Ali Nesin: Erdoğan’ın kazanabileceğini gördüm

Nesin, hakaretin suçu nedeniyle insanların tutuklanmaması gerektiğini söyledi

Ali Nesin: Erdoğan’ın kazanabileceğini gördüm

Prof. Dr. Ali Nesin, Matematik köyü ve Türkiye’nin gündemine ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Nesin, seçim sonuçları ile ilgili tahmininde yanıldığının hatırlatılması üzerine, "Recep Tayyip Erdoğan’ın kazanabileceğini gördüm, Facebook’ta yalan söyledim" diye konuştu.

Ali Nesin, Habertürk'te Kübra Par'ın sorularını yanıtladı.

‘BENCE, HİÇBİR HAKARET SUÇ OLMAMALI’

Ali Nesin, Mustafa Kemal Atatürk’e hakaret eden Safiye İnci’nin tutuklanmasına ilişkin, "Bir insan bundan dolayı tutuklanmaz. Tamam, suç. Ama bu, tutuklanması için bir neden olamaz ki. Tutuklandı değil mi? Olacak iş mi yani? Bence, hiçbir hakaret suç olmamalı. İftira suç olabilir. Bir hakaret sana zarar vermez ki. Hakaretin suç olmaması gerekir." dedi.

Prof Dr. Ali Nesin, 'Türkiye'de eğitim sistemi nasıl olmalı?' sorusuna üzerine “Ben üniversite sınavı yapacak olsam, benim bölümüme girecek öğrencilere, çok zor, imkânsız bir soru sorarım ve 6 saat sürer veririm. 6 saat sonunda kim kalmışsa onları alırım.

Matematik köyündeki derslerde de bu yöntemi uyguladığını anlatan Nesin, “Matematik köyünde çocuklar bazen iki saat düşünüyorlar. Önce, on, on beş dakika boyunca herkesin problemi anladığından emin oluyorum. Sonraki on, on beş dakikada cevap vermelerini engellemeye çalışıyorum. Sonra, “Şimdi sıra sizde” diyorum. Bir, bir buçuk saat boyunca kenara çekiliyorum. Öğrenciler, beni yan gözle görebilirler. Psikiyatristlerde olduğu gibi; hasta yatar, psikiyatrist kenardadır. İki saat boyunca düşünüyorlar. Çoğu cevabı buluyor; bir kısmı da bulamıyor. Önemli değil. Sonra ben anlatıyorum. Sorular da kolay değil; değme bir hocaya versen yapamayabilir, yapamıyorlar da zaten çoğu zaman. Ben yaptığım zaman “Tabi tabi” diyorlar çünkü benim gibi yapamıyorlar ama ona benzer şeyler yapmışlar ya da hissetmişler. “Çok güzeldi” diyorlar. “Ne hoşunuza gitti?” diyorum, “Ders” diyorlar. “Ben ders vermedim ki, siz düşündünüz” diyorum. Düşünmek, emek vermek, uzun süre soruyla boğuşmak o kadar hoşlarına gidiyor ki, hiç yapmadıkları bir şey” dedi.

‘BÜTÜN BİR ÜLKEYE TEK BİR KİTAP YAZILMAZ’

Nesin, Ben bir matematik kitabı yazıyordum. Ama herkese yazmaya çalışıyordum; yazamadım. Kitabı yazıyorum sonra köyden telefon geliyor, “Hocam fen lisesinden öğrenciler geldi” diyorlar. Ders vermeye gidiyorum. “Bunlar benim yazdığım kitabı okuyup anlayamazlar” diyorum. Kitabı basitleştirmeye çalışıyorum. Sonra bir telefon daha geliyor, “Hocam bir fen lisesi daha geldi” diyorlar. “Bunlar da canavar gibi, bunlara da kolay gelir” diyorum. Olmaz, bütün bir ülkeye tek bir kitap yazılmaz. Üç kitabım çıktı, dördüncüsünün üzerinde çalışıyorum. Bütün ülkeye yazmaktan vazgeçtim” şeklinde konuştu.

Kübra Par’ın, “MEB o kitapları belli başlı fen liselerinde mi öğretecek?” sorusu üzerine, “Sunmadım bile. Nabi Avcı benden rica etmişti. O bakanlıktan ayrıldıktan sonra sunmadım. Kabul edilmezdi; kabul edilseydi yine de kötülük yapmış olacaktım. Herkese kitap yazılmaz” diye ekledi.

‘SOYADIMIN NESİN OLMASI DIŞINDA NE YAPTIM BEN ONLARA?’

Matematik Köyü Kurucusu Nesin, “Yüz kişilik, küçük bir köy istiyordum. Lisans ve lisansüstü öğrencilere odaklanmak istiyordum. O zamanlar hesaplamıştık, bize 30 – 40 bin lira yetiyordu. 30 – 40 bin lira para değil ki; vermediler. Bunu bizden esirgediler. Çok üzüldüm. Kendim için değil; ülke için üzüldüm. TÜBİTAK gibi bilimi, eğitimi desteklemesi gereken bir kurum, buna destek vermezse neye destek verir? Kusura bakmasınlar ama belli bir konuma ve yaşa gelmiş, kitaplar yazmış, saçı sakalı ağarmış birisiyim. Güle oynaya birisi geliyor, “Ben eğiteceğim, yapacağım” diyor ve sen “Hayır” diyorsun. Korkunç bir şey, hainlik bu. Ben onlara ne yaptım ki? Soyadım Nesin, bundan başka bir şey yapmadım ben onlara” şeklinde konuştu.

‘DEVLETE KIZGINIM, BEN BU ÜLKENİN DÜŞMANI DEĞİLİM, BURAYA HİZMET ETMEK İÇİN DÖNDÜM’

Nesin, Kübra Par’ın “Devlete kırgın mısınız?” sorusu üzerine, “Kırgın değilim kızgınım. Buna hakları yok. Ben bu ülkenin düşmanı değilim. Farklı düşünebilirim, farklı inançlara sahip olabilirim ve yaşam biçimim farklı olabilir; ama ben kimsenin düşmanı değilim. Ben bu ülkeye bir şey yapmak için geldim. Ne arabam ne evim var. Hiçbir şeyim yok. Bir tek kitaplarım var, onları da köye bağışladım. Hiçbir şeyim kalmadı, çocuklarım var o kadar. Daha kötüsünü söyleyeyim; Nesin Vakfı’nın önünde vızır vızır işleyen bir yol ve viraj var. “Dikkat! Çocuk” tabelası koydurmam 15 yılımı aldı. 15 yıl boyunca reddettiler. Ve 15 yılın sonunda birinin torpiliyle aldık” şeklinde yanıt verdi.

‘BABAMLA SİYASİ KONULARDA ANLAŞAMAZDIK BAZEN YILLARCA TARTIŞIRDIK’

“Farklı bir şey söylüyorum. Eleştirilmem önemli değil. Çok düşmanca saldırıyorlar. Tamam, aynı düşünmüyoruz da niye bana düşmansın? Ben babamla da aynı düşünmezdim. Yıllar boyunca babamla tartışmışızdır” diyen Nesin, Kübra Par’ın “Aziz Nesin’le Ali Nesin hangi konularda ayrışırlardı?” sorusu üzerine “Siyasi konularda anlaşamazdık. O, 27 Mayıs’a sadece son yıllarında karşı çıktı. Ama daha önce 27 Mayıs’ı hep korurdu. Ben 27 Mayıs’a karşıydım. Başlangıçta ben de herkes gibi düşünürdüm. Bir zaman sonra ben de 27 Mayıs’ın doğru bir şey olmadığını anladım. Ama o, 27 Mayıs’a uzun süre karşı çıktı. Özal zamanında 141,142 ve 163. Maddeler kalkacaktı. Babam 163’ün kalmasını istemiyordu. Ben, onun da kalkması gerektiğini düşünüyordum. Aramızda çok kaliteli ve yıllar süren tartışmalar geçerdi. Bazen babamı köşeye sıkıştırırdım. Ses çıkarmazdı, uzaklaşırdı. “Allah Allah” derdim. Üç gün sonra, yanıma koşarak gelirdi, tartışmaya kaldığı yerden devam ederdi. Çok hoştu onunla tartışmak” yorumunda bulundu.

Haberin tamamı burada.

Güncelleme Tarihi: 08 Ağustos 2018, 19:20

Demokrat Haber’e Patreon’dan Destek Olmak İsterseniz Tıklayın >>>>>

YORUM EKLE