Adnan Oktar'ın 30 yıl önceki doktoru: 19 takıntısı vardı, akıl sağlığı yerindeydi

Prof. Saygılı, 8 ay boyunca gözlemlediği Oktar'ı akıl hastalarından ayrı özel bir odaya aldığını söyledi

Adnan Oktar'ın 30 yıl önceki doktoru: 19 takıntısı vardı, akıl sağlığı yerindeydi

Adnan Oktar'ın Bakırköy Akıl Hastalıkları Hastanesi'nde yattığı dönemde ilk psikiyatri muayenesini yaparak kendisini 8 ay takip eden Prof. Sefa Saygılı, Oktar’ın sağlık durumuna ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Oktar’ın akıl sağlığının yerinde olduğunu ifade eden Saygılı, "O dönemde de akıl sağlığı yerindeydi, bugün de. Mehdilik konusu açılınca sapıtıyordu. 19 sayısına takıntısı vardı, her şeyi 19'a bağlıyordu" dedi.

Psikiyatrist Sefa Saygılı ile Adnan Oktar'ın ilk teması 1987 yılında Oktar'ın 'ümmetçilik propogandası yapmak' suçundan yargılanıp mahkeme kararıyla Adli Tıp Kurumu'nun 'akıl sağlığı yerinde değildir' raporu sonrasında oldu.

Prof. Saygılı'nın Oktar'ı ilk görüşü akıl hastası raporuyla görev yaptığı hastaneye gelmeden bir yıl öncesine dayanıyor. Saygılı, Oktar ismini ilk kez 1987'nin başlarında Sultanahmet'te bir kitap fuarında görüp duyduğunu belirtiyor.

Saygılı, ismini ilk kez duyduğu Oktar'ı o kitap fuarının yapıldığı tarihten birkaç ay sonra Bakırköy Akıl ve Ruh Hastalıkları Hastanesi'nde hastası olarak kabul etmişti. Adli Tıp Kurumu'nun 'ceza ehliyeti yoktur' dediği Oktar, 1987'de muhafaza tedavisi uygulanması için akıl hastalıkları hastanesine sevk edilmişti.

'PARANOİD ŞİZOFRENİ TANISIYLA GELMİŞTİ, SÜREKLİ MİSVAKLA DİŞ FIRÇALARDI'

Habertürk'ten Öznur Karslı'ya konuşan Prof. Saygılı, 8 ay boyunca gözlemlediği Oktar'ı akıl hastalarından ayrı özel bir odaya aldığını belirterek, şunları söyledi:

"Adnan Oktar paranoid şizofreni tanısıyla bize gelmişti. Akıl hastalarından ayrı bir özel bir odaya almıştım onu. Hep güler yüzlüydü, obsesif takıntıları vardı. Abdesti alırken süreyi uzatır, sürekli dişlerini fırçalardı misvakla. Telkin ve ikna gücü yüksekti, insanları konuşurken çok etkilerdi, gözlerinin içine bakardı."

Oktar'ın annesiyle özel bir bağı olduğunu belirten Saygılı, şöyle devam etti:

"Hastaneye yattığında 32 yaşındaydı. Ziyaretçi yasaktı ama annesiyle özel aşırı bir bağı vardı aralarında. O süreçte Adnan'ı ziyarete gelen olmamıştı. Aşırı kendini beğenmişlik, seçilmiş ve görevli olduğunu düşünüyordu. Megalomanya durumu vardı. Lüks ve pahalı giysiler, ayakkabılar giyerdi. Her gün takım elbisesi vardı. Bugünkü ihtişamı yine aynıydı."

Oktar'ın mehdilik konusunda saplantılı olduğunu belirten Saygılı'ya göre Adnan'ın o dönemde de akıl sağlığı yerindeydi, bugün de. Saygılı, "O günkü Adnan Oktar bugün de aynı. Mehdilik konusu açılınca sapıtıyordu, 19 sayısına takıntısı vardı, her şeyi 19'a bağlıyordu. 38 yaşına geldiğinde mehdi olarak açığa çıkacağını söylüyordu" diye konuştu.

'BABUNA'YA STAJ YAPARKEN ÇENGEL ATTI'

Oktar'ın sağ kolu olduğu ifade edilen doktor Oktar Babuna ile tanışmasının da akıl hastanesi günlerine dayandığını söyleyen Prof. Saygılı, şöyle devam etti:

"Doktor Oktar Babuna'yla tanışması ise Çapa Tıp Fakültesi öğrencileri hastanemize staja geliyorlardı. Oktar, ilk defa Babuna'ya orada çengel attı. Oktar Babuna onun ilgisini çekti. Hastaneye gelip adli servisi dolaşıyorlardı, bilgi alıyorlardı. Ben de anlatıyordum. Hastaları, buraya ne amaçla geliyorlar, ne kadar kalıyorlar, çıkmaları nasıl oluyor, girmeleri nasıl oluyor, rapor almaları nasıl oluyor, onun staj için geliyorlardı. Oktar Babuna'ya da hemen mehdiliği anlatmaya başladı, konu Babuna'ya da değişik gelmişti."

'YALNIZLIĞI SEVEN, SAÇLARINI ORTADAN AYIRAN BİR ÜNİVERSİTE ÖĞRENCİSİ'

Prof. Saygılı, Oktar'ın tedavi sürecinin ardından onun hastalığına ilişkin Mecit Uysal'la birlikte bilimsel bir de rapor hazırlamıştı. Raporda Adnan Oktar o dönem 32 yaşındaydı, annesiyle yaşayan, lise yıllarından sonra içine kapanmış, yalnızlığı seven, saçlarını ortadan ayıran bir üniversite öğrencisi olarak tarif edilmişti.

Yine rapora göre Oktar'ın gündelik görevlerini yerine getiremediği, okulda hiçbir sınavına girmediği anlatıldı, hafızasının çok güçlü olduğuna dikkat çekildi, mehdilik hezeyanından bahsedildi. Taburcu olduktan sonra yazdığı kitaplar da rapora giren Oktar'ın tedavi sürecinde hezeyanlarında değişiklik olmadığı söylendi.

'ZİNCİR BAĞLAMADIK, DELİ GÖMLEĞİ GİYDİRMEDİK'

Oktar'ın akıl hastanesindeki tedavi sürecinin üzerinden 31 yıl geçti. Oktar'ı o dönemde gözlemleyen psikiyatrist Saygılı'nın bugünkü görev yeri ise Adli Tıp Kurumu Gözlem Dairesi üyesi. Operasyon sonrası tutuklanan Oktar'ın yine akıl sağlığı raporu istenirse Oktar'la Saygılı 31 yıl sonra yeniden karşı karşıya gelecek. Saygılı bu durum için şunları söyledi:

"Paranoya teşhisi koyduğum için kendi televizyonunda beni çok eleştirdi ama üstüme çok gelemedi. Hekim arkadaşlarımdan akıl sağlığı yerinde raporu almış. Televizyonda gördüğünüz gibi bugün de akıl sağlığı yerinde. Yine rapor istenirse hasta hekim ilişkisi içinde normal görevimizi yapacağız. Olağanüstü bir şey değil yani, bu şekilde çok kimselerle görüştük."

Saygılı, Oktar'ın son ifadesinde akıl hastanesi döneminde ayağına zincir bağlandığı iddiasını yalanlayarak, "Kesinlikle böyle bir şey yok. Kendisi düşünce suçlusuydu, diğer hastalar gibi cinayet suçu işlememişti, zararsız, şiddet eğilimi yoktu. Deli gömleği diye bilinen gömleği bile giydirmedik" diye konuştu.

Kaynak: Habertürk

Güncelleme Tarihi: 06 Ağustos 2018, 11:46
YORUM EKLE