Gezi davasında savcılığın mütalaasının ardından ilk duruşma yarın Çağlayan Adliyesi’nde görülecek

Gezi davasında savcılığın esas hakkında görüşünü sunmasının ardından gelecek duruşma yarın İstanbul Çağlayan Adliyesi’nde görülecek. Savcılık 4 Mart’ta mahkemeye sunduğu mütalaada, tutuklu iş insanı Osman Kavala ve mimar Mücella Yapıcı’nın ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırılmasını talep etmişti. 

İstanbul Taksim’de başlayıp ülke geneline yayılan Gezi Parkı eylemlerine yönelik ilk dava 2014 yılında dava açıldı. Sanıkların 2015 yılında beraat etmesinin ardından 2019 yılında ikinci bir dava daha başlatıldı. Bir yıl sonra sonuçlanan bu davada "cebir ve şiddet kullanarak hükümeti ortadan kaldırmaya teşebbüs", "mala zarar verme", "kasten yaralama" ve "ağırlaştırılmış yaralama" suçlarından yargılanan sanıklar, suçlamalara ilişkin somut ve kesin delil bulunmadığı gerekçesiyle bir kez daha beraat etti. Fakat savcılığın itirazı üzerine davanın yeniden görülmesine karar verildi.

Gezi davası avukatları, beraat kararının bozulmasının Gezi Parkı eylemlerini kriminalize etmeye yönelik bir başka girişim olduğunu dile getirmişti. Öte yandan, Şubat 2021'de beş yıldır tutuklu bulunan iş insanı Osman Kavala’nın "anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs" ile "siyasal ve askeri casusluk" suçlarından yargılandığı dava, itiraz üzerine tekrar görülmeye başlanan Gezi davası ile birleştirildi. 657 sayfalık Gezi Parkı iddianamesinde 16 sanığa isnat edilen suçlar arasında, "hükümeti ortadan kaldırmaya teşebbüs", "mala zarar verme", "nitelikli yağma", "Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Aletler Hakkında Kanun’a muhalefet" gibi suçlar var. Sanıkların 606 yıldan 2 bin 970 yıla kadar ceza almaları talep ediliyor.

Savcı "ağırlaştırılmış müebbet" talep etti

Geçen sene Temmuz ayında yargılama kapsamında yeni bir gelişme yaşandı. Beşiktaş'ın taraftar grubu Çarşı üyelerinin de aralarında bulunduğu 35 sanığın, Gezi protestoları nedeniyle yargılandığı davanın, Gezi Parkı ana davasıyla birleştirilmesine hükmedildi. Bu birleştirme kararının ardından davanın son duruşması 21 Şubat’ta görüldü. 1 Kasım 2017 tarihinden bu yana Silivri Cezaevi’nde bulunan Osman Kavala’nın tutukluluğunun devamına karar verilen bu duruşmada, Çarşı davasının Gezi Parkı davasından ayrılmasına karar verildi. Son olarak 4 Mart’ta savcılık, esas hakkında görüşünü açıkladı. Mütalaada, Osman Kavala ve Mücella Yapıcı'nın, "cebir ve şiddet kullanarak hükümeti ortadan kaldırmaya teşebbüs" suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırılması talep edildi.

Savcılık, davanın diğer sanıkları Çiğdem Mater, Hakan Altınay, Mine Özerden, Can Atalay, Tayfun Kahraman ve Yiğit Ali Ekmekçi’nin ise "cebir ve şiddet kullanarak hükümeti ortadan kaldırmaya teşebbüse yardım etme" suçundan 15 yıldan 20 yıla kadar hapisle cezalandırılmasını istedi. Mütalaada ayrıca, haklarında yakalama kararı bulunan sanıklar Pınar Alabora, Henry Barkey, Can Dündar, Gökçe Yılmaz, Meltem Arıkan, Hanzade Hikmet Germiyanoğlu, Memet Ali Alabora, Yiğit Aksakoğlu ve İnanç Ekmekçi’nin dava dosyasının ayrılarak yakalama kararı infazlarının beklenmesi talep edildi. Gelecek duruşma yarın İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülecek. 

"Mütalaa, şimdiye kadar yaratılanların en tehlikelisi"

Duruşma öncesi Taksim Dayanışması tarafından yapılan basın açıklamasında, "Gezi sürecine dair dava edilmesi, yargılanması gereken birileri varsa, amansızca ve kural tanımadan ölümlere ve yaralanmalara neden olanlardır. Gezi direnişinin tarihsel gerçekliği, tarafsızlığı çoktan tartışmalı hale gelmiş mahkemelerinizin zorlamasıyla değiştirilemez. Bu akıl ve hukuk dışı dava derhal geri çekilmeli, kurgu ithamlarla yargılanmak istenen arkadaşlarımız hakkındaki iddialar düşürülmeli, somut hiçbir delil olmadığı halde siyasi bir tutsak olarak tutukluluğu devam eden Osman Kavala derhal serbest bırakılmalıdır" denildi.

Gezi davası kapsamında yargılanan avukat Can Atalay, savcılığın verdiği mütalaa hakkında, "Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın dokuz yıldır Gezi olarak anlatmaya çalıştığı şeyi bir tarih tezi olarak kanıtlamaya ve yurttaşların demokratik itirazlarının önünü almak için bir mahkeme kararına ihtiyaçları var.

Geçtiğimiz dokuz yıl boyunca Türkiye’nin bu koşullarında dahi yargı bu yönde bir karar vermedi. Böyle bir karar verdirilemedi. Şimdi bu başarılmaya çalışılacak gibi gözüküyor" diye konuştu.

DW Türkçe’ye konuşan mimar Mücella Yapıcı ise, "Benim hem mesleki hem de aydın olarak görevim kente yapılan hukuksuz müdahalelerin önlenmesi. Bu hukuksuzluklara karşı uygulanan şiddet karşısında halkın tepkisini ve bu tepkinin yarattığı umudu unutturmak isteyen iktidar aradan geçen zamanı fırsat bilerek başka bir Gezi tarihi yazmaya çalışıyor. Gelinen nokta, bu konuda bugüne kadar üretilen ve adına iddianame denilen senaryoların bir araya getirilmiş yeni bir versiyonundan ibaret. Bu yeni versiyon şimdiye kadar yaratılanların en tehlikelisi olarak karşımıza çıktı" ifadelerini kullandı. 

Gözden kaçırmayın

Kripto para piyasasında 1 trilyon dolar silindi Kripto para piyasasında 1 trilyon dolar silindi

Kaynak: DW Türkçe / Burcu Karakaş