında ciddi sorunların yaşandığı belirtiliyor.

Raporda varıldığı belirtilen temel bulgular özetle şöyle sıralanıyor:

*Türkiye, kutuplaşmış bir ülke olmaya devam ediyor.

*Ankara, geleneksel müttefikleri ve Avrasya'daki komşularıyla ilişkilerini dengeliyor.

*ABD-Türkiye ilişkileri istikrarsız olmaya devam edecek ancak ilişkilerdeki büyük bir kırılma engellenebilir.

Rapor, önümüzdeki on yıl içinde iki ülke arasındaki sorunların ne olabileceğine dair tespitler yapıp ortaklığı sürdürülebilmesi için önerilerde bulunuyor.

Türkiye'de raporun en fazla tartışma yaratan bölümü ise Türk Silahlı Kuvvetleri'nde (TSK) yaşanan değişimlerle ilgili yapılan tespitler oldu.

Bu bölümde, "15 Temmuz darbe girişimi sonrası yapılan tasfiyelerin, askerî liderliğin alışık olunmayan siyasi faaliyetlerinin ve profesyonellikteki gerilemenin ordudaki orta kademedeki subaylarda tedirginlik yarattığı" belirtiliyor.

İlgili bölümde, "Orta kademedeki subayların askerî liderliğe son derece öfkeli olduğu belirtiliyor. Bazı gözlemciler, bu memnuniyetsizliğinde bir noktada başka bir darbe girişimine dahi neden olabileceğine inanıyor" ifadesine yer veriliyor.

MSB: BİZLERE İSNAT EDİLEN YORUMLAR GERÇEKLİKTEN UZAK

Milli Savunma Bakanlığı (MSB), rapora tepkili.

MSB yetkilisi Albay Olcay Denizer, geçtiğimiz günlerde düzenlediği basın toplantısında sorulan bir soru üzerine raporda çelişkiler ve muğlaklıklar olduğunu belirtti.

Denizer, "Kendi içinde çelişkiler barındıran bu raporda, bizlere isnat edilen yorumlar gerçeklikten uzaktır ve tarafımızca ciddiye alınmamaktadır" dedi ve ekledi: "Rapordaki kimi ifadelerin ise bilerek veya bilmeyerek, çarpıtılarak ve içeriğinden farklı anlamlar yüklenerek ülkemize karşı kullanılmasını üzüntüyle karşılıyoruz."

MSB yetkilisi, "Bakanlığımız, TSK ve bağlı birimler, Anayasa, yasalar, Cumhurbaşkanlığı kararları ve Cumhurbaşkanımızın talimatları doğrultusunda yaz kış, gece gündüz, dağ bayır demeden azim ve kararlılıkla çalışmaktadır" diye konuştu.

Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar ise yine geçtiğimiz günlerde Hürriyet gazetesine yaptığı açıklamada, "Raporda kullanılan, özellikle bakanlık, şahsım, TSK ve Milli Savunma Üniversitesi hakkındaki ifadelerin, aramıza nifak tohumları ekmek isteyen çevrelere malzeme olabilecek kurnazlıkla kurgulanmış olmasını ve bunun da çarpıtılarak farklı anlamlar yüklenmesini, gerçekleri yansıtmayan zorlama imalarda bulunulmasını esefle karşılıyorum" ifadelerini kullandı.

AKP'DEN FARKLI AÇIKLAMALAR

Adalet ve Kalkınma Partisi'nden (AKP) gelen açıklamalarda ise hem iddiaların ciddiye alındığı ifade edilirken hem de bu tartışmaların bilinçli olarak çıkartıldığı belirtildi.

AKP Grup Başkanvekili Cahit Özkan, Demirören Haber Ajansı'na yaptığı açıklamada rapordaki darbe olasılığıyla iddialara dair "Kulak tıkanacak bir konu değil" yorumunu yaptı.

Özkan "RAND Corporation'ın ileri sürdüğü iddia tarafımızca ciddi şekilde değerlendirilmektedir" ve şunları ekledi:

"Elbette darbe iddiasının milyarda birine ehemmiyet verip üzerine düşünmek, olası tehditleri bertaraf etmek üzere doğru ve uygun adımları atmak hükümetimizin üzerine düşen görevdir. Bu tür teşebbüsleri bertaraf edeceğiz."

"Darbe söylentisinin ardında güç odaklarının olduğunu" söyleyen Özkan şunları ekledi:

"Bununla Türkiye'de istikrarsızlık oluşturacak, yabancı sermayenin Türkiye'ye yönelimini engelleyecek, yerli sermayemizin yatırıma dönüşmesini engelleyecek ve faizden para kazandıracak mekanizmaları hayata geçirmeye muktedir olduklarını düşünüyorlar. Ne kadar gayret etseler de bunu başaramayacaklar." AKP Sözcüsü Ömer Çelik ise tartışmaya daha mesafeli bir açıklama yaptı:

"Bu dönemde toplumu ve devlet kurumlarını dikkat dağıtacak şekilde darbeyle meşgul etmek, hedeflerden uzaklaştırmak enerjiyi başka bir yöne çevirmektir."

Öte yandan Hürriyet gazetesine konuşan İçişleri Bakanı Süleyman Soylu ise "Halep oradaysa arşın burada" dedi ve şunları ekledi:

"Türkiye'de darbe yapabilecek ne kimse var, ne de bir kurum var. Birtakım mahfiller tahrik ediyor, tahrik etmeye çalışıyor.

"Darbeyi aklından bile geçirenler, 15 Temmuz'u rahmetle okur."

Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Devlet Bahçeli de Salı günü partisinin meclisteki grup toplantısında yaptığı konuşmada, "bir darbe girişimi durumunda Türk milleti ve MHP'nin can pahasına buna karşı duracağını" söyledi.

Bahçeli, bazı odakların Türkiye'nin Suriye'ye dönmesi için çalıştığını belirtti ve şunları ekledi:

"Darbeyi aklından geçiren varsa, millete silah çekmeyi düşünen bulunuyorsa biliniz ki 82 milyonun kanını dökmeden bu şerefsiz tertip ve teşebbüsünde muvaffak olamayacaktır."

İLKER BAŞBUĞ'UN AÇIKLAMALARI VE RAND RAPORU TARTIŞMASI

Hükümete yakın medya organlarında RAND raporuyla ilgili tartışmalar, son günlerde yoğunlaşmış durumda.

Yorumların bir kısmında, "olası bir darbe girişimin, Kemalist subaylardan gelebileceği" iddia ediliyor.

Örneğin Yeni Şafak gazetesi yazarlarından Yusuf Kaplan şu yorumu yapıyor:

"Bu kez, pat diye darbe yapmaya kalkmayacaklar. Önce darbenin ortamını oluşturacaklar; yazılı, görsel medyalarla sosyal medyalar üzerinden!

"Darbe, laikçi, Kemalist şebekelerden gelecek... PKK, FETÖ darbede kendilerine verilecek uşaklık rollerini oynayacaklar seve seve, elbette!"

Bu medya kuruluşlarındaki bazı yorumcular, eski Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ'un açıklamaları üzerinden başlayan "FETÖ'nün siyasi ayağı" ve "askerî vesayet" tartışmalarının raporla aynı döneme denk gelmesi arasında da paralellik kuruyor. Eski Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ, Ocak ayının sonunda katıldığı bir TV programında, askerlerin sivil mahkemelerde yargılanmasının yolunu açan ve 26 Haziran 2009'da TBMM'de kabul edilen yasal düzenlemeyi, "FETÖ'nün siyasi ayağı" için örnek göstermesi tartışma yaratmıştı.

Bunun ardından Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın partili milletvekillerine Başbuğ hakkında dava açılması çağrısı yapmış, önergede imzası bulunan altı AKP milletvekili, Başbuğ hakkında "hakaret" iddiasıyla suç duyurusunda bulunmuştu.

Bazı yorumcular doğrudan isim vererek bu tartışmaları bağlantılandırırken AKP Grup Başkan Vekili Cahit Özkan ise şunları söyledi:

"Oradaki darbe söylentilerine Türkiye'deki uzantıları ses veriyor. RAND Corporation'ın söylentileri ile Türkiye'deki bazı derin ve paralel yapıların ses vermesi de manidardır" dedi.

İlker Başbuğ'un avukatları ise son günlerdeki tartışmalar üzerine bir açıklama yayımlandı.

Açıklamada, "Bugünlerde müvekkilimizin adının da karıştırıldığı hayali senaryolar, FETÖ'nün geçmişte ürettiği komploları ve bu komplolara zemin hazırlamak için yapılan kamuoyu oluşturma süreçlerini hatırlatmaktadır" ifadeleri yer aldı.

Avukatlar, Başbuğ'un tartışma yaratan açıklamasını ilk kez söylemediğini de vurguladılar.

CHP GÜNDEM DEĞİŞTİRME HAMLESİ OLARAK GÖRÜYOR

Hükümet cephesi ve hükümete yakın medya organlarından raporla ilgili açıklamalar gelmeye devam ederken muhalefetin ise tartışmalara uzak kalmaya çalıştığı görülüyor.

Muhalefetin tartışmayı gündemin değiştirilmesi hamlesi olarak gördüğü anlaşılıyor.

Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, DW Türkçe'de yayımlanan son röportajında tartışmalara tepki gösterdi ve konuyla ilgili soruya kısa bir yorum yaptı:

"Madem böyle bir söylenti var, savcılar iktidarın emrinde. Bunları yazanları çağırıp sorsunlar. Nereden kaynaklandığını öğrensinler. Devletin bütün kurumları kontrollerinde. Onlara sorsunlar.

"CHP darbelerden mağdur olmuş ve göğsünü gere gere onlarla mücadele etmiş bir partidir. Daha fazla bir şey söylemeye gerek yok."

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER