Mahkeme, Kavala’nın tutukluluk halinin devamına karar verdi. Bir sonraki duruşma 22 Nisan'da görülecek

Gezi Davası'nda savcılık mütalaasının ardından ilk duruşma bugün görüldü. Savcılık 4 Mart’ta mahkemeye sunduğu mütalaada, 1602 gündür tutuklu olan Osman Kavala ile Mimar Mücella Yapıcı’nın ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırılmasını talep etmişti.

Evrensel’den Meltem Akyol’un haberine göre, bugünkü duruşmada mahkeme Osman Kavala’nın tutukluluk halinin devamına karar verdi. Bir sonraki duruşma 22 Nisan'da görülecek.

Gözden kaçırmayın

Son cumhurbaşkanlığı anketi açıklandı: Erdoğan'a kötü haber Son cumhurbaşkanlığı anketi açıklandı: Erdoğan'a kötü haber

Duruşma, Türkiye’nin, Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi’nin yaptırım sürecini başlatmasına rağmen tahliye edilmeyen Kavala’nın “hükümlü” statüsünde olmasını amaçladığına yönelik iddiaların gölgesinde görüldü.

1602 GÜNDÜR TUTUKLU OLAN OSMAN KAVALA SEGBİS İLE KATILDI

İstanbul 13’üncü Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen duruşmaya 4 Mart’ta açıklanan mütalaa ile hakkında “hükümeti ortadan kaldırmaya teşebbüs” suçlamasıyla ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası talep edilen Osman Kavala, tutuklu bulunduğu Silivri Cezaevinden SEGBİS ile katıldı.1602 gündür tutuklu bulunan Osman Kavala üç duruşmadır yargılamaya katılmıyordu.

Kimlik tespitleri ile başlanan duruşmada; mütalaada, Osman Kavala ile birlikte hakkında ağırlaştırılmış müebbet talep edilen Mücella Yapıcı ile darbeye teşebbüs suçunu “yardım eden sıfatıyla” işledikleri gerekçesiyle haklarında 20 yıla kadar hapis istenen Can Atalay, Tayfun Kahraman, Çiğdem Mater Utku, Ali Hakan Altınay, Mine Özerden hazır bulunurken, Yiğit Ali Ekmekçi ise yurt dışında bulunması nedeniyle duruşmaya katılmadı.

CHP Grup Başkan Vekili Özgür Özel, CHP Milletvekilleri Turan Aydoğan, Sezgin Tanrıkulu, Ali Şeker, Onursal Adıgüzel ve Mahmut Tanal, CHP İstanbul İl Başkanı Canan Kaftancıoğlu ile HDP Grup Başkan Vekili Saruhan Oluç ve HDP Milletvekilleri Züleyha Gülüm, EMEP Genel Başkanı Ercüment Akdeniz, TİP Genel Başkanı Erken Baş ile TİP Milletvekili Ahmet Şık’ın da aralarında bulunduğu çok sayıda demokratik kitle örgütü temsilcileri ve çok sayıda gazeteci davayı takip ediyor.

ATALAY: MÜTALAADA 5 DVD VAR DENİYOR, NEREDE O DVD’LER?

Kimlik tespitlerinin ardından Can Atalay usulü talepleri olduğunu söyleyerek söz aldı.

“Yargılama faaliyeti olarak ne yaptınız?” diye soran Atalay, “Biz ısrar etmeseydik heyetiniz, bozmaya ilişkin beyanımızı bile almayacaktı. Bozmaya ilişkin beyanlarımızı ısrarla 'savunma' diyerek aldınız. Çarşı davasıyla ilgili kurduğunuz ara karar, adli tıpa yazdığınız yazı, bozmaya ilişkin beyanlarımızın alınması, Kavala'nın tutukluluk durumuna ilişkin olarak avukatların beyanı... Sadece bunları yaptınız” dedi.

“Biz süre talep etmiyoruz. Biz Gezi'yi savunduk, savunmaya devam edeceğiz. 2014'te kulağımıza ulaştırılan duyumlara rağmen bu ülkeden gitmedik. 2018 soruşturma aşamasında da kovuşturma aşamasında da bizimle ilgili yurt dışı yasağı konulmamasına rağmen gitmedik. Bizim bu yargılamayı uzatmakla ilgili bir çıkarımız olamaz” diye konuştu.

“Bir düğmeye basıldı, Gezi davasının beraat kararı bozuldu. Bir düğmeye basıldı Çarşı davasının beraat kararı bozuldu. Yine bir anda düğmeye basıldı, esas hakkında mütalaa geldi” diyen Atalay, “Mütalaanın altıncı sayfasında 5 tane delilden bahsediyor, 5 DVD. Savcı bey de görmemiştir bence. Kim gördü bunları, kim kaydetmiş, hukuki dayanakları nerede, sonradan müdahale olup olmadığına bakıldı mı, kimse gördü mü bunu? Bakın bizimle ilgili 20 yıla kadar, Kavala ve Mücella ile ilgili ağırlaştırılmış müebbet diyorsanız. Bu hukuk değil, bu siyaset. Fethullahçı savcı başlatıyor soruşturmayı, imzasız rapora dayandırarak. Savcılık, deliller konusunda, üstleniyor. Nasıl üstlenirsiniz? Biz suç işlemedik dedik, her yerde. Nerede bunun beyanları” diye sordu.

ATALAY: SOYLU İLE İLGİLİ SUÇ DUYURUSUNDA BULUNACAK MISINIZ?

“İstinaf kararı gerekleri yerine getirilmeden nasıl hükme gidiyorsunuz? Yargıtay 16. Ceza Dairesinin bozma kararı ne oldu?" diye soran Atalay “Cumhurbaşkanı Erdoğan 9 yıldır ne zaman canı sıkılsa Gezi diyor, Gezi'deki dava diyor. Bu dosyadan ceza çıkmak durumunda. Geçtiğimiz hafta çıkan haberlerde Beştepe'de bu davayla ilgili toplantı yapıldığı Adalet Bakanı Gül'ün fikri kabul edilmediği için istifa ettiğini biliyoruz. Bunu tekzip edemediler. İçişleri Bakanı açıklama yaptı. Heyetiniz Soylu hakkında suç duyurusunda bulunacak mı? Yargılamayı etkilemenin daha bariz bir örneği yok. Eğer bu talebimi reddederseniz karar tümüyle politik olacaktır” ifadelerini kullandı.

BAYRAKTAR: HİÇBİR ŞEY YAPMADINIZ AMA KARAR AŞAMASINDAYIZ

Atalay’ın ardından Osman Kavala’nın avukatlarından Köksal Bayraktar söz aldı. Sözlerine “Siz işin esasına girmediniz, hiçbir şey yapmadınız, yeni bir şey yok ama karar aşamasındasınız” diye başlayan Bayraktar, “30. Ağır Ceza Mahkemesinde verilen sanık ifadelerini tekrar ettirdiniz, başka hiçbir şey yapmadınız. Müvekkilim usul hükümleri karşısında yalpalayan bir mahkeme karşısında 4 yıldan fazladır tutuklu. Hiçbir davada olmayan bir şeyle karşı karşıyayız. Savcılık olmasına rağmen bakanlar bu davaya müdahil oluyor. 700 kişi 'müştekiyiz' diyor, bunların biri dahi mahkemeye getirilmiyor. Durum buyken karara gitmek doğru değil” dedi.

Bayraktar, O dönem bakan olan ve Osman Kavala’nın görüştüğü Nimet Çubukçu ile Saduhllah Ergin’in dinlenmesini ve Barkey'in kaldığı otelin tespit edilmesini talep etti.

PEKİN: SAVCILIK NASIL OLUR DA BUNLAR NE DİYOR DİYE MERAK ETMEZ

Bayraktar’ın ardından Ali Hakan Altınay’ın Avukatı Tora Pekin söz aldı. Pekin, “Savcılık nasıl olur da merak etmez. Telefonlarını dinleyip dosyaya suç delili olarak koyduğunuz kişiler var, bunlar ne diyor diye nasıl merak etmezsiniz. Bu telefonla görüşen kişilerin tanık olarak dinlenmesini talep ediyoruz. Savcılığın siyasi yaklaşımı ile gerçek açığa çıkamaz, gerçek açığa böyle çıkacak” diyerek süre talebinde bulundu.

İŞLER: TAPELERİN DİNLEME KARARLARI İLE SES KAYITLARININ TÜMÜ DOSYAYA KONULMALI

Avukat Evren İşler ise mütalaada yer alan tapelere ilişkin talepte bulundu. İşler, “Dinleme kararları dosyanızda yok. Sadece tapeler var elinizde, bunları dikkatli şekilde okuduğunuzda aralarında kesintiler olduğu anlaşılıyor. Orada ne olduğunu bilmiyoruz, siz de bilmiyorsunuz. Çünkü dosyada ses kayıtları yok. Hukuka aykırı elde edilen deliller ne yaparsanız yapın hukuka uygun olmaz. Dolayısıyla bu dinlemelere dayanak yapılan dinleme kararlarının dosyaya konulmasını talep ediyoruz. Yine ses kayıtlarının tümünün dosyaya konulmasını talep ediyoruz. Yine başbakanlıktaki toplantıya katılan Bülent Arınç da dahil bütün isimlerin tanık olarak dinlenmesini istiyoruz” ifadelerini kullandı.

KAVALA: HUKUK DIŞI

Taleplerle ilgili görüşü sorulan duruşma savcısı Edip Şahiner süre taleplerinin kabulü ile Osman Kavala'nın tutukluluk halinin devamına karar verilmesini talep etti. Savcı görüşüne ilişkin beyanda bulunan Osman Kavala şunları söyledi: “Gezi davasından beraat ettikten sonra iki suçlamadan yargılandım. Özellikle ‘casusluk’ suçlamasına dair ne ortada temin edilmiş bir bilgi var, ne de iddia makamı bu bilginin ne olduğunun araştırılmasına dair bir çaba. Casusluk suçundan tutuklanmış olduğumun hukuksuz olduğu aleni hale gelmiştir. Henry Jack Barkey, ile görüşmelerle ilgili herhangi bir somut bilgi ve belge de konmadı dosyaya. Bu görüşmeler sadece birbirine yakın baz istasyonundan gelen sinyale dayanıyordu. Casusluk suçlamasının kurucu unsurunun var olmadığını, bu husus var olmadan böyle bir suçlama yapılması tamamen hukuk dışıdır.”

AYTÖRE: KAVALA KANUNLARINDA SON NOKTA

Kavala’nın avukatı Deniz Tolga Aytöre ise Kavala’nın 4,5 yıllık tutukluluğunun son 2 yılının ‘casusluk’ suçlamasıyla ilgili olduğunu hatırlattı. “Savcının verdiği mütalaa 312’den mi, 328’den mi” diye soran Aytöre şunları söyledi: “Sizin neye devam istiyorsunuz, hiç yer vermediğiniz 328’den tutuklanmasını mı istiyorsunuz? İddia makamı ne istiyor, hala anlamış değilim. 328. maddenin tüm usurlarının oluştuğunu söylüyorsunuz. Biz iki yıldır yargılanıyoruz bundan. Şimdi 328 yok, nereye gitti… Kavala kanunlarında gelinen son nokta. Bu suçlama hiçbir suçun unsuru olamaz. Bu yargılama siyasi baskı altında yapıldığı için güvenmiyoruz. Siyasi bir coşkuyla yazılmış bir mütalaa bu. Bu iddianame ve mütalaanın ayak izlerine basmayın, aldatılıyoruz. Bu çok uzun sürmez, hukuktan uzaklaşanların çok da uzağa gidemediğini gördük. Karar, takdir heyetinizin" dedi.

KOYUNCU: KAVALA İLE TAHLİYEYİ YAN YANA KOYMAKTAN KORKUYORLAR

Osman Kavala’nın diğer Avukatı İlkan Koyuncu ise şunları söyledi: “Bir insanı casuslukla suçlayarak vatan haini ilan ettiniz. Mütalaada bu suçlama başka bir suçun unsuru haline getirildi. Yargıtay kararına uydunuz mu, direndiniz mi anlamadık. Sorgusu yapılan tanıkların tekrar sorgusunu yaptınız, bunu neden yaptınız? Osman Kavala ile tahliye ve beraatı yan yana yazmaktan korkuyorlar. Bizim dosya ilk geldiğinde bir tanık vardı, onu hiç dinlemediniz” diye konuştu.Avukat Köksal Bayraktar ise Osman Kavala’nın 4,5 yıldır tutuklu olduğunu hatırlattı, “Her defasında ‘ölçülü’ deniyor. Nedir ölçü” diye sordu, Osman Kavala’nın tahliyesini talep etti.

KAVALA’NIN TUTUKLULUK HALİNİN DEVAMINA KARAR VERİLDİ

Verilen 15 dakikalık aranın ardından kararını açıklayan mahkeme heyeti, Osman Kavala’nın tutukluluk halinin devamına karar verdi. Bir sonraki duruşma 22 Nisan saat 10.00’da görülecek.

206774

Taksim Dayanışması, Çağlayan'da bulunan İstanbul Adliyesi'nde görülen duruşma öncesi açıklama yaptı. Açıklamada şu ifadeler öne çıktı:

"Gezi direnişinin tarihsel gerçekliği, hayali senaryolara dayanan suçlamalarla, insanları iddianame bile olmadan aylarca, yıllarca tutuklu bırakmakla, tarafsızlığı çoktan tartışmalı hale gelmiş mahkemelerin zorlamasıyla değiştirilemez.

Bu akıl ve hukuk dışı dava derhal geri çekilmeli, kurgu ithamlarla yargılanmak istenen arkadaşlarımız hakkındaki iddialar düşürülmeli, somut hiçbir delil olmadığı halde siyasi bir tutsak olarak tutukluluğu devam eden Mehmet Osman Kavala derhal serbest bırakılmalıdır. Gezi sürecine dair dava edilmesi, yargılanması gereken birileri varsa, amansızca ve kural tanımadan kullandıkları şiddetle Gezi’nin çocuklarının düşlerini, geleceğini çalarak ölümlere ve yüzlerce yaralanmaya neden olanlardır.

Ülke tarihinde bir onur sayfası olarak yer alan Gezi direnişini, bu ülkenin geleceğine sahip çıkan demokrasi ve özgürlük çığlığını karalama çabasından artık vazgeçin.

Bu ülkeye bir gün demokrasi gelecekse, onca baskı ve şiddete rağmen kısamadığınız seslerin Gezi’deki yankısından gücünü alacaktır. 2013’ün Haziran’ında Gezi Parkı’ndaki o rengarenk dayanışmacı anlayışı sahiplenen tüm yurttaşları, özgürlük ve demokrasi talebiyle ülkemizin geleceğine umut olan tüm kurumları, 'terör', "darbe', 'dış güçlerin oyuncağı' gibi asılsız ithamlarla lekelenmek istenen Gezi’nin gerçek tarihine sahip çıkmaya çağırıyoruz. Çünkü yaşam alanlarını savunanların, mühendislerin, mimarların, şehir plancılarının, doktorların, gazetecilerin, avukatların, öğrencilerin, akademisyenlerin, emekçilerin, kadın hareketinin, lgbti+ bireylerin yanında hep birlikte kol kola girip baskılara karşı direnmeye devam etmenin yolu, kısacası demokrasinin yolu Gezi’nin gerçek tarihine sahip çıkmaktan geçiyor."

NE OLMUŞTU?

İstanbul Taksim’de başlayıp ülke geneline yayılan Gezi Parkı eylemlerine yönelik ilk dava 2014 yılında açıldı. Sanıkların 2015 yılında beraat etmesinin ardından 2019 yılında ikinci bir dava daha başlatıldı. Bir yıl sonra sonuçlanan bu davada "cebir ve şiddet kullanarak hükümeti ortadan kaldırmaya teşebbüs", "mala zarar verme", "kasten yaralama" ve "ağırlaştırılmış yaralama" suçlarından yargılanan sanıklar, suçlamalara ilişkin somut ve kesin delil bulunmadığı gerekçesiyle bir kez daha beraat etti. Fakat savcılığın itirazı üzerine davanın yeniden görülmesine karar verildi. Osman Kavala cezaevinden çıkamadan yeniden tutuklandı bir süre sonra da beraat kararı istinaf mahkemesi tarafından bozuldu.

Bu süreçte 1602 gündür tutuklu bulunan Osman Kavala’nın "anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs" ile "siyasal ve askeri casusluk" suçlarından yargılandığı dava, beraat kararı bozulan Gezi davası ile birleştirildi.

Yanı sıra Beşiktaş'ın taraftar grubu Çarşı üyelerinin de aralarında bulunduğu 35 sanığın, Gezi protestoları nedeniyle yargılandığı davanın da beraat kararı bozuldu. O dava da Gezi Parkı ana davasıyla birleştirildi.

Tüm itirazlara rağmen torba davaya dönüşen Gezi Davası'nda yargılama 21 Şubat 2022 yılına kadar böyle devam etti. 21 Şubat'ta görülen duruşmada şimdiye kadar davaların ayrılması taleplerini reddeden mahkeme heyeti, Çarşı davasının ayrılmasına karar verdi.

KAVALA VE YAPICI İÇİN AĞIRLAŞTIRILMIŞ MÜEBBET TALEBİ

4 Mart’ta savcılık, esas hakkında mütalaasını açıkladı. Mütalaada, Osman Kavala ve Mücella Yapıcı'nın, "cebir ve şiddet kullanarak hükümeti ortadan kaldırmaya teşebbüs" suçundan ağırlaştırılmış müebbet ile hapis cezasına çarptırılması talep edildi.

6 KİŞİ İÇİN 20'ŞER YILA KADAR HAPİS İSTENİYOR

Mütalaada, davanın diğer 6 sanığı, Çiğdem Mater Utku, Ali Hakan Altınay, Mine Özerden, Şerafettin Can Atalay, Tayfun Kahraman, Yiğit Ali Ekmekçi’nin ise “Türkiye Cumhuriyeti Hükûmetini ortadan kaldırmaya veya görevlerini yapmasını kısmen veya tamamen engellemeye teşebbüs” suçunu yardım eden sıfatıyla işledikleri gerekçesiyle 15 yıldan 20 yıla kadar hapisle cezalandırılmaları istendi.

9 KİŞİNİN DOSYASI AYRILDI

Mütalaada ayrıca, haklarında yakalama kararı bulunan sanıklar Pınar Alabora, Henry Barkey, Can Dündar, Gökçe Yılmaz, Meltem Arıkan, Hanzade Hikmet Germiyanoğlu, Memet Ali Alabora, Yiğit Aksakoğlu ve İnanç Ekmekçi’nin dava dosyasının ayrılarak yakalama kararı infazlarının beklenmesi talep edildi.