10 Ekim Katliamı'nda yaralanan Akkaya: Bunun neresi ihmal, bal gibi kasıt

10 Ekim Ankara Katliamı’nın ikinci duruşması 4’üncü gününde devam ediyor

10 Ekim Katliamı'nda yaralanan Akkaya: Bunun neresi ihmal, bal gibi kasıt

10 Ekim Ankara Katliamı duruşmasında konuşan müşteki İbrahim Akkaya, “Bunun neresi ihmal, bal gibi kasıt!” diyerek, devletin katliamdaki ihmaline dikkat çekti.

Akkaya, yaşanan katliamın 7 Haziran seçim sonuçlarıyla ilişkili olduğunu ileri sürdü.  

Ankara Adliyesi 4’üncü Ağır Ceza Mahkemesinde devam eden duruşmaya çok sayıda müşteki, avukat, tutuklu sanık ve izleyici katıldı. Müşteki ifadeleri sırasında zaman zaman duygulu anlar yaşanırken, duruşmaya, 5 Haziran HDP Diyarbakır mitinginde yaşanan patlamada iki bacağını kaybeden sinemacı Lisa Çalan da katıldı.

‘O ALAN BİLEREK GÜVENLİK GÖREVLİLERİNDEN TEMİZLENDİ’

Katliamda yaşamını yitiren Dicle Deli’nin babası müşteki Faik Deli ifadesini verdi. Deli, davanın siyasi ve bir emek-sermaye davası olduğunu ifade etti. Deli, “Katliamın bir bütün olarak planlanarak IŞİD barbarlarına yaptırıldığına inanıyoruz” dedi. Deli, ifadesini şöyle sürdürdü:

“Garın önünde hiç mi yaralı polis çıkmaz, yaralı bir MİT görevlisi çıkmaz? Bu tesadüf mü? O alan bilerek güvenlik görevlilerinden temizlendi. Bahsettiğimiz IŞİD zihniyetli güvenlik görevlilerinin tepeden aşağı kadar daha evveliyatı var. Ethem Sarısülük'ün öldürülmesine de birlikte şahit olduk. Ali İsmail'e, Berkin Elvan'a tanık olduk. En son dün polislerin bize dönerek sinkaflı küfür etmesi bize bakışı bir kez daha ortaya koydu. Biz asker ve polisin yoksul çocukları olduğunu biliyoruz. Ancak, bu devlet o çocuklardan da birer katil yaratmış. İşte bizim sorgulamamız gereken, bu sistemin tartışılıp mahkûm edilmesidir.”

‘HÜKÜMETİN AYRIMCI POLİTİKALARI BU HALE GETİRDİ’

Deli, hükümetin halka karşı ayrımcı davrandığını ifade ederek, her şeye rağmen barış dediklerini söyledi. Deli, şunları kaydetti: “Bu ülkede kontrollü darbe girişimi yaşandı. O gün kerhen sokağa çıkmış ve ayağından yaralananlara maaş bağlandığını biliyorum. Onlara bağlanan 3 bin 200 TL maaş, burada üniversitede çocuk okutana 110 TL maaş. Bu devletin ayrımcılığının göstergesidir. Devletin ailelere bir bütün olarak bakış açısı budur. Hükümetin ayrımcı politikaları zaten bu hale getirdi. Bunu da bu ayrımcılığın göstergesi olarak anlattım. Sevdiklerimizi kaybetmemize rağmen biz hala barış diyoruz.”

‘ARBEDE YAŞANDI, AMLAMLANDIRAMADIK’

Müşteki Gamze Dinigüzel ise ifadesinde olay anında yaşananları anlattı. Dinigüzel, bombanın patlamasından sonra üzerlerine gaz fişeği atıldığını ifade ederek, aynı zamanda gazla mücadele etmek zorunda kaldıklarını anlattı.

Dinigüzel, şunları söyledi: “İlk düştüğümüz yerde 45 dakika kadar bekledik. Alanla yol arasında bir yerdeydik. 20-25 dakika sonra arbede yaşandı, anlamlandıramadık. Gaz fişeği gelmeye başladı. Yanımdaki eşarbın birini Ayşegül'e verdim. Diğerini ağzıma doladım. Gazdan etkilenmemek için kafamı yere eğdim. Arkadaşlar gelerek Ayşegül'ü pankarta koydular. Sonra onu taşıdılar, ben de çantası ve ayakkabılarını götürdüm peşinden. Ambulanslar doluydu, taksiyle mi götürsek diye düşünürken, bir ambulansa alındı. Hastaneye götürdük.”

‘DEVLET ‘AYDINLAR ÖLSÜN, KİŞİLİKSİZ İNSANLAR YETİŞSİN’ DİYE VAR’

Katliamda yaşamını yitiren Önder Atabey’in annesi müşteki Halime Atabay ifadesinde, “Ben oğlumu devlet öldürsün diye yetiştirmedim” dedi. Atabay, şöyle konuştu: 

“Ben oğlumu devlet öldürsün diye yetiştirmedim. 36 yaşına gelene kadar ne zorluklarla büyüttüm onu ben. AKP'yle FETÖ'cüler beraber soruları çalıp benim oğlumun emeklerini çaldılar. Bu vicdansızlara insan denmez. Bizim çocuklarımız oraya insanlar ölmesin diye gitmişlerdi. Ne oldu, ‘devlet aydınlar ölsün, kişiliksiz insanlar yetişsin’ diye var. Bu acı da hiçbir şeye benzemiyor. Ancak yaşayan bilir. Gece uyanıp oğlumun yatağına gidiyorum, 16 aydır yaşamıyorum. Ne kadar suçlu varsa, Antep Emniyet Müdüründen, geçiren polislerden, Başbakan'dan, İçişleri Bakanı'ndan, MİT'ten şikayetçiyim. Benim eşim de polisti, bunlar polis değil. Bunlar AKP'nin kuklası.”

Katliamda yaralı olarak kurtulan müştekilerden İbrahim Akkaya duruşmada ki ifadelerinde saldırıların 7 Haziran seçim süreci ile gerçekleştiğini ifade etti. Akkaya, ifadelerinde şunları söyledi: "7 Haziran seçim süreci HDP bürolarında bombalar patladı. Diyarbakır seçim mitinginde patlama oldu. İlk defa seçim yaşamadık, mitingler öncesi alanda aramalar yapılır. Diyarbakır’da bu yok. İhmal mi, diyemiyoruz. Suruç basın açıklaması. 

Suruç'ta patlama oldu 33 genç katledildi, 1 tane görevli yok içlerinde. 10 Ekim Gar mitingi; sendikalar, kitle örgütleri, meslek odaları ve onlara destek olan siyasi partiler. İzinli miting, tertip heyeti var, valiyle görüşmeler yapılıyor, her şey belli. 

Miting alanına girerken herkes aranarak alana alınır. Güzergahta da güvenlik önlemleri alınır. Her seferinde olduğu gibi o gün de erkenden alana giderek arkadaşlarımızı karşıladık. Bizimde önlemsizlik dikkatimizi çekti, ‘demokratikleşiyoruz’ diye alaya aldık. Sonra bombalar patladı. O bombalar daha çok Kürt halkına, sisteme muhalif ölenlere yönelik 'Hak ediyorlar' denilerek kullanıldı. Bu alanda işçi, emekçi ve daha bir sürü çevre vardı. Bu yüzden olmaz dedik. Biz bunu hak etmedik. Orada köfteci dahi yaralandı, ama polis yok aralarında. O gün yoklardı alanda. Bunun neresi ihmal, bal gibi kasıt!”

Duruşmaya yarım saat ara verildi. Duruşmaya aradan sonra devam edilecek.  

KAYNAK: DİHABER 

Güncelleme Tarihi: 10 Şubat 2017, 09:20

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER