Gülümseyin, tarihe geçiyorsunuz

Abone Ol

Yakınlarını siyasal cinayetlerde kaybedenlerin bir araya geldiği Toplumsal Bellek Platformu, bugün Meclis’te. Bu Meclis’e ilk gidişleri değil. Geçen yasama döneminde faili meçhul siyasi cinayetler için araştırma komisyonu kurulmasını talep etmek amacıyla oradaydılar. Bu defa amaç, Sivas katliamı davasının zamanaşımına uğramasının engellenmesi.
Yarın, Sivas davasının duruşması var. Bu duruşma sonucunda bazı sanıklar açısından davanın zamanaşımına uğraması bekleniyor. Sivas’ta yakınlarını yitirenler, hukuk algısının ve yorumunun değişmesi için mücadele ediyor. İnsanlığa karşı suç olarak değerlendirdikleri katliamlara zamanaşımının uygulanmamasını talep ediyor.
Ceza Kanunu’nda 2004 senesinden beri insanlığa karşı suç yer alıyor. Kanunun 76. maddesinde de bu suçlar için zamanaşımının işlemeyeceği belirtiliyor.
Dolayısıyla bu maddenin kabul edildiği tarihten sonra insanlığa karşı suç işlenirse zamanaşımı işlemeyecek.
Peki, bu tarihten önce işlenen insanlığa karşı suçlar için ne yapacağız? Statik bir hukuk yorumuyla bakarsak, hiçbir şey yapamayacağız. Kanunsuz suç olmaz ve sanıklara lehe olan hüküm uygulanır. Yani Sivas katliamcıları da, Diyarbakır cezaevi işkencecileri de, 12 Eylül paşaları da -insanlığa karşı suç, onlar bu suçları işlediklerinde Ceza Kanunu’nda tanımlı olmadığı için- zamanaşımından faydalanıp, cezalandırılmayıp, yaşayıp gidecekler.
Oysa Arjantin’in son yıllarda yaşadığı tecrübe, hukukun başka türlü de yorumlanabileceğini ve insanlığa karşı suç işleyenlerin adalet ağının zamanaşımı deliklerinden kaçamayabileceğini gösteriyor.
Bizdekine benzer bir hukuki manzarayla karşı karşıya kalan Arjantin, sorunu gidermek için Birleşmiş Milletler’in savaş suçlarına ve insanlığa karşı zamanaşımının kabul edilmemesine dair anlaşmasını imzaladı.
Arjantin Yüksek Mahkemesi de bu anlaşmaya dayanarak, klasik ceza hukukunun sınırlarını zorlamak pahasına, insanlığa karşı suçu geriye doğru işletti ve bu suçlar için zamanaşımını kaldırdı.
Mahkeme askeri cunta döneminde olanları sadece cinayet olarak nitelemenin uluslararası toplumun değerlerine aykırı olacağını belirtti. Ardından dönemin sorumluları yargılanmaya başladı. Davalar, eski diktatör Reynaldo Bignon’un ömür boyu hapse mahkûm edilmesine kadar vardı.
Sivas katliamının zamanaşımına uğraması ve bazı sanıkların hiç ceza almayacak olması, bizde de Arjantin’dekine benzer bir tartışma yarattı. Diyarbakır Cezaevi’ndeki toplu işkence de sempozyumlara ve bilimsel raporlara konu olmaya başladı.
Yargının kendiliğinden, Arjantin Yüksek Mahkemesi’nin verdiği gibi bir karar verebileceğine ihtimal vermiyorum. Uluslararası hukuka yaslanan, Kıta Avrupası hukuk sistemlerinde pek rastlanmayan bir hukuki yaratıcılığı bizim mahkemelerden beklemek gerçekçi olmaz.
İktidar partisinin oylarıyla faili meçhul cinayetler için araştırma komisyonu kurmayı reddeden bir Meclis’in Arjantin’in yaptığı gibi zamanaşımının tamamen ve suçun işlendiği tarihten bağımsız olarak kaldırılmasını sağlayacak bir anlaşmayı kabul etmesi de aynı şekilde gerçekçi olmayacaktır.
Ancak bilinmeli ki bugün değil yarın, yarın olmazsa ertesi gün, bir gün bir mahkeme bizde de Arjantin’deki gibi bir karar verecek. Bir gün bizde de bir Meclis hakikatlerle yüzleşmek için komisyonlar kuracak.
İşte bugün kendilerine tarihi görevlerini hatırlatmak için Ankara’ya gelen insanları iyi dinlesinler. Çünkü tarih canilerden hesap sorabilecek cesur siyasetçileri yazdığı kadar, onlardan önce haklı taleplere kulaklarını kapatanları da yazacaktır.
Sivas, Diyarbakır ve daha niceleri... 12 Eylül ve kontrgerillanın tüm cinayetlerinin bir gün hesabı sorulacak. Bu hesabın sorulmasına hizmet edenlerden mi, bu hesabın sorulmasına engel olanlardan mı olacağınızı biraz da bugün ne yapacağınız belirliyor.
Bugün Meclis’e gelenleri her zamanki ziyaretçilerinizle karıştırmayın. Tarihe geçiyorsunuz. Gülümseyin.

{ "vars": { "account": "UA-51532466-3" }, "triggers": { "trackPageview": { "on": "visible", "request": "pageview" } } }