”Maraş’ta bu konuyu konuşmak çok da alışık olduğumuz bir şey değil” diyen Ercan Jan Aktaş şöyle devam etti:
“İki gündür bu kenti tanımaya, anlamaya çalışıyorum, gerçek bilgi dokunarak içinde olarak edinebilir diye bir yaklaşımım var. Öte yandan bu kadar ırkçı/militer, erkek egemen bir toplum bir toplumda vicdani retçi olmak çok katmanlı bir çatışma alanı doğurmakta. Vicdani retçi olduğunuz için, her şeyden önce sistem tarafından topluma yedirilen militer kültür ile ciddi bir çatışma alanına giriyorsunuz. Çünkü şiddet ve baskı ile bu toplum askerliğin ‘kutsal’, asker ocağının da ‘peygamber ocağı’ olduğuna ikna edildi. Ancak 15 Temmuz’da bütün bu kutsal mitler yerle bir oldu. Diğer bir çalışma alanı ise devlet ile olan. Her iki çatışma alanı da süreklilik arz etmekte.”
“HER ERKEK MECBURDUR”
Gökhan Soysal ise özellikle vicdani reddin hukuksal boyutu bağlamında bir sunum yaptı.
Soysal, “Türkiye anayasasında zorunlu askerliğe dair bir madde yok. ‘Vatan görevi’ diye bir belirleme var. Zorunlu 1111 askerlik kanununda ‘Madde 1 – Türkiye Cumhuriyeti tebaası olan her erkek, işbu kanun mucibince askerlik yapmaya mecburdur’ diye geçer. Ancak çeşitli askeri mahkemelerde ‘vicdani ret hakkı vardır’ yönlü açıklama ve kararlar da vardır” dedi.
Atölye soru ve cevaplarla, sohbet biçiminde devam etti. (Ercan Jan Aktaş / Demokrat Haber)