Cemil İpekçi: Epeyce Marx, Lenin kafasındaydım sonradan solun aptal olduğunu gördüm

İpekçi, solcuların ‘aptal’ olduğunu söyledi

Cemil İpekçi: Epeyce Marx, Lenin kafasındaydım sonradan solun aptal olduğunu gördüm

Modacı Cemil İpekçi, çocukluğunda sıkı bir disiplinle büyüdüğünü ve gençliğinde solcu olduğunu söyledi.

Posta’dan Oya Çınar’ın sorularını yanıtlayan İpekçi, gerçek Türkiye’yle 18-20 yaşlarında tanıştığını, o dönemde tüm eylemlere gittiğini, epeyce ‘Marx, Lenin kafasında’ olduğunu ama sonradan ‘solun aptal olduğunu’ gördüğünü söyledi.

İpekçi, “Gerçek Türkiye’yle 18-20 yaşlarımda tanıştım. Sola ilgi duymaya başladım. Epeyce Marx, Lenin kafasındaydım. Tüm eylemlere giderdim. Ama sonra solun aptal olduğunu gördüm” dedi.

"Siz geçmişte AK Partiye oy verdiğinizi açıkladınız, tepki gösterenler oldu. Şimdi görüşleriniz ne yönde?" sorusunu şöyle yanıtladı:

— Başta iki kez Ak Parti'ye oy vermiştim, alternatif yoktu çünkü. Sonra Gezi'de gönlüm kırıldı, kestim. Ama bugün bakınca Tayyip Bey'in en azından daha iki yıl bu ülkenin başında olması lazım diyorum. Çünkü geri kalan liderlere bakınca hiçbirinin bu ülkeyi ayağa kaldıramayacağını görüyorum. Daha beter yerin dibine götürebilirler. Yani kısacası şu anda oy vermiyorum ama başka bir lider de göremiyorum, keşke görebilsem. O yüzden yetmez ama evet.

"Türkiye'de eşcinseller bunu açık bir şekilde yaşasa da bu konuda sizin gibi açık bir şekilde konuşmuyor. Sizce neden?" sorusuna da İpekçi'nin yanıtı şu oldu:

— Hayatım konuşmasalar bile onlar yine ortada. Görünürler. Bir de hiç görünmeyen, çok yüksek makamlarda, çok zengin olup evli ve dört çocuk yapmış olanları var. Allah vermeye, o konuda bir ağzımızı açsak zaten Türkiye karışır.

Resepsiyonlara başta gittiğini kaydeden İpekçi, artık gitmediğini söyledi. "Ama gittiğimde de dışarıya karşı hava atmak için yanına gidip aman da bir fotoğraf çektireyim demedim" diye konuşan İpekçi, şöyle devam etti:

— Nasıl ki bir türbeye dua okumaya gittiğimde yapmıyorsam orada da yapmam. Aynı şey benim gözümde. Bu günahtır bence. İki masa yanında oturuyordum. Hoş, Cumhurbaşkanımız da "Aman da Cemil'i çağırın iki muhabbet edelim" dememiştir, o ayrı.

Söyleşinin ilgili kısmı şöyle:

Modacı, tasarımcı, terzi… Siz kendinizi nasıl tanımlıyorsunuz?

Ben Türkiye’nin ilk tasarımcısıyım. Bir dünya markası olduğumu biliyorum. AnaBritannica dahil, ansiklopedilere girmiş biriyim. Belçika’da okudum. 1971’de Türkiye’ye döndüğümde ‘fashion designer’ diye bir kavram yoktu, terzi vardı. 272 tane ödülüm var, evde ödülleri koyacak yer yok.

Türkiye’de sizden iyi tasarımcı var mı peki?

Taklidim çok, rakibim yok. Keşke olsa. Ben etnik tasarımcıyım. 500 yıllık giysileri ve aksesuarları günümüze taşıyarak dünyada tanındım. Zaten yetişme şeklimden dolayı benim Osmanlı’yı terk etmem mümkün değildi. O kültürle büyüdüm. İlham kaynağım hep bu topraklar oldu.

Köşklerde, dadılarla büyümüşsünüz. Eğlenceli miydi, sıkıcı mı?

Karabaş Hazretleri ile Nafi Baba’nın torunuyum. Doğduğum 22 odalı köşkte ağalarla, lalalarla büyüdüm. Dadım beşinci nesil Sudanlı bir cariyenin torunuydu. Beyzade olarak büyütüldüm. Mutfağa giremezdim. Mutfakta Cevriye Hatun vardı. Bir kere girmeye kalktım, kafama tahtayla vurdu, “Küçük Bey, ne istiyorsanız lütfen dadınıza söyleyin” diye. Ağır bir disiplinle büyüdüm.

O ağır disipline ilk ne zaman isyan ettiniz?

Dadım Almanya’ya gelin gittiğinde 15 yaşındaydım. Kapıdan çıktığı gün bayram ettim. Hâlâ bir yerlerde yaşadığını duyarsam üzülürüm. 15 sene ömrümün en büyük azabını çektirdi bana. Çok zor bir çocukluktu. Gittiği gün ilk sigaramı yaktım ve ana avrat küfretmeye başladım, inanamazsın. Sonra da evden çıktım, bir daha beni tutabilene aşk olsun. Ne Beyoğlu’nun en ücra köşelerindeki pavyonlara gitmediğim kaldı, ne saçlarımı uzatıp makyaj yapmadığım… Gerçek Cemil o zaman doğdu.

Ailenize modacı olmak istediğinizi söylediğinizde nasıl karşıladılar?

Babam iki yıl boyunca bilmedi. Belçika’da iktisat okuduğumu zannediyordu. Çünkü babam çok ağır bir adamdı. Benimle ilgili de farklı hayalleri vardı. O yıllarda bizim sinemalarımız vardı. Çemberlitaş, Yeni Melek, eski Emek Sineması… Hepsi bizimdi. Eğer işletme ya da iktisat okursam ileride ona yardım ederim, sinemaların başına ben geçerim diye hayal ediyordu. Ben de her gittiğimde “Allah’ım inşallah iflas ederler de bana kalmaz” diyordum. Sonra hakikaten iflas ettiler. Ben bu işe başlayıp başarılı olduktan sonra babam destek oldu bana. O da ruhen tabii, maddi olarak değil.

O neden?

E çünkü rahmetli, beş karıyla bütün paraları yemişti. Çok yakışıklıydı. 10 karı alaydı keşke, o ayrı bir konu. Ama ben asıl desteği başından beri annemden gördüm. Mesleki olarak da Yıldırım Mayruk’tan gördüm. Bazen malzemem olmazdı. Sağ olsun ne zaman kapısını çalsam, beni hiç geri çevirmedi.

Modada katı kurallarınız var mı? “Şu kişiye ya da şöyle bir kişiye elbise dikmem” dediğiniz?

Bir gün şöyle bir olay yaşadım. Kadın gelmiş karşıma, Boyu 1.55, 90 kilo. Takmış pırlantaları, elinde bir Hülya Avşar fotoğrafı… Kocaman yırtmaçlı bir elbise istiyor. Önce kibarca “Hanımefendi ben modelden kıyafet yapmıyorum” dedim. Israrla devam ediyor. Baktım olmuyor, kolundan tuttuğum gibi aynanın önüne götürdüm. “Bir aynada kendine bak bir de bu fotoğrafa bak” dedim. Sonra da “Atın bunu dışarı” dedim. Bir de gelen kişi benim elemanıma kötü davranamaz. Bana para ödüyorsun diye kendinde bu hakkı göremezsin.

‘GENÇLİĞİMDE SOLCUYDUM SONRA SOLUN APTAL OLDUĞUNU GÖRDÜM’

Gençliğinizde solcuymuşsunuz öyle mi?

Ben sarayda büyüyünce zannediyordum ki sokakta da herkes öyle. Herkes gak deyince ekmek, guk deyince önüne han seriliyor sanıyordum.

Gerçeklerle ne zaman yüzleştiniz?

Gerçek Türkiye’yle 18-20 yaşlarımda tanıştım. Sola ilgi duymaya başladım. Epeyce Marx, Lenin kafasındaydım. Tüm eylemlere giderdim. Ama sonra solun aptal olduğunu gördüm.

Neden öyle diyorsunuz?

Çünkü solculukla din esasında birbirine çok benziyor. İkisi de insanların eşit olmasını ister ama maalesef insanoğlu öyle bir varlık değil. Kocaman egolarımız var. Kimse elimdeki bana yeter, kalanı da yanımdakine vereyim demez. İnsanlık tarihini biraz incelerseniz hiçbir şeyin değişmediğini görürsünüz. Ya put için ya Allah için ya taht için ya rengi farklı olduğu için insanlar birbirini öldürmüş. İnsanlar Kuran’ı Kerim’i bile doğru okumayı bilmiyor.

Güncelleme Tarihi: 30 Eylül 2018, 15:33

Demokrat Haber'e Bağış Yap >>>

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER